(1412 S. K. m. 317, 365) (765 S. K. m. 16, 237, 240)
Görevde yetkiyi kötüye kullanmak ve Taşıt Yasasına aykırı davranmak suçlarından sanık Celalettin'in beraetine ilişkin Salihli Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.11.1998 gün ve 2034/1091 sayılı hükmün katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi 16.2.2000 gün ve 10156/1073 sayı ile;
"Sanığa yükletilen suçların niteliği ve dosya içeriğine göre suçlardan zarar görmedikleri halde mahkemece yasaya aykırı gerekçeyle kamu davasına yakınmada bulunanların katılmalarına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına, "suçtan zarar görmedikleri anlaşılan yakınıcıların temyiz isteklerinin reddi gerektiğine" ilişkin karşı oyla ve oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 28.3.2000 gün ve 145366 sayı ile;
"Kamu davasına katılmak için suçtan zarar görmek gerekir. Mahkemece, davaya katılma hakkı olmayanın müdahilliğine karar verilmesi, ona temyiz hakkı vermeyeceğinden, temyiz isteminin CMUY.nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir." gerekçesiyle itiraz edilmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Dosya içeriğine göre, belediye başkanı olan sanığın;
a) Belde sakinlerinden birinin bağına dökülen dört kamyon kum bedeli 20.000.000 lirayı, belediye adına tahsil etmeyip Belediye Spor Derneği makbuzu ile tahsil ederek görevde yetkisini kötüye kullandığı,
b) Makam aracı ile Bursa'ya kız kardeşini ziyarete gitmek suretiyle Taşıt Yasasına aykırı davrandığı,
c) İtfaiye aracı ile bir yakınının benzinliğindeki ağaçları sulattığı ve babasının taşınmazında biriken suları çektirdiği, her iki olayda da ücret almayarak yetkisini kötüye kullandığı,
İddiasıyla TCY.nın 240 ve 237 sayılı Yasanın 16. maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Sanık hakkında suç ihbarında bulunan ve belediye meclis üyesi olan yakınıcılar, açılan kamu davasına katılma talebinde bulunmuşlar ve bu istemleri kabul edilerek müdahilliklerine karar verilmiştir.
CMUY.nın 365 ve devamı maddeleri uyarınca suçtan zarar görenler, soruşturmanın her aşamasında davaya müdahale yolu ile katılabileceklerdir. "Suçtan zarar gören" kavramı yasalarda tanımlanmamıştır. Bu kavram ile "şikayet hakkının kullanılması", "şahsi dava" ve "mağdur" terimleri bazen örtüşmekte bazen de farklı olmaktadır. "Suçtan zarar görenin" sınırı, sanığa yüklenen ve cezalandırılması istenen fiille çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturmasındaki isteği ve bu eylemden dolayı gördüğü zararın niteliği nazara alınarak belirlenmelidir.
Süreklilik gösteren yargısal kararlarda da belirtildiği üzere, kamu davasına katılmak için suçtan doğrudan doğruya zarar görülmesi gerekir. Dolaylı zararlar nedeniyle kamu davasına katılmak olanaksızdır.
Somut olayda, belde sakini ve belediye meclisi üyesi olmak dışında bir sıfatı bulunmayan ve belediyeyi temsil etme yetkisi olmayan yakınıcıların gerçek anlamda ve suçtan doğrudan doğruya zarar gördükleri kabul edilemeyeceği gibi varsayılan zararlardan bahisle kamu davasına katılmalarının kabulü de olanaksızdır. Bu nedenle, suçtan doğrudan zarar gördüğü belirlenemeyen yakınıcıların katılma isteğinin mahkemece kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup, hukuken geçerli olmayan katılma kararı da hükme karşı yasal yollara başvurma hakkı vermeyeceğinden, dosyanın esası incelenmeksizin yakınıcılar vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Özel Dairece davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olmayan yakınıcıların temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması yasaya aykırı olduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile 4.Ceza Dairesinin 16.2.2000 gün ve 10156/1073 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yakınıcılar vekilinin temyiz isteminin CMUY.nın 317 maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 11.04.2000 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)