(765 S. K. m. 230, 240, 279)
Dava: Sanıklar Sebahat, Nesrin, Mehmet'in görevi ihmal suçundan beraatlarına ilişkin Adapazarı 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 13.11.1997 gün ve 524/786 sayılı karar, O Yer C.Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 11.11.1998 gün ve 8950/9985 sayı ile;
"Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Tapu Sicil Müdürlüğüne yazdığı, 23.3.1994 tarihli karar özetini içeren yazıda dava konusu taşınmazın sahibi olan Süleyman adına kaydının tamamının iptali ile Y U. A.Ş. adına tapu kütüğüne tesciline ve İ.İ.Yasasının 28. maddesinin hemen yerine getirilmesinin, hüküm kesinleştiğinde ayrıca bildirileceğinin belirlenmesine karşın, kesinleşmemiş karar örneğine dayanarak şerhin kaldırılıp, Süleyman'ın dava konusu taşımanın dava konusu taşımazı üçüncü kişiye satışını yapmasını sağlayan eylemlerinin TCY.'nin 240. maddesinde yazılı suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, genel kasıtla işlenen suçlarda özel kasıt arayan yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 23.2.1999 gün ve 33/141 sayı ile; "11.1.1994 tarihli Hukuk Mahkemesi'nin yazısı üzerine tapu kütüğüne şerh koyan sanıkların, aynı mahkemeden gönderilen 23.3.1994 tarihli yazı nedeniyle şerhi terkin ettikleri bu yazıda taşınmazla ilgili hükmün kesinleştiğinin de bildirildiği, sanıkların mahkemece kesinleştiği bildirilen hüküm nedeni ile ve mahkemenin açıkça şerhin terkin edilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine bu şerhi terkin ettikleri, bu yazı karşısında sanıkların başka bir hususu araştırmaya ihtiyaçlarının ve yetkilerinin bulunmadığı;
Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda sözü edilen 23.3.1994 tarihli kesin ve net yazısı karşısında sanıkların başka bir hususu araştırmaya gerek görmeden şerhi terkin etmiş olmalarının atılı suçun oluşmasını engeller bir yazı olduğu sonucuna varılarak unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatlarına karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle önceki kararda direnmiştir.
Bu kararın da O Yer C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 4.4.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanıkların görevi ihmal suçundan beraatlarına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlığın özde sübut noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Sanıklardan Mehmet Sakarya 1. Bölge Tapu Sicil Müdürü, Nesrin ve Sebahat ise aynı müdürlükte şef ve sicil memuru olarak görev yapmaktadırlar. Davacı Y.U. A.Ş. Vekili tarafından Süleyman aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davasında, 1. Aliye Hukuk Mahkemesi'nce 13.10.1997 gün ve 645/497 sayı ile taşınmazın Süleyman adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiş, bu karar 17.3.1994 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, Sakarya 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne 11.1.1994 tarihinde yazılan müzekkerede, Süleyman adına kayıtlı taşınmazın, malik hanesindeki kaydın satış vaadi sözleşmesi uyarınca iptaline ve davacı Y.U. A.Ş. adına tesciline karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği, kesinleşince ayrıca bildirileceği belirtilerek İİY.'nin 28. maddesi uyarınca taşınmaz kaydına şerh konulması istenilmiş, Müdürlükçe aynı gün tapu kaydına 172 yevmiye nolu şerh konulmuştur.
Tapu kaydında malik olarak görülen Süleyman, alıcı ile birlikte 23.3.1994 tarihinde anılan Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurmuş, sanıklardan Sebahat'in taşınmaz üzerinde ipotek, haciz ve şerh bulunduğunu bildirmesi üzerine, takyitlerin kaldırılması için daireden ayrılmış, aynı gün temin ettiği şerhin kaldırılmasına ilişkin 23.3.1994 tarihli, ilam veya hükmün özeti ekli bulunmayan yazıyı sanıklardan Sebahat'a, mahkeme mübaşiri aracılığıyla teslim etmiş, 16.5.1994 tarihinde ise 11.1.1994 tarihli yazı kapsamı dikkate alınmadan ve kesinleşmiş ilam aranmadan İİY.'nin 28. maddesi uyarınca konulan şerh kaldırılarak, taşınmazın ilk malik Süleyman tarafından üçüncü bir kişiye satışı sağlanmıştır.
Her ne kadar sanıklardan Sebahat, özde değişmeyen aşamalardaki savunmalarında, Sakarya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin 23.3.1994 günlü yazısında, suça konu taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırıldığının bildirilmesi karşısında yanılgıya düşerek satış işlemini yaptığının bildirmiş, diğer sanıklarda deneyimli bir memur olan sanık Sebahat'e güvenerek ilgili evrakı imzaladıklarını söylemişlerse de; Mahkemece sanıkların görevli bulundukları, Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılmış olan 23.3.1994 günlü yazı incelendiğinde, ( ilgi ) kısmında, taşınmazın katılan Anonim Şirket adına tapu kütüğünde tesciline karar verildiğini belirleyen 11.1.1994 günlü yazının gösterildiği ve kapsamında da bu hükmün kesinleşmiş olması nedeniyle şerhin kaldırıldığının vurgulandığı görülmektedir.
Türk Medeni Kanununun 910 ve devam eden maddeleri ışığında kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili olduğunda kuşku bulunmayan tapu sicillerinin tutulmasında bu ilgiyi ortaya koyacak özenin gösterilmesi de zorunludur.
Kaldı ki, deneyimli bir memur olan sanık Sebahat'in, tapu kaydına konulmuş olan önceki şerhe, Mahkemenin iki yazısı arasında geçen uzun süreye rağmen satış işlemini yapmadan önce mahkemenin kesinleşmiş kararını aramaması, diğer sanıklarında bu durumu denetlemeyerek satışa izin vermeleri Tapu Sicil Müdürlüklerinde oluşmuş işlem titizliklerine ilişkin teamüllere de aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle somut olayda sanıkların mücerret inkardan ibaret savunmalarına itibar etmek olası görülmemiştir.
Yine, TCY'nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 27, 9. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
TCY.'nin 230. maddesinde düzenlenen, görevi ihmal suçu ise, ceza uygulamasından memur sayılan kimsenin görevini yapmaması ya da gerekeni yapması ile oluşur, görevi kötüye kullanma suçunda etkin ( aktif ), görevi ihmal suçunda ise etkin olmayan ( pasif ) bir davranış söz konusudur.
İnceleme konusu somut olayda, tapu sicil müdürü, şef ve sicil memuru olarak görev yapan sanıklar, taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tescil edildiğine ilişkin 11.1.1994 tarihli yazı ve 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.10.1993 gün ve 645/497 sayılı ilamına aykırı olarak, taşınmaz üzerindeki şerhi kaldırarak taşınmazın üçüncü şahıslara satışını sağlamışlardır, sanıkların eylemi yasanın kendilerine verdiği görevi yapmama ya da gecikerek yapma biçiminde değil, yasaya aykırı olarak yapma şeklinde gerçekleştiğinden görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu tüm öğeleriyle oluşmuştur.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 25.4.2000 günü oybirliği ile karar verildi.(**)
Full & Egal Universal Law Academy