(765 S. K. m. 64, 65, 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık İ. K.'ın TCY.nın 503/1 ve 522. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aramalara rağmen bulunamayan diğer sanıklar Hakan ve B. K. haklarındaki davanın tefrikine ilişkin Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 3.9.1997 gün ve 1156/1097 sayılı hüküm sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 11.11.1997 gün ve 10748/10673 sayı ile;
1- Sanığa İcra Müdürlüğünce yediemin olarak teslim edilen otoyu, alacaklı kardeşi firari sanık H. K.'a verip satılmasını sağlamaktan ibaret eylemin yedieminlik görevini kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
TCK.nun 503/1. maddesinin uygulanması sırasında hapis cezası ile birlikte ağır para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında TCK.nun 65/3. maddesinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının tartışılmaması isabetsizliğinden bozulmuştur
Yerel Mahkeme ise 12.10.1998 gün ve 6/1197 sayı ile; 2/a'daki bozma nedenine uymuş, diğer bozma nedenlerine karşı ise, Sanık İ. K.'ın eylemi yedieminliği suistimal niteliğinde olmayıp, bir takım hukuki boşluklardan faydalanarak mesnedi olmayan bir borç ve alacak ilişkisini müşteki aleyhine meydana getiren H. K. ve B. K.'ın eylemlerine katılmaktan ibaret olup, İ. K.'ın eylemi de bu itibarla dolandırıcılıktır. Esasen işin mahkemeye intikalinden sonra sanıkların müştekinin elinden hakkın suistimali neticesinde geri aldıkları kamyoneti başkalarına sattıktan sonra kendilerini cezai takibattan kurtarmak maksadı ile müştekiye bir başka araç vererek şikayetten vazgeçmesini sağlamaları sanıkların üçünün birlikte dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğini göstermektedir.
Dolandırıcılık eylemi sanık İ. K.'ın kamyoneti satması ile tamamlanmıştır. Sanık İ. K.'ın kamyonete yediemin sıfatı ile el koymasının sağlanarak kamyonete fiilen tasarrufu mümkün bulunmadığı takdirde bu kamyonetin satışının mümkün olmayacağı ancak sanık İ. K.'ın eyleminin inzimamı neticesinde eylemin gerçekleştiği ve tamamlandığı, bu itibarla İ. K.'ın eyleminin TCK.nun 65/3. maddesindeki fer-i iştirak niteliğinde olmayıp, suçun asli unsuru niteliğinde ve asli iştirak derecesinde olduğundan TCK.nun 64/1. maddesinin bu sanık ve diğer sanıklar hakkında uygulanmasını gerektirmiştir, gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de O Yer C.Savcısı, sanık İsmail ve H. K. ile Bülent ve H. K. vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 22.6.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyada sanık İ. K. ile kardeşleri Hakan ve B. K. haklarında dolandırıcılık suçundan dolayı kamu davası açıldığı, Hakan ve B. K.'ın bulunamamaları nedeniyle haklarında tefrik kararı verilip, sanık İ. K.'ın TCY.sının 503/1, 522 nci maddeleri uyarınca cezalandırıldığı, bu hükmün Özel Dairece, 1- Sanık İsmail'in eyleminin yedieminlik görevini kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılmaması, 2- Kabule göre de; a- Hapis cezası ile birlikte ağır para cezasına hükmedilmemesi, b- TCY.sının 65/3. maddesinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının tartışılmaması nedenlerinden dolayı bozulduğu, Yerel Mahkemece 2-a'da belirtilen bozma nedenine uyulduğu, diğer iki nedene karşı ise suç vasfı ile iştirak biçimi de tartışılarak direnildiğinin bildirildiği, sanıklar Hakan ve B. K.'ın bulunmaları üzerine haklarında ilk defa hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi Mahkemece sanık İ. K. hakkında 2-a'da belirtilen bozma nedenine uyulmuş, ilk hükümde bulunmadığı halde diğer bozma nedenleri doğrultusunda suç vasfı ile iştirak biçimi direnme kararında tartışılmıştır.
Kaldı ki sanık İ. K. yönünden tipiklik sorununun bu aşamada Ceza Genel Kurulunda tartışılıp sonuca bağlanması Bülent ve Hakan haklarındaki Özel Dairece incelenecek ilk hükümleri etkileyebilecek sonuçlar doğuracaktır.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer olmayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, direnme kararı niteliğinde olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu karara karşı yasa yoluna başvurulduğunda temyiz incelemesi Özel Dairece yapılmalıdır.
Bu nedenlerden dolayı Yerel Mahkemenin son uygulaması 2/a bozma nedenine karşı doğrudan, diğer bozma nedenlerine karşı da eylemli uyma niteliğinde bulunduğundan, sanıklar Hakan ve B. K. hakkında ise ilk kez hüküm kurulduğundan temyiz incelemesinin Özel Dairece yapılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, tüm sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 6. Ceza Dairesine gönderilmesine, 03.10.2000 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy