(765 S. K. m. 45) (2253 S. K. m. 12, 13, 38) (6136 S. K. m. 4, 15)
Dava: Sanık G.T.'ın kilit kırmak suretiyle bina içinde hırsızlık ve yasak bıçak bulundurmak suçlarından TCY'nın 492/1, 522, 2253 sayılı Yasanın 12 ve TCY.nın 59, 6136 sayılı Yasanın 15/1, 2253 sayılı Yasanın 12, TCY.nın 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve TCY.nın 72. maddeleri uyarınca sonuçta 375.000.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının 2253 sayılı Yasanın 38. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin verilen temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.10.2000 gün ve 6887/6855 sayı ile kısmen tebliğnameye aykırı olarak onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 9.11.2000 gün ve 124904 sayı ile;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 6.4.1999 gün 16628/4493, 10.2.2000 gün ve 811/2119, 24.3.1999 gün ve 979/4034, 6. Ceza Dairesinin 12.10.2000 gün ve 6868/6882, Ceza Genel Kurulunun 23.3.1999 gün ve 39/53, 12.5.1998 gün ve 112/174 sayılı kararlarından örnekler verilerek suça konu kelebek bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen silahlardan olup olmadığı ve ithaline izin verilip verilmediği İçişleri Bakanlığından sorularak hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu mahkumiyet kararı verilmiştir, gerekçesiyle itiraz yoluna başvurularak Özel Daire onama kararının, izinsiz bıçak taşımak suçu ile ilgili kısmının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 23.12.1999 gecesi S.K.'a ait bakkal dükkanından hırsızlık yapıldığının ihbar edilmesi üzerine, sanık G.T. iki arkadaşı ile birlikte yakalanmış, yapılan üst aramasında kelebek tabir edilen bir adet bıçak ele geçmiştir.
Polis memuru tarafından düzenlenen 23.12.1999 tarihli ekspertiz raporunda; bıçağın çift saplı, sap kısmının 13 cm, ağız kısmının 11 cm. uzunluğunda, iki sap birleştiğinde bir metal yardımıyla kilitlendiği 6136 sayılı Yasa kapsamına girdiği belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesinin 21.3.2000 günlü raporunda ise; "kesici-batıcı namluya sahip, namlusu kabza içinde gizlenebilen, kabzasının arka kısmında namlusu açıldığında iki parçalı kabzasını birbirine bağlayan ve bu nedenle namlusunun kabza ucunda sabitleşmesini sağlayan susta kilidi mevcut bıçağın, tip ve niteliği bakımından sustalı bıçak olarak değerlendirildiği, 6136 sayılı Yasa kapsamına girdiği, vahim nitelikte olmadığı" mütalaa olunmuş, Yerel Mahkemece bu raporlar dikkate alınarak sanığın yasak bıçak bulundurmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, karar Özel Dairece onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı, "suça konu kelebek bıçağın 6136 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen silahlardan olup olmadığı ve ithaline izin verilip verilmediği İçişleri Bakanlığından sorularak hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu mahkumiyet kararı verildiği" gerekçesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
Ceza Genel Kurulunun emsal olaylara ilişkin 4.4.2000 gün ve 59/63 sayılı, 23.3.1999 gün ve 39/53 sayılı, 12.5.1998 gün ve 112/174 sayılı, 10.2.1998 gün ve 353/24 sayılı kararlarından da değinildiği üzere İçişleri Bakanlığının 2.8.1991 gün ve 215952 sayı ile Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına, yine aynı Bakanlıkça 2.8.1995 gün ve 177533 sayı ile Adalet Bakanlığına gönderilen yazılarda kelebek tabir edilen bıçakların 6136 sayılı Kanun kapsamına girmeyip 2521 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında av bıçağı oldukların imal ve ithaline izin verildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
TCY.nın 45. maddesinde "cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır." hükmü yer almaktadır. Failin bir şeyi yapmasının neticesi olan bir fiilden dolayı kanunun o fiile tertip ettiği haller dışında, suçun manevi öğesi olan kastın bulunmadığı hallerde sanık cezalandırılamaz.
İçişleri Bakanlığınca, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına ve Adalet Bakanlığına gönderilen yazılarda, kelebek tabir edilen bıçakların av bıçağı olduğu, imal ve ithaline izin verildiği, serbestçe alınıp satıldığı bildirildiğinden; sanıkta müsnet suç kastının bulunduğundan söz etmek olanaksızdır. Ayrıca bu konuda belirtilen mercilerden yeniden araştırma yapmak sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceği gibi, Anayasamızın 141/son maddesinde belirtilen, "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." emredici kuralına da aykırıdır.
Bu itibarla manevi öğesi oluşmayan yasak bıçak bulundurmak suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz olup, itirazın bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile KABULÜNE, 6. Ceza Dairesinin 10.10.2000 gün ve 6887/6855 sayılı "onama" kararının KALDIRILMASINA, Gölyaka Asliye Ceza Mahkemesinin Yasak bıçak taşımak suçundan sanığın cezalandırılmasına ilişkin 7.6.2000 gün ve 8/61 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 5.12.2000 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy