(765 S. K. m. 40, 59, 61, 71, 77, 81, 343, 491, 493, 522) (647 S. K. m. 4)
Dava: Sanık Mehmet Ali Bahar'ın beş ayrı şikayetçiye yönelik hırsızlık suçlarından, TCY. nın 493/1, 522, 59, 491/4, 59, 493/1, 522, 59, 493/1, 59, 491/4, 59, 81/2-son 71 ve 77. maddeleri uyarınca içtimaen 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında TCY.nın 40. maddesinin uygulanmasına, suç aletlerinin zoralımına, tutukluluk halinin devamına ilişkin Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2.5.2000 gün ve 608/148 sayılı hüküm sanığın temyizi üzerine Yargıtay Nöbetçi Ceza Dairesince 21.8.2000 gün ve 6467/5709 sayı ile;
Sanığın müştekiler Abdullah Çakaloğlu, Hilmi Caboğlu ve Nihat Coşkun'a yönelik eylemlerinde; yüklenen suçları işlediğini gösterir, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeyerek, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 28.9.2000 gün ve 527/365 sayı ile;
Tüm dosyalarda sanığın hazırlık ikrarları mevcut olup, bu ikrarlarının diğer maddi delillerle örtüşmesi sebebiyle tüm eylemlerden mahkumiyete gidildiği, deliller arasında herhangi bir fark bulunmadığından bir kısım suçlardan beraat, bir kısmından mahkûmiyet tesisinin çelişeceği ve gerekçesizliğe yol açacağı anlaşıldığından açıklanan nedenlerle ve yukarıda sözü edilen sübut delillerinden dolayı aşağıdaki gibi hükümler tesis edilmesi yönünde tam bir vicdani kanaate varılmıştır. gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 5.12.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık Mehmet Ali Bahar'ın 5 ayrı şikayetçiye yönelik hırsızlık suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, şikayetçiler Abdullah Çakaloğlu, Hilmi Caboğlu ve Nihat Coşkun'a yönelik eylemlerde sanığın cezalandırılmasına yeter kesin ve inandırıcı kanıt bulunup bulunmadığına ilişkindir.
24.11.1999 günü saat 10.00 sıralarında asayiş ekiplerince şüphe üzerine yakalanan, sanık Mehmet Ali Bahar'da üç adet dürülmüş un çuvalı ve kahverengi el çantası ele geçirilmiş, çantanın içi kontrol edildiğinde bir adet murç ve keski aleti olduğu saptanmış bunun üzerine sanığa sorulduğunda, hırsız olduğunu, murcu kilit kırmada, keskiyi ise kapı açmada kullandığını beyan etmiş, düzenlenen tutanak görevliler ve sanık tarafından imzalanmış, sanığın hırsızlık yaptığı yerleri göstereceğini söylemesi üzerine polis memurlarının refakatinde bir araca bindirilerek, belirttiği istikamete hareket edilmiş, şikayetçi Abdullah Çakaloğlu'nun dükkanının önüne gelindiğinde, polis memurlarına durmalarını söyleyerek, iki yıl kadar önce gösterdiği işyerine sabah saatlerinde geldiğini, pasajın içinde kimsenin olmadığını, yanında taşıdığı keski ile kapının kilit kısmını kanırtarak açtığını, vitrin ve tezgahtaki saatleri alarak getirdiği valize doldurup dükkandan ayrıldığını, aynı gün Aydın iline gittiğini ve daha önceden çalıntı mal sattığı Ramazan Doğan isimli şahsa saatleri 250 milyona sattığını, parasını harcadığını ikrar etmiş, yer gösterme esnasında işyerinde bulunan şikayetçi Abdullah Çakaloğlu, sanığın anlattıklarını doğrulayarak bu konuda karakola müracaatının olduğunu beyan etmiştir.
Düzce C. Başsavcılığının 1999/815-9 sayılı daimi arama kararına ait evrakın incelenmesinde; şikayetçi Abdullah Çakaloğlu'nun 30.1.1998 tarihinde karakola müracaat ederek, pasaj içinde bulunan dükkanının giriş kapısının zorlanarak açıldığını, dükkanından yaklaşık 700 adet saatin çalındığını ihbar ettiği, polis memurlarınca 9.2.1998 tarihinde sanığın işyerinde tespit yapılarak tutanak düzenlendiği, tüm aramalara rağmen suç failinin bulunamaması nedeniyle daimi arama kararı verildiği, sanığın ikrarı ile, şikayetçinin müracaat tutanağındaki beyanları ve düzenlenen tutanaktaki bilgilerin örtüştüğü sap-tanmış,
Sanık aynı gün kollukta alınan beyanında, yer gösterme tutanağına uygun olarak suçunu ikrar etmiş, Sulh Ceza Mahkemesinde ve duruşmada kendisine işkence yapıldığını belirterek suçlamaları inkar etmiştir.
Polis memurlarının refakatinde yer göstermelerini sürdüren sanık Cedidiye Mahallesi Büyük Cami Sokak yanına geldiğinde yine aynı şekilde polis memurlarına aracı durdurmalarını söyleyerek;
Bir yıl kadar önce şu anda göstermiş olduğum züccaciye dükkanı, hırsızlık yaptığımda konfeksiyoncuydu, sabah saat 07.00 sıralarında dış kapısını keski ile açıp raflarda bulunan eşarpları çuvala doldurup, İstanbul'a götürüp sattım şeklinde beyanda bulunmuş bunun üzerine önceki dükkan sahibi çevredeki işyeri sahiplerinden araştırılmış, Hilmi Caboğlu olduğu öğrenilerek telefon numarası alınmış, evine telefon edilerek şikayetçinin eşi ile görüşüldüğünde, Fatma Caboğlu hırsızlık olayını doğrulayarak, konu ile ilgili olarak karakola müracaatlarının olduğunu bildirmiş karakol kayıtlarının incelenmesinde şikayetçi Hilmi Caboğlu'nun 5.1.1999 tarihinde karakola müracaat ederek dükkanda eşarplarının çalındığını ihbar ettiği, bu konuda aynı tarihte tutanak düzenlendiği anlaşılmıştır.
Sanık aynı gün kollukta alınan beyanında suçunu yer gösterme tutanağına uygun olarak ikrar etmiş, duruşmada ise suçlamaları red ederek kendisine baskı yapıldığını savunmuştur.
Sanık aynı gün saat 13.00 sıralarında yapılan yer göstermede, ise suça konu yere geldiğinde polis memurlarına durmalarını söyleyerek,
1,5 ay kadar önce sabah saat 07.00 sıralarında işyerinin giriş kapısındaki darabanın kilidini murçla kırarak darabayı kaldırdım, kilitli kapıyı keski ile kanırtarak içeri girdim, vitrinde bulunan üç adet ericsson ve bir adet panasonic, tezgah arkasında bulunan dolabın kapısını açtım 30 adet hafızalı telefonu, vitrinde bulunan panasonic marka telsiz telefonları yanımda getirdiğim çantaya koydum ve olay yerinden uzaklaştım, malları Aydın'da Ramazan Doğan isimli şahsa sattım, şeklinde beyanda bulunmuş, işyerinde bulunan şikayetçi Nihat Coşkun da sanığın beyanını doğrulayarak sanığın anlattığı şekilde bir hırsızlık olayının olduğunu, bu konu ile ilgili semt karakoluna müracaatının olduğunu söylemiş, müracaat tutanağının incelenmesinde şikayetçinin 3.10.1999 tarihinde polis karakoluna hırsızlık olayı ile ilgili ihbarda bulunduğu, tutanaktaki bilgilerle sanığın ikrarının örtüştüğü saptanmış, sanık kollukta aynı gün alınan beyanında da yer gösterme tutanağına benzer şekilde ikrarda bulunmuş, Sulh Ceza Mahkemesi ve duruşmada ise suçlamaları ret ederek tutanakların baskı ile imzalatıldığını savunmuştur.
Şikayetçi 3.3.2000 günü yapılan keşifte sanık tatbikatta tamir kısmındaki telsiz telefonları da aldığını söyledi, olayın şaşkınlığı ile o ana kadar farkında değildim, gerçekten baktığımda tamir için bırakılan iki adet telsiz telefonunun olmadığını anladım, sanığın anlatımları doğrudur şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık üzerinde yakalanan murç ve keski ile ilgili olarak da Edirne'de bir saatçi dükkanına girmek için kilidini murçla kırmaya çalışırken yakalandığını, o murcun zaptedildiğini, yakalanan murcu yeni aldığını beyan etmiştir.
Tutanak tanıkları Tugay Arsak, İbrahim Çoban ve Davut Kuruözü duruşmada sanık yer göstermede, çarşı içerisinde giderken bize dur diyordu, durduğumuzda girdiği yerleri gösteriyordu, gösterdiği yerlerde hırsızlık olduğu ve önceden müracaatın olduğu anlaşılıyordu, zorla yer göstermemiz söz konusu değildir, sanık genelde saatler üzerinde durmuş, bize o dükkanları gösterdi, olay ve yer gösterme tutanakları doğrudur, yakalandığında bir koltuk altı çantası vardı, murç ve keski çantanın içindeydi şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Yapılan keşif ve bilirkişi incelemelerinde; şikayetçi Abdullah Çakaloğlu'nun suça konu dükkanının çelik kondiksiyonla güçlendirilmiş, 2 kilidi zor açılabilen, ancak özel aletle kırılması mümkün muhkem, şikayetçi tarafından belirtilen 5 milyar liralık değerin normal olduğu, Hilmi Caboğlu'nun dükkanının kapısının muhkem olmadığı, çalınan eşyanın 200 milyon lira değerinde bulunduğu, Nihat Coşkun'un satış mağazasının kepenk ve kapısının muhkem olduğu, çalınan eşyanın toplam değerinin en az 475 milyon lira olduğu saptanmıştır.
Sanığa ait 24.11.1999 tarihli raporda; darp-cebir izine rastlanılmadığı, alkol tespit edilemediği, bu haliyle iş ve güce engel hal ve tıbbı tedavi ihtiyacının olmadığı bildirilmiştir.
Sanığa ait adli sicil kayıtlarının incelenmesinden Edirne 1. Asliye Ceza mahkemesinin 24.6.1998 gün ve 499/233 sayılı ilamı ile TCY.nın 493/1, 61, 522 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 600.000 TL. ağır para cezası ile aynı ilamla TCY.nın 343/2, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri ile 900.000 TL.ağır para cezası ile cezalandırıldığı, cezasının 22.4.1999 tarihinde infaz edildiği, ilama konu olayda sanığın 17.10.1997 tarihinde bir saatçi dükkanının kapısını murçla kırmaya çalışırken yakalandığı ve memura kimlik bilgilerini Ahmet Bahar olarak bildirdiği, ayrıca sanığın bundan başka Gaziantep 1, 2 ve 3. Asliye Ceza Mahkemesince hırsızlık suçlarından mahkûmiyet kayıtlarının bulunduğu saptanmıştır.
Sanığın yer gösterme tutanağındaki beyanları, kolluk anlatımları, bunlara ait tutanaklar, tanıkların tutanakları doğrulayan yeminli anlatımları, sanığa karşı herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığına ilişkin doktor raporu, müracaat tutanakları ve şikayetçilerin beyanları birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, sanığın şikayetçi Abdullah Çakaloğlu'nun saatçi dükkanının muhkem kapısını kırarak toplam değer 2,5-5 milyar lira arasında değişen çeşitli tip ve markadaki saatleri, Hilmi Caboğlu'nun kapısı muhkem olmayan konfeksiyoncu dükkanından 200 milyon lira değerindeki eşarpları, Nihat Coşkun'un muhkem işyerinden 13.10.1999 tarihinde 475 milyon lira değerinde çeşitli tip ve marka telefonları hırsızladığı, sübuta ermiştir.
Bu itibarla sanığın her üç şikayetçiye yönelik eylemlerinin sübutunu kabul eden Yerel mahkeme direnme hükmü isabetli olup, diğer iki şikayetçiye yönelik hırsızlık eylemleri ile ilgili olarak bir karar verilmemiş olduğunun inceleme yapılmak üzere dosya Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç kurul üyesi sanığın cezalandırılmasına yeter ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle direnme hükmünün bozulması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğuna, şikayetçiler Abdullah Kırali ve Mehmet Güngör'e yönelik hırsızlık suçlarından dolayı karar verilmemiş bulunmakla dosyanın 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 19.12.2000 günü tebliğnameye uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy