(765 S. K. m. 55, 65, 493) (2253 S. K. m. 12)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık E.'nin TCY'nin 493/2, 65/3 ve 55/3. maddeleri uyarınca sonçta 1 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin (Kayseri Beşinci Asliye Ceza Mahkemesi)nce verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen 25.3.1998 gün ve 2/132 sayılı hükmün bozulması, Adalet Bakanlığı'nın 10.11.2000 gün ve 31413 sayılı yazılı emrine atfen Yargıtay C. Başsavcılığı'nca düzenlenen 15.11.2000 gün ve 160506 sayılı tebliğname ile istenilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi 16.11.2000 gün ve 8810/8151 sayı ile bozma istemini yerinde görerek, sanık hakkındaki Kayseri Beşinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin kesinleşmiş 25.3.1998 gün ve 2/132 sayılı hükmünün CYUY'nin 243. maddesi uyarınca BOZLMASINA ve cezanın ÇEKTİRİLMESİNE karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 20.12.2000 gün ve 160506 sayı ile;
"Kayseri Beşinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin temyiz edilmeksizin kesinleşen kararında, sanığın eylemi sübuta ermiş ancak suç tarihinde 15 yaşını bitirmeyen sanık hakkında ceza indirimi 2253 sayılı kanunun 12. maddesi uyarınca yapılması gerekirken TCK 55/3. maddesine göre yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmiştir.
Yüksek Adalet Bakanlığı'nın ihbarnamesi de bu konuyla sınırlı bulunmaktadır. Bu itibarla Yüksek Altıncı Ceza Dairesi'nce 2253 sayılı yasanın 12/2. maddesi uyarınca sanık E.'nin cezasından indirim yapmak suretiyle nihai bir karar verilmesi gerekirken sübuta eren bir eylemden dolayı ayrıca "cezanın çektirilmemesine" karar verilmesi yerinde olmayıp dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Bir an için sanıkla ilgili dava dosyasının içerisinde farik ve mümeyyiz raporu bulunmadığından Yüksek Dairece bu şekilde karar vermiş olabileceği düşünülse bile bu eksikliğin giderilmek suretiyle işin neticelendirilmesi olanaklıdır. Kaldı ki dosya arasında bulunan sanıkla ilgili Adli Sicil kaydından da anlaşılacağı üzere sanığın, bu suçun işlendiği 1.11.1994 tarihinde yakın olan 23.10.1994 ve 16.11.1994 tarihlerinde başka hırsızlık suçları da işlediği, bu suçlardan ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verildiği, verilen kararlarda cezasından 2253 sayılı yasanın 12/2. maddesi ile indirimler yapıldığı görülmüştür. Bu nedenle sanığın itiraza konu suçun da farik ve mümeyyizi olduğu açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır" gerekçesiyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasını, Yerel Mahkeme hükmünün yazılı emir ihbarnamesi doğrultusunda bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, hüküm bozulduktan sonra cezanın çektirilmemesine de karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
CYUY'nin 343. maddesinde, hakim tarafından ve mahkemelerden verilen Yargıtayca incelenmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerde yasaya aykırı davranıldığının haber alınması üzerine, Adalet Bakanı tarafından karar veya hükmün bozulması için Yargıtay'a başvurulmasının sağlanması hususunda, Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılı emir verilebileceği ve bu istemde yasal nedenlerin gösterileceği, C. Başsavcısının tebliğnamesinde yalnızca bu nedenleri yazarak dosyayı göndereceği, bu nedenlerin yerinde görülmesi halinde hükmün Yargıtayca bozulacağı, ancak esasla ilgili verilen hükümlerin bozulmasının aleyhe tesir etmeyeceği, bozmanın lehe olması halinde ise;
a- Bozma mahkûm olan kimsenin cezasının tamamıyla kaldırılmasını gerektiriyorsa, evvelce hükmolunan cezanın ÇEKİLMESİNİN karara yazılacağı,
b- Bozma cezanın tamamıyla kaldırılmasını değil de daha hafif bir ceza uygulamasını gerektiriyorsa, cezanın neden ibaret olduğunun kararda gösterileceği,
c- Bozma, davanın esasını halletmeyen mahkeme kararları hakkında ise yeniden yapılacak inceleme ve araştırma neticesine gereken kararın mahkemece verileceği öngörülmüştür.
3.6.1936 gün ve 129/11 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında ise "mahkûmiyet ve beraat kararı ile zamanaşımı, af ve davadan vazgeçme gibi düşme sebeplerine dayanılarak verilen kararların davanın esasını halleden kararlardan olduğu belirtilmiştir."
Bu İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı üzere davanın esasın halleden ve temyiz edilmeksizin kesinleşen bir karar, yazılı emir isteminin kabulü sonucun bozulduğunda, tekrar yargılama olanağı bulunmadığından bozma nedeni cezanın tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın çekmemesine de karar verilecek, daha hafif bir cezanın uygulanmasını gerektirdiği takdirde ise cezanın neden ibaret olduğu kararda gösterilecektir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık E. 10.8.1981 doğumlu olup, 1.11.1994 tarihinde işlediği hırsızlık suçu esnasında 13 yaşındadır.
2253 sayılı yasanın 12. maddesinde "fiili işlediği zaman 11 yaşını bitirmiş olup da 15 yaşını doldurmamış olan küçükler hakkında 20. maddeye göre yapılan inceleme, ceza tertibini gerektirmiyorsa mahkemece 10. maddede yazılı tedbirlerden biri uygulanabilir."
Aksi halde idam cezası yerine 15 sene ve müebbet ağır hapis cezası yerine 10 seneden aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir, diğer cezalar yarıya indirilir ve ağır hapis cezaları hapse çevrilir, 20. maddenin 1. fıkrasında ise "Bu kanunda gösterilen ceza ve tedbirlerin uygulanmasından önce küçüğün işlediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yönünden bedeni, akli ve ruhi durumu mütehassıs kimselere tespit ettirilir" hükümleri yer almaktadır.
Olayda hükümlünün, inceleme konusu hırsızlık suçunun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğinde bulunduğuna ilişkin olarak mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Yine hükümlünün adli sicil kayıtlarından 23.10.1994, 16.11.1994, 18.11.1994, 19.11.1994 ve 22.5.1995 tarihlerinde işlediği hırsızlık suçlarından dolayı mahkûmiyetlerinin bulunduğu ve hakkında 2253 sayılı yasanın 12. maddesinin uygulandığı anlaşılmakta ise de dosya arasında bulunan Kayseri Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.3.1995 gün ve 1046/177 sayılı ilamının incelenmesinde, suç tarihinin 19.11.1994 olduğu, sanığın TCY'nin 493/1, 62, 522 ve 2253 sayılı yasanın 12. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, ilamda işlediği suçun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğine ilişkin bir belirleme ve rapora yer verilmediği, bu konuda bir araştırma yapıldığına ilişkin bir bilgiye rastlanılmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Kayseri İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 7.11.1996 gün ve 123/130 sayılı ilamında, aynı yer devlet hastanesinin 15.7.1996 gün ve 1099 no'lu raporu ile sanığın yaralama suçunun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğinde olduğu belirtilmiş ise de suç tarihi 15.7.1996 olan bu olaydaki raporun, gerek suçun türü gerekse suç tarihi yönünden 1.11.1994 günü işlenmiş olan hırsızlık suçuna emsal alınmasına olanak yoktur.
Bu itibarla, sanığın 1.11.1994 tarihinde işlediği hırsızlık suçunun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğinde olup olmadığı saptandıktan sonra, olmadığı takdirde cezanın çektirilmemesine karar verilmesi, olduğunun anlaşılması halinde ise cezasından 2253 sayılı yasanın 12/2. maddesi uyarınca indirim yapılarak cezanın belirlenmesi ile yetinilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla Özel Dairece, değinilen rapor sağlandıktan sonra cezanın çekilmesi hususunda bir karar verilebileceği sonucuna varıldığından Yargıtay c. Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire bozma ilamının kaldırılmasına, hükümlünün işlediği kabul edilen hırsızlık suçunun anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneği hususunda rapor aldırıldıktan sonra cezanın çekilmesinin gerekip gerekmediği konusunda karar verilmek üzere, dosyanın Yargıtay Altıncı Ceza dairesi'ne gönderilmesi için C. Başsavcılığı'na tevdiine, 30.1.2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy