(765 S. K. m. 81, 179, 313, 496)
Dava: Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan sanıklardan Sezgin'in TCY'nın 313/2, 81/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 6 gün ağır hapis ve Savaş'ın TCY'nın 313/2-4. maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay ağır hapis cezalarıyla cezalandırılmalarına ilişkin Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 12.5.1999 gün ve 175-60 sayı ile verilen kararın sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesi'nce 20.9.1999 gün ve 5184-4797 sayı ile;
Oluşa, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre sanıkların cürüm işlemek için teşekkül vücuda getirmek eyleminin sübuta ermediği gözetilmeden bu suçtan beraatleri yerine hükümlülüklerine karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 15.11.1999 gün ve 162-148 sayı ile; Sanık Sezgin ile Savaş'ın cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları, bu teşekkülün devamlılık arz ettiği ve teşekkülün liderinin Savaş olduğu, Samsun yöresinde bu durumun herkes tarafından bilindiği, hatta Mahkememizin 10.6.1996 gün ve 1996/18 esas, 1996/56 karar sayılı kararı ile Sezgin ve Savaş'ın cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan TCK'nun 313/1. maddesi uyarınca 1 sene ağır hapis cezası ile cezalandırıldıkları, ayrıca aynı kararla bu çete faaliyetinin devamı cümlesinden olarak hürriyeti tahdit suçundan da 4'er sene ağır hapis ve 1.200.000'er lira ağır para cezası ile cezalandırıldıkları, her iki sanığın da tahliye olduktan sonra yine cürüm işlemek için teşekkül oluşturdukları ve faaliyetlerine devam ettikleri, bu cümleden olarak Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce de temyiz itirazları reddedilen zorla senet almak suretiyle TCK'nun 496. maddesine muhalefet suçlarını işledikleri bu konudaki mahkeme kararı, şikâyetçinin bu konudaki olaydan hemen sonraki samimi anlatımları, dosyada mevcut zorla imzalattırılan senet ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sebahattin sanıklara başvurduğunda sanıklardan Savaş açıkça bu işler benim için çocuk oyuncağı, daha önceden de biz bu tür işleri yaptık, ayrıca Sezgin diye bir arkadaşım var. Onunla birlikte senin işini biz hallederiz dediğini açıkça belirtmiş, müştekinin bu ifadesi dikkatli incelendiğinde sanıklar çete faaliyetine devam ettikleri ve yine yörede çek-senet tahsili yaptıkları ve teşekkül oluşturdukları açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle önceki kararda direnilmesi dosya kapsamına, olayların oluş biçimine, sanıkların kişiliklerine uygun görülmüştür. Hatta Erol ifadesinde sanıklar için civardan sorduğunda onların mafya olduğunu söylediklerini de açıkça belirtmiştir. Ayrıca Emniyet Müdürlüğü fezlekesinde de sanıkların geçmişteki eylemlerini baskı unsuru olarak kullanarak zorla senet imzalattıkları, haraç aldıkları, çek-senet tahsilatı yaptıkları ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturduklarını kanaat olarak belirtmiştir gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanıklar Savaş ve Sezgin ile yerel C. Savcısı tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 25.1.2000 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanıklara isnat olunan suçlardan cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yakınan Sebahattin aşamalarda, özünde tutarlı şekilde, tanık Osman'a olan borcunu ödeyememesi sonucunda borcunun 1.5 milyar liraya çıktığı belirtilip ödemesi hususundaki baskının artması üzerine komşu olmaları nedeniyle eşini tanıdığı sanık Savaş ve arkadaşı olan diğer sanık Sezgin'in bu borç miktarının indirilmesini sağladıklarını, borcun babası tarafından ödenmesinden sonra sanıkların bu hizmetlerinin karşılığını isteyip parası olmadığı ve kişiliklerinden korktuğu için üzerinde bulunan 35 milyon lira nakit parayı ve 55 milyon liralık bir müşteri senedini aldıklarını, ayrıca 200 milyon liralık bir senet imzalattıklarını ve sanıklardan Savaş adına düzenlenmiş trafik ceza tutanaklarını ödemesi için bıraktıklarını, bunları sanıkların geçmişlerinden ve kişiliklerinden korktuğu için kabul ettiğini, olayı güvenlik güçlerine bildiremediğini, şikâyetçi olmadığını bildirmiştir.
Sanıklar ise yüklenen suçları işlemediklerini, yakınana, borcunun indirilmesi hususunda yardım etmeleri nedeniyle kendiliğinden para ve senet verdiğini, cebir şiddet kullanmadıklarını ve tehdit etmediklerini savunmuşlardır. Ancak sanıklardan Savaş, hakkındaki direnme hükmünü temyiz etmesine karşılık direnme kararından sonra gönderdiği 22.11.1999 tarihli dilekçede yeni yürürlüğe giren 4422 Sayılı Yasa'dan yararlanmak istediğini bildirmek suretiyle cürüm işlemek için kurulmuş bir çetenin mensubu olduğunu belirterek bu oluşum hakkında açıklamalarda bulunmuş, fakat 23.12.1999 tarihinde gönderdiği ikinci bir dilekçe ile önceki dilekçesindeki açıklamaları diğer sanık Sezgin'in zorlaması ile gönderdiğini, doğru olmadığını belirtmiştir.
Diğer sanık Sezgin de hakkındaki direnme hükmünü temyiz ettikten sonra 20.9.1999 tarihinde verdiği dilekçede 4422 Sayılı Yasa'dan yararlanma talebinde bulunarak C. Savcılığına verdiği ve dosyaya intikal eden ifadelerde 1990-1998 yılları arasında kendisinin de mensubu olduğu bir çetenin yasadışı faaliyetleri hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.
4.12.1998 günü olaya ilişkin olarak düzenlenen tutanaklardan; yakınan tarafından verilmiş senetlerin ve paranın sanık Sezgin'in üzerinde yakalanıp zapt edildiği, sanık Savaş'ın yakınan dükkanında alınan tertibat sonucu bu dükkânda yakalandığı ve yakınanın sanık Savaş adına düzenlenmiş ve ödenmesi için kendisine bırakılan trafik cezası tutanaklarını teslim ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan sanıkların, daha önce Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 10.6.1996 gün ve 18-56 sayı ile, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve maddi çıkar sağlamak için özgürlüğü kısıtlama suçlarından TCY'nın 179/2-3, 313/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı, 5 yıl ağır hapis ve 1.200.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılıp şartla tahliye edilmiş ve bihakkın tahliye tarihinden önce deneme süresinde yüklenen suçları işledikleri ileri sürülmüştür.
Tüm bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkların, geçmişte de cürüm işlemek suçundan cezalandırılmalarının yarattığı korkutucu etkiyi de kullanarak zorla senet imzalatmak, haraç almak ve çek-senet tahsilatı yapmak suretiyle yağma suçunu işlemek için süreklilik arz edecek şekilde bir araya gelerek teşekkül oluşturdukları, açıklanan kanıtların sanıkların bu suçtan cezalandırılmalarına yeterli olduğu açıktır. Bu nedenle yerel mahkemenin direnme kararı doğru olduğundan, dosyanın direnme kapsamı dışında kalan hükme yönelik temyiz incelemesi yapılması için özel daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı doğru olduğundan direnme kapsamı dışında kalan hükme yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın 6. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 28.3.2000 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy