(4922 S. K. m. 20) (647 S. K. m. 4, 6) (Ticaret Gemilerinin Teknik Durumları Hakkında Tüzük m. 3, 4)
Dava: Denize elverişlilik belgesi olmadan seyretmek suçundan sanık E.İ.'nin 4922 sayılı Yasanın 20, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 30.11.2000 gün ve 41310 sayı ile;
"8 metre boyundaki küçük tip balıkçı teknelerinin, sadece tonilato belgesi ile kullanılmalarının mümkün olup olmadığının araştırılması, suçun unsurlarının tespiti bakımından gereklidir.
Ekte sunulan Ulaştırma Bakanlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün tüm Liman Başkanlıklarına duyurulmak üzere İzmir Bölge Müdürlüğüne göndermiş olduğu, 120-660 sayılı yazı fotokopisi incelendiğinde; boyları 8 metre ve motor gücü 20 HP.den küçük balıkçı tipi teknelere sadece tonilato belgesi düzenlenmesi, ayrıca denize elverişlilik belgesi düzenlenmemesi şeklinde işlem yapılması için talimat verildiği anlaşılmaktadır. Sanığın, aynı özellikleri taşıyan teknesi için denize elverişlilik belgesi alma yükümlülüğünün bulunmadığı ve sunulan yazı örneği gereğince tonilato belgesi ile teknesini kullanabileceği gözetildiğinde, eksik soruşturma talebimizin kabulünde hukuki yarar olduğu ortaya çıkmaktadır.
Şöyle ki;
a ) Sunulan talimat yazısı suç tarihinde yürürlükte bulunduğu takdirde suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekecektir.
b ) Anılan yazının suç tarihinde yürürlükte olmadığı öğrenildiği takdirde bu defa sanığın hazırlık aşamasında adını verdiği Liman Başkanı İ.C.'ın tanık sıfatıyla dinlenip, denize elverişlilik belgesi düzenlenmesi için sanığın başvurusunun olup olmadığı, başvurmuş, olduğu takdirde hangi nedenle belgeyi düzenlemediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinin gerektiği hususlarının araştırılmaya değer olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın suç kastı bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır.
4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkındaki Yasanın 20. maddesinde, "Bu kanunda yazılı sebeplerle
A ) Yolculuğuna izin verilmemiş,
B ) Denize elverişlilik belgesi almamış,
C ) Belgesi battal edilmiş,
D ) Belgesinin süresi geçmiş,
Bir ticaret gemisini işleten özel donatan ve böyle bir gemiyi sevk ve idare eden kaptan... cezalandırılır." hükmüne yer verilmiş olup, ticaret gemisinin ve yola ( denize ) elverişlilik belgesinin tanımları ise bu yasaya dayalı olarak çıkartılıp 15.4.1948 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Ticaret Gemilerinin Teknik durumları Hakkında Tüzükte açıklanmıştır.
Anılan tüzüğün 3. maddesinde, "Bu tüzüğün uygulanışı bakımından:
a ) Denizde kürekten başka aletle yola çıkabilen her araca, adı, tanımı, kullanma amacı ne olursa olsun "Gemi",
b ) menfaat sağlamak kastiyle denizde kullanılan her gemiye "Ticaret gemisi"...- denir";
4. maddesinde ise, "ikinci madde gereğince yapılacak denetleme sonunda tüzük hükümlerine uygunluğu anlaşılan ticaret gemisine bir yıl süreli bir "Yola elverişlilik belgesi" verilir. Şu kadar ki bu süre içinde niteliklerini kaybetmiş olduklarından şüphe edilen gemiler aynı süre içinde tekrar denetlenebilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi bu düzenlemelerde hiçbir şekilde geminin boyu ölçüt olarak alınmamış, yola ( denize ) elverişlilik belgesi alınması hususunda herhangi bir ayrıcalık tanınmamıştır. Öte yandan, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazı ekinde sunulan Ulaştırma Bakanlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün 16.1.1990 gün ve 660 sayılı yazısı incelendiğinde; bir yörenin Balıkçılar Derneğinin, denize elverişlilik belgesi olmayan teknelere Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca avlanma izni verilmemesi nedeniyle yaptıkları başvuru üzerine, avlanma izni verilmesi bakımından sahiplik belgesi veya tonilato belgesi ile yetinilmesinin uygun olacağının bildirildiği anlaşılmaktadır. Görüş bildirme niteliğindeki bu yazının yukarıda değinilen yasal düzenlemeler karşısında hukuki yönden bağlayıcı bir yönünün bulunduğunun kabulü olası değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Olay günü düzenlenen suç saptama tutanağında, Bozcaada Limanağzı mevkiinde saçaklı 1 adlı balıkçı teknesinin kontrolünde denize elverişlilik belgesinin olmadığının tespit edildiği belirtilmiş, bu tutanağı imzalayan sanık savunmalarında yola ( denize ) elverişlilik belgesi bulunmadığını, tonilato belgesinin olduğunu, teknesinin boyu 8 metre olduğu için Liman Başkanının kendisine denize elverişlilik belgesi vermediğini bildirmiştir. Sanığın yönetimindeki balıkçı teknesinin menfaat sağlamak amacıyla kullanılması nedeniyle yukarıda açıklanan hükümler gereğince bir ticaret gemisi olduğu ve ancak yola ( denize ) elverişlilik belgesi olması halinde kullanılabileceği açıktır. Yasal düzenlemenin açıklığı karşısında yola ( denize ) elverişlilik belgesi alınması konusunda ticaret gemilerininde boy dikkate alınarak herhangi bir ayrıcalık tanımadığı gözetildiğinde yerel mahkemece yapılan soruşturma yeterli olup, hükümde ve Özel Dairenin onama kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 19.12.2000 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy