(765 S. K. m. 31, 33, 49, 59, 81, 448) (6136 S. K. m. 13)
Dava: Taammüden adam öldürmek ve izinsiz silah taşımak suçlarından sanık C. B.'ın dönüşen suç vasfına göre kasten adam öldürmek suçundan TCY'nın 448, 59 ve 81/1. maddeleri uyarınca 25 yıl 1 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCY'nın 31. ve 33. maddelerinin uygulanmasına, izinsiz silah kullanmak suçundan 6136 S.Y'nın 13/1, TCY'nın 59 ve 81. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, taammüden adam öldürmek suçuna iştirakten sanık E. G.'in beraatına ilişkin Burdur Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.6.2000 gün ve 188/133 sayılı hüküm sanık C. ve vekili ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.5.2001 gün ve 763/2231 sayılı kararıyla onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 15.6.2001 gün ve 144095 sayı ile;
Şehir içinde dolaşırlarken aracı ile geçen maktulü gördüğünü, görüşme isteğine olumsuz yanıt aldığını, alacak konusunu görüşmek üzere maktulün evinin önüne gittiğini ileri süren sanık C. B.'ın bu savunmaları maddi delillerle örtüşmemekte, maktulün bindiği otonun ön, arka ve sol tarafındaki kurşun izleri ve otopsi bulguları ile olay yeri tespit tutanağındaki bilgiler bu savunmayı geçersiz kılmaktadır. Zira arabayla olay yerine gelerek park eden sanık, maktulün evinin önünde bulunan elverişli bir yerde pusu kurarak iki tabanca ile 15 el ateş etmiş, sonra da çevredekilere seslenerek maktulü kendisinin öldürdüğünü söylemiştir. Birçok el ateş etmesi ve ölüm olayının pekişmesini sağlamak için geri dönerek iki el daha ateş etmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Maktulün aracına ön, arka ve yandan ateş edilmiş olması da ölenin şoför mahallinde oturacağının öngörülmediğini göstermektedir. Sanık C.'in maddi bakımdan desteklenmemesinin verdiği kızgınlıkla suçu işlediği yolundaki Yerel Mahkeme kabulü oluşa uygun düşmemektedir. Sanık E. ise, diğer sanık C. ile birlikte dolaşmış, onu manen destekleyerek suç işleme kararı vermesinde etkili olmuştur. Sanık C.'in suçu taammüden işlediğini, diğer sanık E. G.'in ise bu suça iştirakinin sabit olduğunu ortaya koyacak yeterli kanıt bulunmaktadır. gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Taammüden adam öldürmek suçundan sanık C. B.'ın dönüşen suç vasfı nedeniyle kasten adam öldürmek suçundan cezalandırılmasına, bu suça iştirakten sanık E. G.'in beraatına karar verilen somut olayda Yargıtay C. Başsavcılığı ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık;
1- Sanık C. B.'ın öldürme suçunu taammüden işleyip işlemediği,
2- Sanık E. G.'e atılı öldürmeye iştirak suçunun sabit olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Türk Ceza Yasası'nda taammüt (tasarlama) bazı suçların ağırlaştırıcı nedeni olarak öngörülmüş, ancak tanımı yapılmamıştır. Ceza Genel Kurulumuzun duraksamasız uygulamalarına göre suçun taammüden işlendiğinin kabulü için, failin bir kimseye karşı belli bir suçu işleme niyetinde sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, ulaştığı ruhi sükûnete karşın bu kararından vazgeçmeyerek, kararını ısrarla ve bu akış içinde icraya başlaması gerekli olup, bu hususlar olaysal olarak değerlendirilmeli, taammüdün varlığı bu suretle saptanmalıdır. Ayrıca, suçun taammüden işlenmiş sayılması için suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında makul bir sürenin de geçmiş olması gereklidir. Bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünecek olan fail suçu işlemekten vazgeçmemelidir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi, fakat başka bir nedenle ve ani oluşan bir kararla fiili işlemesi halinde tasarlamadan söz edilemez.
İnceleme konusu olayda;
Türk-İş Genel Sekreteri ve Maden İş Sendikası Genel Başkanı olan maktulün olay gecesi sendikacı arkadaşları ile birlikte yemek yediği restauranttan saat 23.30 sıralarında ayrıldığı, şoförünü yolda indirerek kendisinin kullandığı araba ile Zonguldak şehir merkezinde bulunan evinin önüne gelip park ettiği sırada önceden tanıdığı sanık C. B. tarafından aracın önce sağ ve sonra da sol yanından iki ayrı tabanca ile yapılan atışlar ile vurulduğu, bir süre olay yerinde kalan sanık C.'in merak saiki ile bakan çevre sakinlerine Ben C. B.'ım, Ş. D.'i ben vurdum, polise haber verin, gelip beni alsınlar, bir mermim daha kaldı diye seslenip bir süre olay yerinde dolaştıktan sonra ileride park ettiği arabasına binip kaçtığı, Emniyet Müdürlüğü binası önünde silahındaki son mermi ile intihara kalkıştığı sırada kolluk görevlileri tarafından ikna edilmesi üzerine teşebbüsünden vazgeçip teslim olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık C. B.'ın eyleminde taammüt unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, diğer sanık E. G.'in de bu suça iştirak edip etmediğinin belirlenmesi için aşamalardaki savunmalarının ve kanıtların incelenmesi, hukuki durumlarının buna göre saptanması gereklidir.
Sanık C. B. kolluktaki anlatımında; çeşitli suçlardan sabıkalı olduğunu, adam öl-dürme suçundan hükümlü iken 1991 yılında şartla tahliye olduktan sonra önceden lokal arkadaşı olan maktul Ş. D.'in yardımıyla Zonguldak spor Kulübünde lokal amirliği yapmaya başladığını, takımın şampiyon olabilmesi için diğer yöneticiler ve maktulün kendisinden yardım istemeleri üzerine bir maçta hakemi ve rakip takım oyuncularını silahla tehdit ettiğini, bir süre sonra lokal amirliği yapmasından doğan alacağını istemek için o tarihte kulüp başkanlığı yapan maktulün yanına gittiğini, ödeme yapılmaması nedeniyle tartıştıklarını, maktule sen bana ekmek verdin ama ben de senin için delikanlılığımı verdim, maçlarda fedakarlık yaptım, 16 yıllık infazım olduğu halde silah çekip infazımı yakmayı göze aldım, hakemi tehdit ettim, şehir kulübünde seni dövmek isteyen 16-17 kişiyi engelledim dediğini, tartışmanın oradakiler tarafından yatıştırıldığını, iki ay kadar sonra lokaldeki görevine son verildiğini, bu tarihten sonra 1997 yılına kadar maktul ile görüşmediğini, 1997 yılında yapılan Maden-İş Sendikası'nın olağan genel kurul toplantısı öncesinde arkadaşları ile görüşüp kongrede ne yapacaklarını kararlaştırdıklarını, daha sonra eski konuları kapatmak ve arkadaşlığını pekiştirmek için telefonla aradığı maktulün çağırması üzerine arkadaşı ile Sendikaya gidip maktulle görüştüklerini, sohbet sırasında kongrede benim yapabileceğim bir şey var mı diye sorduğunda maktulün delege listesini getirtip gösterdiğini, listedekilerden 21 kişinin arkadaşı olduğunu söylemesi üzerine maktulün de, bu şahısların lehine oy kullanmalarını sağlamasının ve ayrıca seçimlerdeki rakibi S. A.'ın listesinde yer alan Y. isimli şahsın çalışmalarını durdurmasını ve listeden çekilmesini sağlamasının da iyi olacağını belirttiğini, bunun üzerine önce Y.'le görüşüp adaylıktan çekilmesini söylediğini, daha sonra maktulle görüştürdüğünü, ancak yine adaylıktan çekilmemesi üzerine Y.'i ölümle tehdit ettiğini, onun da seçimlerde az çalışıp etkili olmamayı kabul ettiğini, sonuçta maktulün az bir farkla seçimleri kazandığını, 1998 yılında Zonguldak'taki işyerini kapatıp Fethiye'ye yerleşmeye karar verdiğinde maktul Ş. D.'e durumu bildirdiğini, bu girişimini olumlu karşılayan maktulün geçmişte yaptığı fedakarlıklar nedeniyle zamanı geldiğinde kendisinin de gerekeni yapacağını belirterek sendikanın aracını tahsis edip ailesiyle birlikte Fethiye'ye gönderdiğini, iki yıldır burada balık lokantası işlettiğini, son zamanlarda maddi sıkıntı içinde olduğunu, olaydan bir buçuk ay kadar önce amcasının vefatı nedeniyle Zonguldak'a geldiğinde maktul Ş. D.'in ziyaretine giderek sıkıntıda olduğunu söyleyerek yardım etmesini istediğini, maktulün ekonomik sıkıntılarından söz ederek yardım edemeyeceğini söylemesi üzerine, kendisinin de sekiz yıldan bu yana yapmadığım kalmadı, beni nasıl ilgisiz bırakırsın diyerek ayrılıp Fethiye'ye döndüğünü, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle çamaşırhane işinin başına geçmek için olaydan 6 gün önce Zonguldak'a geldiğini, 3-4 gün süreyle işyerinde kaldığını, bu arada eski arkadaşı Mehmet Baş'ın aracını ödünç olarak aldığını, olay günü Bartın'da oturan kızını ziyarete gittiklerini, daha sonra 15.00 sıralarında işyerine döndüğünde eski arkadaşı E. G. ile karşılaştığını birlikte çıkıp dolaştıklarını, akşam 20.00'ye kadar Devrek yolu üzerindeki Çardak Restaurantta içki içip yemek yediklerini, daha sonra şehir merkezine geldiklerini, arkadaşı Ahmet Kurt'un işyerine gidip bir süre oturduktan sonra ayrılıp Fener bölgesine giderek 21.00-22.00 sıralarında arabada votka içtiklerini, daha sonra da M. I. isimli arkadaşının bilardo salonuna giderlerken maktulün evinin bulunduğu sokakla kesişen yolda karşıdan aracı ile gelen maktulle karşılaştıklarını, yavaş gittiklerinden ve cam da açık olduğundan yanından geçerken maktule işaret ederek bir dakika abi diye seslendiğini, ancak maktulün si...tir lan diyerek kol işareti yaptığını, bunun üzerine aracını durdurup, arkadaşı E.'e sen git diye söylediğini, E.'in yanından uzaklaştığını, aracını evinin önüne park eden maktulün yanına gidip aracın sağ camını eliyle tıkladığını, ancak maktulün eliyle git oradan der gibi işaret edip torpido gözüne uzandığını, orada silah taşıdığını önceden bildiği için korkutmak amacı ile aracın sağ arka kapı camına 3-4 el ateş ettiğini, maktulün tekrar elini torpido gözüne uzatması ve diğer eliyle de kapıyı açıp aşağı inmek istemesi üzerine aracın arkasından dolaşarak sol tarafa geçtiğini, maktulün elinde tabancaya benzer bir şey gördüğünü, bütün mermileri sıktığını, silahın da mermi kalmayınca bu kez 7.65 mm çaplı diğer tabancasını çıkarıp aynı yerden onunla da ateş ettiğini, ilk ateş ettiği silahın 9 mm çaplı olduğunu ve maktulün vurulduğu yerde yola attığını, daha sonra çevreden bakan şahıslara Benim adım C. B., Ş. D.'i vurdum, polise haber verin, gelip beni alsınlar diye bağırdığını, sonra da 70 m kadar ileride park ettiği aracına binerek Emniyet Müdürlüğü önüne kadar giderek kendisini takip eden polislere teslim olduğunu, hasım sahibi olduğu için 1991 yılından bu yana silah taşıdığını, maktulü siyasi nedenle ya da alacağını alamadığı için öldürmediğini, çevrede hakkında aşağılayıcı konuşmalar yapması nedeniyle görüşmek için gittiğinde yine aşağılayıcı konuştuğu için öldürdüğünü belirtmiş, Kollukta verdiği ek ifadesinde; üzerinden elde edilen senedin, Fethiye'deki komşusuna ait gayrimenkulün kadastro problemini çözme vaadine karşılık teminat olarak verildiğini, bu hususun da senet arkasına şerh düşüldüğünü bildirmiş, C.Savcılığındaki ifadesinde de olayı benzer şekilde anlatarak ilaveten; Fethiye'ye gittikten sonra maktul Ş. D. ile bağını koparmadığını, ayda iki üç kez telefonla görüştüğünü, 1998 yılı Eylül ayında görüştüğünde abi Sendika'dan bir aracı ihaleye çıkar da alayım diye söylediğini, onun da tamam C., ararsın diye söylediğini, ancak daha sonraki görüşmelerinde tamam diyerek kendisini oyaladığını, bir keresinde de cep telefonunu kapatması üzerine bir daha kendisini aramadığını, amcasının cenazesine maktulün de geldiğini, bundan birkaç gün sonra sekiz yıllık ilişkilerinde devamlı kendisinin kullanılması, maktulün verdiği sözleri yerine getirmemesi, telefonu yüzüne kapatması nedeniyle içindeki birikimi söylemek için sendikada maktulün ziyaretine gittiğini, maktulün odasında iki gazeteci ile Metin isimli şahısların oturduğunu, müsait misin diye sorduğunda maktulün biraz sonra diye cevap verdiğini, bu durumun zoruna gittiğini, odadakilerin ayrılmasından sonra yanına girip oturduğunu, maktulün nasılsın diyerek kısa sorularla konuştuğunu, yüzüne bakmadığını, ilgisiz davrandığını, bunun üzerine maktule yüzüme baksana, sekiz senedir senin için köpeklik yaptım, hayatımı ortaya koydum, sen benim için bir şey mi yaptın, beni oyalayıp telefonumu yüzüme kapatıyorsun, bu şekilde davranıyorsun dediğini, maktulün işlerinin sıkışık olduğunu, mali durumunun iyi olmadığını, 30 milyar borcunun olduğunu söylemesi üzerine kendisinin de senden para falan istemiyorum diye söylediğini, bir süre suskunluk olduğunu, bu sırada gömleğinin altındaki silahı çekip öldürmeyi düşündüğünü, ancak silah küçük olduğundan güvenemediğini, öldürmeyi düşünmesine rağmen bu kararından vazgeçtiğini, senin canın sağ olsun diyerek ayrıldığını, bu olaydan sonra Emniyet Restaurantta karşılaştığı M. K.'yla görüştüğünde tabancayı masaya koyup, bak M. abi, o gün kafasına sıkacaktım, ama silaha güvenemedim diye söylediğini, Fethiye'ye döndükten sonra karşılaştığı Zonguldak'lı hemşehrilerinin sen Sendikaya gitmişsin, Ş. başkan seni si...tir etmiş diye söylediklerini, benzer söylentinin Zonguldak'ta da yayıldığını belirtmiş, Sulh Hakimliğindeki sorgusunda Savcılık ifadesini doğrulamış, Duruşmada ise benzer nitelikte savunma yapmıştır.
Sanık E. G. kolluktaki ifadesinde; Sanık C.'i 25 yıldır tanıdığını, son iki yıldır görüşmediklerini, olaydan bir gün önce sanık C.'in abisinin kulübünde karşılaşıp konuştuklarını, olay günü de diğer abisinin işyerinde otururken sanık C.'in de 16.30 sıralarında oraya geldiğini, maddi sıkıntısının olduğundan yakınan ve canının sıkkın olduğunu söyleyen C.'in gidelim içelim diye teklifte bulunması üzerine C.'in kullandığı araçla Devrek yolu üzerindeki Çardak Restauranta giderek içki içtiklerini, daha sonra buradan ayrılıp 20.30 sıralarında şehir merkezine geldiklerini, A. K. isimli bir şahsın marketinde bir süre oturduktan sonra bir büfeden içki alıp arabada içtiklerini, sohbet sırasında konu Zonguldak'ın zenginlerinden açıldığında, sanık C.'in Zonguldakspor yöneticileri Ş. D. ve Erdoğan Demir için bunlar Zonguldak'ın kanını emip sömürüyorlar, şu anda beni tanımıyorlar diyerek, bu şahısların 5-6 yıl kadar önce kendisini her türlü işlerinde kullandıklarını, Sendika seçimlerinde Şemsi için üç gün üç gece eve gitmeden çalıştığını, çalışmaları karşılığında maddi yardım vaadinde bulunan Ş. D.'in sonradan bu sözünü tutmadığını, 5 yıl önce Ş. D.'in korumalığını yaptığı zamandan kırk milyon lira alacağı olduğunu, bu parayı alamadığını söylediğini, 23.00 sıralarında Fener'in oradan ayrılıp çarşıya geldiklerini, eve gitmek istediğini ancak sanık C.'in birer bira içer döneriz şeklindeki ısrarı üzerine sahil yoluna girdiklerinde önlerinde siyah bir Mercedes arabanın gittiğini gördüklerini, sanık C.'in, arabanın Ş. D.'e ait olduğunu, onun arabada olabileceğini, kendisiyle görüşerek parasını isteyeceğini söylediğini, ancak araba hızlı gittiği için kaybettiklerini, bunun üzerine sanık C.'in, Şemsi'nin evini biliyorum, bu saatte evine gelir, oraya doğru gidelim, kendisiyle konuşurum diye söylediğini, evinin sokağının oraya geldiklerinde arabalarının karşılaştığını, yanlarından geçerken Şemsi'nin yavaşladığını, yan yana geldiklerinde sanık C.'in maktul Şemsi'ye seninle görüşmem lazım diye söylediğini, onun da boş ver anlamında kolunu sallayıp birkaç cümle konuştuğunu, ancak ne dediğini anlamadığını, maktul Şemsi'nin durmaksızın yanlarından geçip gittiğini, arabasını park ettiği sırada sanık C.'in sen arabada bekle, görüşüp geleceğim diye söylediğini, maktulün aracını park ettiği kısmın bulunduğu yerden gözükmediğini, C.'in inmesinden 1-2 dakika sonra 4-5 el silah sesi duyup kötü bir olay olduğunu anlayarak araçtan indiğini, korkup uzaklaştığını, sanık C.'in Ş. D.'i öldüreceğini bilmediğini belirtmiş, C.Savcılığındaki ifadesi ile sulh hakimliğinde ve mahkemedeki sorgusu sırasında özü itibariyle benzer savunma yapmıştır.
Katılanlardan R. S.; maktul abisinin daha önceden Sanık C.'i kulüpte işe aldığını, Fethiye'ye giderken sanığın talebi üzerine sendikanın aracını şoförü ile birlikte kendisine tahsis ettiğini, sanığın maktulü tehdit ettiğini duymadığını, Deniz Kulübü'nü işleten M. K.'nın kendisine, sanık C.'in çevrede maktul Şemsi'yi vuracağını söylediğini duyunca bunu maktule ilettiğini ve kendine dikkat et dediğini, ancak maktulün önemsemediğini söylediğini, sanık C.'in abisini öldürmesi için bir sebep göremediğini, ancak abisinin sendikal faaliyetleri ve düşünceleri nedeniyle çıkarları zedelenenlerin azmettirmesi ile öldürmüş olabileceğini,
Katılan Ş. D.; maktul eşinin tehdit edildi problemler yaşadığını, 1998 yılında Fethiye'ye taşınırlarken maktul Ş. D.'in kendilerini sendikanın arabası ile gönderdiğini, seçimlerde eşinin maktul Ş.'nin kazanması için çalıştığını, maktulün her konuda destek olmak üzere eşine söz verdiğini duyduğunu, Fethiye'de işleri iyi gitmediğinden olaydan altı gün önce Zonguldak'a geldiklerini, burada oturmayı düşündüklerini, olay günü de sanığın önceki eşinden olma kızını ziyaret için Bartın'a gittiklerini, sanığın dönüşte akşam almak üzere kendisini halasına bıraktığını, sanığın aynı gece Ş. D.'i vurduğunu duyduğunu belirtmiştir.
Tanıklar M. D., D. O., İ. A. ve Ç. A. yekdiğerini doğrular biçimde; Sendikada görevli olduklarını, maktulün tehdit edildiğini duymadıklarını, sanık C. ile maktulün önceden tanıştıklarını, sanığın zaman zaman sendikaya gelip diğer yöneticileri de ziyaret ettiğini, Fethiye'ye giderken sendikanın eğitim sekreterinin aracının maktul tarafından şoförü ile birlikte sanığa tahsis edilerek gönderildiğini, maktulün sanığa para yardımı yaptıklarını duyduklarını,
Tanık T. B.; olaydan on gün kadar önce sanık C.'in Fethiye'de restauranta geldiğini, oturanlara küfür edip bağırmaya başladığını, tanıdığı için masasına oturtarak sakinleştirip içki söylediğini, işyerinin karşısına açılan restaurant nedeniyle işlerinin iyi gitmemesinden dolayı orayı basmaya geldiğini öğrendiğini, sanık C.'in oturduğu sırada bir ara belinden silah çıkartıp namluya mermi sürdüğünü, daha sonra başka bir silah çıkartıp sandalyenin altına koyduğunu, kendisinin elinden silahı alarak sandalyenin altında koyduğunu, daha sonra sanık C.'in kalkıp gittiğini, biraz sonra yeniden geldiğinde restauranttan arandığı için polislerin gelip kendisini götürdüklerini, sanığın son olarak Zonguldak'a gitmeden önce gelip vedalaştığını,
Tanıklar M. B., D. Ö., C. P., M. M. ve Ş. O. E.; sanık C.'in Fethiye'deki işlerinin bozulduğunu, piyasaya borçlandığını ve olaydan çok kısa bir süre önce ailesi ile birlikte Zonguldak'a dönmek zorunda kaldığını,
Tanıklar N. O. ile K. O.; Fethiye'deki bir taşınmazlarının tapu işini tanıdığı bürokratlar aracılığıyla çözmesi için sanık C.'e yüz milyarlık teminat senedi verdiklerini, Tanık İ. Ö.; senede konu gayrimenkulle ilgili sorunun çözümü için sanık C.'in kendisinden yardım istediğini, Tanık M. B.; önceden tanıdığı sanık C.'in ailesini Bartın'a götürmek için kendisinden ödünç araba istediğini, tanık K. Ç.; sanığı olay gecesi Çardak Restaurantta yanında bir kişi ile yemek yerlerken gördüğünü, Tanık A. K.; sanık C.'in olay gecesi 19.50 sıralarında dükkanına geldiğini, sohbet ettiklerini, Tanık O. A; olay gecesi 20.30 sıralarında büfesine gelen Sanık C.'in çerez ve votka aldığını, Tanık F. A. A.; çektiği bir film nedeniyle maktulle tanışıp samimi olduğunu, Zonguldak'ta maden ocakları bulunan iş adamı E. D.'in maktulü Sendikadaki görevinden uzaklaştırmak için uğraştığını, 1999 yılının Nisan ayında Fethiye'de iken sanık C.'i Sendikanın eski başkanı M. bey, oğlu ve S. A. ile çay bahçesinde dolaşırlarken gördüğünü, bu durumu maktule anlattığında onun da; bu işi E. D. planlıyor, amacı Zonguldak'taki madenleri almak, bu adam beni öldürecek, dostuma öldürtecek dediğini belirtmişlerdir.
İddia tanıklarından H. B.; sanığın kardeşi İ. B.'ın beni görmediniz diye söylediğini olaydan dört gün sonra H. isimli işçiden duyduğunu, tanık H. C.; olaydan 3-4 gün önce sanık C.'in yanında kardeşi İ. ve sanık E. ile birlikte işyerine geldiklerini, olaydan iki gün sonra İ.'a kardeşi sanık C.'le görüşüp görüşmediğini sorduğunda, görüşmediğini söylediğini, tanık İ. A.; sanık C.'in kardeşi İ.'ı tanımadığını, patronunun da kendisine İrfan'ı görmediniz diye bir şey söylemediğini, Tanık S. U. C.Savcısında; sanık C.'in abisi İ. ile ortak olarak spor kulübü lokali çalıştırdıklarını, maktulün ise halasının oğlu olduğunu, olaydan 3-4 gün önce sanık C.'in lokale gelerek abisini sorduğunu, daha sonra birkaç kez yanında diğer sanık E. G. ve M. B. olduğu halde lokale geldiklerini, olay günü de yanında eşi ve çocuğu ile birlikte geldiklerini, duruşmada ise; olay gecesi 24.00 sıralarında İ.'ın baldızının gelerek bir telefon numarası verdiğini, İrfan'ın bu numaradan abisi olan N. B.'ı aramasını söylediğini, gazinoya giderek İrfan'a bu isteği ilettiğinde, İ.'ın C. senin Allah'ını ne yaparım diye söylenmeye başladığını, öldürme olayından haberi olacak ki bu şekilde konuştuğunu, İ.'ın olay öncesinde lokalde oturdukları sırada sıkıntılı göründüğünü, sorduğunda, bu C. bir şeyler yapacak, birisine sıkacak dediğini, kime sıkacak diye sorduğunda ise Devrek'ten birine sıkacak diye söylediğini, tanık Y. A.; sanığın olay gecesi yanında bir kişi ile birlikte sahil gazinosunda otururken gelen bir telefon üzerine 23.00 sıralarında kalkıp gittiklerini C. isimli bir şahıstan duyduğunu, onun da başkalarından duyarak kendisine naklettiğini, tanık E. Ç. C.Savcılığında; olaydan birkaç gün önce M. B.'ın kullandığı otoda İ. B.'la birlikte otururlarken, İ.'ın Devrek'li bize yanlış yaptı, kellesini götüreceğiz diye söylediğini, ancak bu sözlerle neyi kastettiğini bilmediğini, olay günü de sanık C.'in ailesi ile birlikte lokale geldiğini, kızını görmek için Bartın'a gidip 17.00 sıralarında döndüklerini, kulüpte İ. B.'ın belinden çıkardığı büyük bir silahı C. B.'a verdiğini gördüğünü belirtmiş, duruşmada ise; okunan ifade-sini hatırlamadığını açıklamıştır.
Görgü tespit tutanağı ve zapt etme tutanaklarına göre; maktulün aracının camlarının kapalı olduğu, sol arka kapı camında 6, sağ ön kapı camında bir adet kurşun deliği bulunduğu, aracın arka koltuklarında ve arka taraftaki çantada kurşun delikleri olduğu, aracın çevresinden iki tanesi araç içinde şoför koltuğunun altında ve pedalların bulunduğu kısımda olmak üzere toplam 14 adet kovan elde edildiği, maktulün ayakları aracın şoför mahallinde bedeni aracın dışında olmak üzere yolda yaralı olarak bulunduğu, hemen yakınında sürgüsü çekili ve boş durumda 9 mm Star marka tabanca olduğu, maktulün cep telefonu ve gözlüğünün yol üzerinde, ruhsatlı lazerli tabancasının ise aracın torpido gözünde bulunduğu anlaşılmaktadır. Otopsi raporunda; Ş. D.'in kafasının sağ ve sol bölgelerine isabet eden toplam beş adet ateşli silah mermi çekirdeğinin etkisiyle kemik ve beyin doku harabiyeti nedeniyle öldüğü, sağ kalçasına isabet eden iki mermi ve sağ koluna isabet eden bir merminin öldürücü etkisinin olmadığı belirtilmiştir. Ekspertiz raporuna göre, olay yerinden elde edilen 8 adet 9 mm çaplı boş kovanın olay yerinden elde edilen Star marka tabancadan, 6 adet 7.65 çaplı boş kovanın ise sanığın teslim ettiği Browning marka tabancadan atıldığı saptanmıştır. sanık C. B.'ın olaydan sonra aldırılan doktor raporuna göre % 73 oranında alkollü olduğu belirlenmiştir.
Dosyadaki tüm bu kanıtlar birlikte ele alınarak değerlendirildiğinde;
Sanık C. B.'ın olay gecesi yanında diğer sanık E. ile birlikte restauranta gittiği, A. K.'un dükkanında oturdukları, başka bir büfeden içki aldıkları, araçla dolaştıkları, maktul ile geçmişteki yakınlığı, işten çıkarılması üzerine maktul ile aralarının açıldığı, bilahare sendika seçimleri nedeniyle yeniden görüşmeye başladıkları, Fethiye'ye taşınacağı sırada yardım istemesi üzerine maktulün kendisine yardımcı olup sendikanın aracıyla gönderdiği, olaydan bir buçuk ay kadar önce amcasının vefatı nedeniyle Zonguldak'a geldiğinde maktulle görüştüğü, maddi sıkıntı içinde olduğu, maktulden yardım istediği hususları olaydan hemen sonra ifadelerine başvurulan tanıklarca doğrulanmıştır. İşleri iyi gitmediği için çocuklarını burada okutmak ve evini taşımak üzere olaydan altı gün önce Zonguldak'a ailece geldiği saptanan sanık C.'in sabıkalı geçmişe sahip ve saldırgan bir yapıda olduğu, henüz olaydan on gün kadar önce Fethiye'de alkollü olarak gittiği bir restaurantta olay çıkardığı, değerlendirildiğinde, geçmişte gerek kulüp işlerinde gerekse sendika seçimleri gibi konularda maktul tarafından kullanıldığı halde kendisine verilen sözlerin yerine getirilmediğini düşünen sanığın, son olarak sendika aracının ihaleye çıkarılıp kendisine verilmesi yolunda istekte bulunduğu, maktulün kendisini oyalaması ve telefonlarına çıkmaması üzerine olaydan bir buçuk ay önce amcasının cenazesi için Zonguldak'a geldiğinde maktulün ziyaretine gittiği, kendisine ilgisiz davrandığı ve soğuk karşıladığı için maktulle tartıştığı sırada bir an için üzerindeki silahla vurmayı düşündüğü, ancak bu düşüncesinden vazgeçerek oradan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Sanığın bu tarihten sonra, maktulü öldürme konusunda önceden vazgeçtiği düşüncesinde sebat ve ısrar gösterip kararlılığını sürdürdüğü yolunda kanıt bulunmamaktadır. Olay gecesi değişik yerlerde dolaşan ve içki içen sanığın maktulün aracı ile karşılaştıkları sırada konuşmak için aracını durdurmasını istediği, ancak maktulün boş ver anlamına gelebilecek el hareketinde bulunması üzerine, aracını durdurup arabasını park eden maktulün yanına gittiği, kendisine karşı vefasız davranıldığı yolundaki inancının etkisiyle ve ani oluşan bir kasıtla aracın her iki yanından da ateş ederek araçtan inmeye çalışan maktulü vurup öldürdüğü anlaşılmış, bu nedenle olayda taammüt unsurunun gerçekleşmediği saptanmıştır.
Sanık E. G. yönünden olay incelendiğinde; diğer sanık C. B.'ın öldürme düşüncesine sahip olduğunu bilerek onunla birlikte olay yerine gittiğini ve kendisine manen destek olduğunu gösteren cezalandırılmasına yeterli, kuşkudan arınmış, inandırıcı kanıt bulunmadığı saptanmıştır.
Bu itibarla; sanık C. B.'ın eyleminin taammüden adam öldürme suçunu oluşturduğuna, sanık E. G.'in adam öldürmeye iştirak suçunun sabit olduğuna yönelen Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyesi; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının haklı nedenlere dayandığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesine, 03.07.2001 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy