(765 S. K. m. 51, 59, 64, 448, 572) (6136 S. K. m. 13) (1412 S. K. m. 326)
Dava: Adam öldürmeye iştirak suçundan sanıklar Veli Demirci, Akın Alp ve Murat Uyar ile suç delillerini gizlemek suçundan sanık Çınar Yıldırım'ın beraatlerine, özgürlüğü daraltmak suçundan sanıklar Ufuk Bilal, Tunar Çil, Gökhan Barlas ve Recep Kılıç'ın mahkumiyetlerine, adam öldürme suçundan sanık Serkan Aydoğmuş'un TCY.nın 448 ve 59. maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis, izinsiz silah taşıma suçundan 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.266.666 lira ağır para cezası, saldırgan sarhoşluk suçundan TCY.nın 572/1 ve 59. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 9.2.2000 gün ve 18/13 sayılı hüküm, mahkûm olan sanıklar ve müdafileri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.11.2000 gün ve 2503/3208 sayı ile sanıklar hakkındaki diğer tüm suçlar nedeniyle kurulan hükümler onanmış, ancak;
Öldürme suçundan verilen sanık Serkan hakkındaki mahkûmiyet hükmü ile sanık Veli hakkındaki beraat hükmüne yönelik müdahil temyizine gelince,
a) Maktûl Soner'in Akın Alp ile iş ortaklığı yaptığı, ortaklık bitiminde aralarının açıldığı, sanık Veli'nin ise Akın'a ait iş yerinde çalışması nedeniyle maktûlün ona kızgınlık duyduğu ve olaydan bir ay kadar önce bir kısım sanıkların da iştiraki ile sanık Veli'nin maktûl tarafından bir araca bindirilerek kaçırılıp alıkonmak suretiyle hürriyetinin sınırlandırıldığı, maktûlün darp ve tehdidine maruz kaldığı, bu olayın etkisiyle hareket eden ve şikayet hakkından vazgeçmeyeceğini açıklayan sanık Veli'nin o sıralarda cezaevinde hükümlü iken bilahare tahliye edilen ve gelişmelerden habersiz olan sanık Serkan'la olay gecesi öncesinde irtibat kurup Murat'ın da katılımıyla birlikte alkol almaya başladıkları, bu beraberlik sırasında sanık Veli'nin yanlarında bulunan Murat ve diğerlerine hissettirmeden maktûl Soner tarafından kaçırıldığını, darp ve tehdit edildiğini söyleyip alkollü olmasından ve saldırgan yapılı bulunmasından da istifade ederek, sanık Serkan'ı maktûlü öldürmeye azmettirdiği ve ona olayda kullandığı silahı verdiği, bu konuşmalardan sonra tesadüfen girdikleri kahvede ummadığı bir anda maktûl ile karşılaşan sanık Serkan'ın aralarında konuşma dahi geçmeden maktûlün kafasına sanık Veli'nin verdiği silahla bir el ateş ederek olay yerinden birlikte kaçtıkları, maktûlün ölüp ölmediğini araştırdıkları, sanık Serkan'ın maktûlün olay anında kendisine hakaret etmesi nedeniyle ona ateş ettiği yolundaki savunmalarının kamu tanıklarınca doğrulanmayarak reddedildiği, sanık Veli tarafından azmettirildiğine ilişkin ikrarının ise önceki olaylarla ve eylem anını gören tanıkların beyanlarıyla uygunluk sağladığı, maktûlü öldürmesi için başka bir nedenin de ileri sürülmediği hususları birlikte nazara alındığında, sanık Serkan'ın diğer sanık Veli tarafından maruz kaldığı önceki olayların yarattığı ağır tahrikin etkisiyle azmettirildiği kabul edilerek, öldürme kararı ile icra arasında geçen sürenin taammüd için yeterli olmadığı da gözetilmek suretiyle sanık Veli'nin TCK.nun 64/2, 448, 51/2. maddeleri uyarınca tecziyesine karar verilmesi gerekirken yeterli delil bulunmadığından bahisle beraatine hükmedilmesi,
b) Sanık Serkan'ın tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde tekerrürden dolayı uygulama yapılmaması isabetsizliğinden, iki üyenin sanıklardan Veli Demirci'nin adam öldürmeye iştirak suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği yolundaki karşı görüşleri ve oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme 13.2.2001 gün ve 129/3 sayı ile; (b) bendinde belirtilen neden yönünden bozmaya uyulmasına karar vermiş, (a) bendinde yazılı bozma nedenine karşı ise;
Sanıklardan Murat Uyar ile tanık Cüneyt Kargılı'nın, mağdurlar Aydın Eryiğit ile Talat Erenoğlu'nun ve olay anını gören tanıkların yeknesaklık arzeden ve oluşa uygun düşen anlatım-ları dikkate alındığında, sanık Serkan Aydoğmuş'un aşamalarda çelişkili ve kendi içinde tutarsız atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında sanık Veli Demirci'nin maktûl Soner Yıldız'ın öldürülmesi hususunda sanık Serkan'ı azmettirdiğine ilişkin mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir. gerekçesiyle sanık Veli Demirci hakkındaki beraat hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 13.6.2001 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Ceza Genel Kurulunca uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesinde, sanık Veli Demirci yönünden CYUY.nın 326. maddesindeki usuli gereklerin yerine getirilmediği ileri sürüldüğünden bu husus Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27/1. maddesi gereğince öncelikle ele alınıp tartışılmıştır.
İnceleme konusu olayda, hakkındaki beraat hükmünün aleyhe bozulmasından sonra 11.1.2001 günlü ilk celsede hazır bulunan ve kendisinden bozmaya karşı diyecekleri sorulan sanık Veli Demirci'nin; Avukatının mazereti bulunduğunu, bozmaya karşı diyeceklerini Avukatı ile birlikte söylemek istediğini açıklayarak süre istediği, bu nedenle duruşmanın ertelendiği, 18.1.2001 günlü ikinci duruşmaya sanık Veli ile mazeret bildiren vekilinin katılmadıkları, 13.2.2001 günlü son duruşmaya ise sanık Veli katılmazken, vekilinin hazır bulunarak eski hükümde direnilmesini istediği, Yerel Mahkemenin de sanık Veli Demirci hakkındaki bozulan beraat kararı yönünden eski hükümde direnilmesine ve beraatine karar verdiği, hükmün katılan vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz incelemesi sonunda hükmü bozulan ve bu nedenle davaya yeniden bakacak olan mahkemenin ısrar hakkını (yetkisini) ve yerine getirmekle zorunlu olduğu usul işlemleri düzenleyen CYUY.nın 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin konumuzla ilgili 1. ve 2. fıkralarında; Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir. hükmü yer almaktadır.
Madde metninden açıkça anlaşıldığı ve Ceza Genel Kurulumuz ile Özel Dairelerin süreklilik arzeden duraksamasız uygulamalarına konu çeşitli kararlarında vurgulandığı üzere, bozma kararı üzerine ilgililerden bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması zorunludur. Ancak, sanık hakkında verilecek cezanın bozmaya konu cezadan daha ağır olmaması halinde; sanık ve katılan ile her ikisinin vekillerine davetiye tebliğ olunamadığı yahut tebliğ olunmasına karşın duruşmaya gelmedikleri takdirde bu zorunluluk ortadan kalkacak ve bozmaya karşı açıklamalarını bildirmemiş olsalar dahi duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilecektir. Sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi zorunludur.
Sanıktan bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması ya da sanığın herhalde dinlenmesi zorunluluğu, savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Bu zorunluluk, sanığın mahkeme de hazır bulundurularak; bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi, bozma kararını tartışması, ya da gerekli gördüğü hallerde savunma yapması, savunmasını doğrulayacak kanıt sunması olanağının sağlanması olarak anlaşılmalıdır. Savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak başkaca nedenin bulunmaması halinde, mahkemede hazır bulunan sanığa bozma ilamı okunarak diyecekleri sorulmakla, savunma hakkının gereği olarak bunları gerçekleştirme olanağı sağlanmış olmaktadır. Kendisine bu olanak sağlanmış olan sanığı, bu hakkı kullanması konusunda zorlamayı gerektiren bir usul hükmü de bulunmamaktadır.
Somut olayda, bozma sonrası duruşmada hazır bulundurularak kendisine bozma ilamı okunup diyecekleri sorulan, bozmaya karşı diyeceklerini Avukatı ile birlikte bildirmek isteği olumlu karşılanarak duruşmanın ertelenmesine rağmen sonraki iki duruşmaya da mazeretsiz olarak katılmayan sanık Veli Demirci yönünden, son celsede hazır olan Vekilinin diyeceklerini bildirmesinden sonra eski hükümde ısrar kararı verildiğine göre, yargılama usulünün gereklerine ve savunma hakkının kısıtlanamayacağı yolundaki kurala uygun işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, tebliğnamede bu hususa ilişen ve bozma isteyen düşüncenin isabetli bulunmadığına oybirliği ile karar verilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi.
Maktûl Soner Yıldız'ın, hakkındaki beraat hükmü kesinleşen Akın Alp'le 4-5 ay süreyle yaptığı ortaklığın 1998 yılı yaz aylarında sona erdiği, buna içerleyen maktûlün, eski ortağı Akın'ın işlettiği kahvede çalışanlardan sanık Veli Demirci'yi olaydan bir ay kadar önce 30.11.1998 tarihinde Emirdağ ilçe merkezinde çalıştığı kahveden arkadaşları Ufuk Bilal, Tunar Çil ve Gökhan Barlas ile birlikte zorla araca bindirip kaçırarak özgürlüğünü kısıtladığı ve ilçe dışında dövdüğü, bundan iki gün sonra da bu kez kahve çalışanlarından mağdur Aydın Eryiğit'i arkadaşları olan Recep Kılıç ve Gökhan Barlas'ın da katılımıyla kaçırarak ilçe dışında dövdüğü, mağdur Talat Erenoğlu'nu da özgürlüğünü daraltma amacıyla kaçırmaya kalkıştıkları, bu olaylar nedeniyle mağdur-sanık Veli Demirci'nin şikayetçi olduğu, mağdurlar Talat ve Aydın'ın başlangıçta şikayetçi olup sonradan vazgeçtikleri, mağdur-sanık Veli'nin arkadaşı olan sanık Serkan Aydoğmuş'un ise hırsızlık suçundan iki ay süreyle İstanbul'da tutuklu kaldıktan sonra olaydan iki gün önce tahliye olarak cezaevi arkadaşı Uğur Köycü ile birlikte memleketleri olan Emirdağ'a geldikleri, sanık Serkan'ın olaydan önceki gün kahvede sanık Veli Demirci ve hakkındaki beraat hükmü kesinleşen Murat Uyar ile buluştuğu, olay gecesi de yine aynı şahıslarla yanlarında tanıklar Menderes Avcı ve Kenan Yenilmez olduğu halde kahvede karşılaşıp konuştukları, yılbaşı gecesi olması nedeniyle birlikte içki içmeyi istedikleri, gittikleri kafede karşılaştıkları tanık Cüneyt Kargılı ile bir süre oturduktan sonra geç vakitte Cüneyt'in eve gitmesi, tanıklar Menderes ve Kenan'ın da ayrılmaları üzerine, sanık Serkan Aydoğmuş ile beraat eden sanık Murat'ın sanık Veli Demirci'yi evine uğurlamak ve bu süre içinde birlikte gezmek amacıyla yürümeye başladıkları, Çınar Yıldırım isimli şahsın kahvesinin önünden geçerlerken beraat eden sanık Murat'ın isteği üzerine kahveye girip bir masada oturup çay içtikleri, bu sırada maktûl Soner'in de bir başka masada oyun oynayanları seyrettiği, sanıklar Serkan, Veli ve Murat'ın gitmek üzere yerlerinden kalktıkları, sanık Veli ve Murat önde, sanık Serkan arkalarında olmak üzere çıkacakları sırada, maktûl Soner'in önceden arkadaşlarına yaptığı davranışa içerleyen ve içki içtiğinde saldırgan bir yapıya büründüğü tanık beyanlarından anlaşılan sanık Serkan'ın ani oluşan bir kararla tabancasını çekip bir el ateş ederek maktûlü sol kulak kepçesinden vurduğu, koşarak kahveden çıkarken arkadaşlarına da Soner'i vurdum diyerek kaçmalarını söylediği, hep birlikte olay yerinden uzaklaştıkları, bilahare Soner'in sağlık durumunu öğrenmek için gazeteci olan tanık Cüneyt Kargılı'nın evine gittikleri, olayı anlatarak Soner'in durumunu öğrenmesi için hastaneye telefon açmasını istedikleri, tanık Cüneyt'in, maktûl Soner'in sağlık durumunun ciddiyetini öğrenerek sanıklara bildirmesinden sonra oradan ayrılan sanıkların ertesi gün öğlene doğru kolluk güçlerine teslim oldukları, sanık Serkan'ın suçta kullandığı silahı da teslim ettiği, sanık savunmaları, tanık anlatımları, tutanaklar ve diğer delilerden anlaşılmaktadır.
Sanık Serkan Aydoğmuş'un kasten adam öldürmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık Veli Demirci'nin, maktûl Soner'in öldürülmesi hususunda diğer sanık Serkan'ı azmettirmek suretiyle suça iştirakinin sabit olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından sanık savunmalarının ve tanık anlatımlarının karşılıklı olarak değerlendirilmesi, dosyadaki diğer maddi kanıtlarla karşılaştırılması gereklidir.
Sanık Serkan Aydoğmuş olay günü kollukta, C. Savcısı önünde ve Sulh Hakimliğinde yaptığı savunmada benzer biçimde; hırsızlık suçundan tutuklu iken olaydan bir gün önce Emirdağ'a geldiğini, önceden arkadaşları olan Murat Uyar ve Veli Değirmenci ile kahvede buluştuklarını, daha sonra kendilerine gazeteci Cüneyt Kargılı'nın da katılması üzerine birlikte içki içtiklerini, Cüneyt'in yanlarından ayrılmasından sonra geç vakit Veli'yi evine bırakmak üzere giderlerken Çınar'ın kahvesine girip çay içtiklerini, o sırada başka masada oyun seyreden maktûl Soner'in kendisine Ulan piç İstanbul'u karıştırdın, burayı da mı karıştıracaksın? diye söylediğini, hep birlikte kalkıp giderlerken maktûlün tekrar küfür etmesi üzerine belindeki silahı çekip ateş ederek kaçtığını, kendisini Veli Demirci'nin azmettirmediğini ileri sürmüş, C. Savcısı tarafından 6.1.1999 tarihinde yeniden ifadesi alındığında; olay gecesi tanık Cüneyt'in bürosunda içki içerlerken sanık Veli'nin sürekli iç, iç diyerek kendisine içki verdiğini, maktûl Soner tarafından kaçırılıp dövüldüğünü anlatarak, o tarihte burada olması halinde kendisinin de maktûl tarafından kaçırılıp dövüleceğini, hatta maktûlün, gıyabında kendisine küfür ettiğini ve üç beş kişinin kafasına şişe vurmakla kendini adam mı sanıyor dediğini söylediğini, daha sonra Veli'yi eve götürmek için giderlerken Veli Demirci'nin çıkarttığı silahın ağzına mermi sürdükten sonra beline koyduğunu, belki lazım olur dediğini, daha sonra kahveye girip çay içtikleri sırada sanık Veli'nin kahvede oturanlar arasında bulunan maktûl Soner'i gösterip vurmasını isteyerek kendisini teşvik ettiğini, kalkalım demeleri üzerine Veli ve Murat'ın önden çıktıklarını, kendisinin de peşlerinden giderken dönerek maktûl Soner'e bir el ateş edip dışarı çıktığını, bağırtılar gelince hep birlikte kaçtıklarını belirtmiş, mahkemedeki sorgusu sırasında; maktûl ile sanık Veli arasındaki olaylardan haberi olmadığını, olay gecesi kendilerini alkollü olarak gören maktûlün küfürlü konuşması zoruna gittiği için tabancasını çıkarıp mekanizmayı çektiği sırada silahın patladığını, hazırlık soruşturması sırasında tutuklanarak cezaevine girdiğinde maktûl ile sanık Veli arasındaki olayı öğrendiğini ve onları da olaya katması halinde daha az ceza alacağı söylendiği için Savcılık ifadesinde Veli'yi de olaya kattığını belirtmiş, bilahare 22.4.1999 tarihli duruşmada; olaydan 4-5 ay kadar önce Veli Demirci ile birlikte Akın Alp'in yanına gittiklerini, Akın Alp'in, birlikte Soner'i vurun, size krallar gibi bakarım dediğini, bu teklifi kabul etmeyerek İstanbul'a gittiğini, Emirdağ'a geri döndüğünde sanık Veli ile karşılaştığını, Veli'nin senin beline tabanca sokacağım, senin beline tabanca yakışır gibi sözler söylediğini, olay gecesi de içki içerlerken sanık Veli'nin; Soner Yıldız, Kota Recep ve Tunar Çil yaşadıkça bana hayat hakkı yok, bu üç kişi sopayı hak ediyor, bunlar beni dövdüler, Emirdağ'da olsan seni de döverlerdi diyerek kendisini dolduruşa getirdiğini, daha sonra Veli'nin verdiği iki uyuşturucu hapı yuttuğunu, dışarı çıkıp kahveye doğru giderlerken de belinden tabanca çıkarıp ağzına mermi verip beline taktığını, kahveye girip çay içtikten sonra Murat ve Veli'nin önden çıktıklarını, kendisinin nasıl ateş ettiğini hatırlamadığını savunmuştur.
Sanık Veli Demirci aşamalardaki tüm savunmalarında özünde benzer biçimde; olay gecesi birlikte içki içtikten sonra kendisini eve kadar götürmeyi teklif etmeleri üzerine sanık Serkan ve Murat Uyar ile birlikte giderlerken ruhsatı kendi abisinin üzerine olan ve Çınar Yıldırım tarafından işletilen kahvenin önüne geldiklerinde Murat'ın isteği üzerine içeri girerek oturup çay içtiklerini, daha sonra kahveden dışarı çıktıkları sırada bir el silah sesi duyduğunu, dönüp baktığında elinde silah olan Serkan'ın kaç ben Soner'i vurdum diyerek hızla kahveden dışarı çıktığını, kahvedekilerin peşlerinden gelip saldıracaklarını düşündüğü için kendisinin de kaçtığını, sabah polise teslim olduklarını, maktûl Soner'in öldürülmesi hususunda sanık Serkan'ı azmettirmediğini, silah vermediğini ileri sürmüştür.
Sonuç: Sanık Murat Uyar aşamalarda sanık Veli De Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2001 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy