(765 S. K. m. 31, 33, 36, 40, 55, 59, 61, 62, 64, 81, 450, 497) (1412 S. K. m. 148, 150, 163, 257, 258, 259) (YCGK. 13.05.1997 T. 1997/1-76 E. 1997/114 K.)
Dava: Taammüden ve diğer bir suçu işlemek için adam öldürmeye tam teşebbüs suçu sanıklarından Mustafa Mengüç'ün geceleyin silahlı gaspa eksik teşebbüs suçundan TCY'nın 64. maddesi aracılığıyla 497/1, 61, 59 ve 81/2-3 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay 15 gün ağır hapis cezasıyla, sanık Hasan Coşkun'un ise TCY'nın 64. maddesi aracığıyla 497/1, 61, 55/3 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 1.12.1998 gün ve 286/269 sayılı hüküm sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.10.1999 gün ve 1922/3167 sayı ile;
1- İddianamedeki sevke göre kamu davasına konu edilen adam öldürmeye teşebbüs suçundan karar verilmemişse de zamanaşımı süresince mahkemesinden karar alınması mümkün görülmüştür.
2- İddianamede gasp suçundan açılmış kamu davası olmadığı halde, usulüne göre de dava açtırılmadan karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 23.12.1999 gün ve 308/355 sayı ile;
CK'nun 163. maddesinde, sanıklara isnat olunan suçun neden ibaret olduğunun iddianamede gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmış, CK'nun 258. maddesinde ise, yargılama sonunda sanığa iddianamede atılı olan suçun vasıf değiştirmesi halinde, değişen bu suç vasfına göre hüküm kurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bozma kararına uyulması halinde sanıklar hakkında ayrıca geceleyin silahlı gaspa eksik teşebbüs suçundan dolayı ek iddianame düzenlenmesi gerekecek olup, tek bir eylemden dolayı iki ayrı suçtan kamu davası açılması ve bunların birinden beraat diğerinden mahkûmiyet kararı verilmesi gibi bir durumla karşılaşılacağı için, bozma kararına uyulmamıştır.
Sanıkların eylemleri sonucu şikayetçi olay sırasında hayati tehlike geçirmeyecek ve beş gün iş ve gücüne engel olacak biçimde yaralandığından, sanıkların bu etkili eylemi gasp suçunun unsuru olup, sanıklar hakkında ayrıca etkili eylem veya nitelikli öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması mümkün değildir.
Son soruşturma sırasında Mahkemece verilecek hükme esas alınacak husus, iddianamede yazılı madde olmayıp, olayın anlatılış biçimidir. İddianamede sanıkların parasına tamahen müştekiyi öldürmeye kalkıştıkları belirtilmiştir. Mahkememiz iddianamede açıklanan eylemin geceleyin silahlı gaspa teşebbüs suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de vekillerince süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 26.9.2001 günlü bozma isteyen tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosyaya göre;
Başka bir suçu işlemek için taammüden adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan sanıklar Mustafa Mengüç ve Hasan Coşkun'un TCY'nın 64. maddesi aracılığıyla 450/4-7 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için iddianame ile açılan davanın yargılaması sonunda sanıkların yağma suçundan TCY'nın 64. maddesi aracılığıyla 497/1, 61 ve 59. maddeleri uyarınca, ayrıca sanıklardan Mustafa hakkında TCY'nın 81/2-3 ve sanıklardan Hasan hakkında 55/3. maddeleri uygulanarak cezalandırılmalarına ilişkin karar Özel Dairece, sanıklar hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan açılan dava nedeniyle zamanaşımı haddine kadar hüküm kurulmasının mümkün görüldüğü belirtilerek, yağma suçundan usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı halde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, yağma suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunup bulunmadığına ilişkindir.
CYUY'nın 148 ve 163. maddelerindeki düzenlemeye göre C. Savcısının hazırladığı iddianamede, ceza davasının iki önemli unsuru olan fail ve fiile kesinlikle yer vermesi gerekir. Yasanın fiil sözcüğü yerine suç tabirine yer verdiği gözönünde tutulduğunda, bundan suç teşkil eden eylem veya eylemlerin amaçlandığı açıktır. Sanık, suç teşkil eden hangi fiil nedeniyle yargılandığını bilme hakkına sahip olup, bu husus sanık için bir güvence oluşturur. Zira sanık, yargılamanın bütün evrelerindeki savunmalarını buna göre yapacaktır.
CYUY'nın 150. maddesi gereğince, Tahkikat ve hüküm, yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir.
Bu hudut dahilinde olarak, mahkemeler istiklal ile hareket etmek hak ve vazifesini haiz olup ceza kanunun tatbikinde kendilerine arzedilen iddialar ile bağlı değildirler."
257. maddede de; Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir.
Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir. hükümleri yer almaktadır.
Bu iki maddede fiil bakımından kamu davasının sınırı açıkça gösterilmektedir. Fiil yönünden kamu davasının dışına çıkılması, dava olmadan karar verilmesi anlamını taşır. Usul Yasamızın açıklanan kuralları ise böyle bir uygulamaya kesin engel oluşturur. Ancak hakim, fiilin niteliğini tayin ve takdirde, iddianamedeki hukuki görüşle ve savunma ile bağlı değildir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulumuzun 13.05.1997 gün ve 76-114 sayılı kararında belirtildiği üzere, Genel Kurulumuzun duraksamasız uygulamalarına göre; bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi de o olay hakkında dava açıldığını göstermez. İddianamede (veya son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda ya da şahsi dava dilekçesinde) dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
Bu açıklamaların ışığı altında, dosyamızda sanıklar hakkında yağma suçundan da dava açılıp açılmadığının saptanabilmesi için iddianameye bakılması gerekir.
Denizli C. Başsavcılığının 18.11.1996 gün ve 5580 sayılı iddianamesinin başlık kısmında sanıklara atılı suç parasına tamahen taammüden öldürmeye teşebbüs olarak adlandırılmış, içeriğinde ise; Sanıklardan Mustafa Mengüç ve Hasan Coşkun'un Pamukkale Özgür Motele müşteri buldukları, sanık Özkan Küçük'ün de aynı motelde garson olarak çalıştığı, olay gecesi sanıklardan Mustafa'nın şikayetçi Yukıhıro Y.'yı motele getirdiği, şikayetçinin parasının çok olduğunu gören her üç sanığın da şikayetçinin parasını almak için plan kurdukları ve şikayetçiyi odalarına çağırdıklarında sanıklardan Özkan'ın çay vermek üzere yukarı çıktığı, bu sırada sanık Mustafa Mengüç'ün emanette kayıtlı bıçakla şikayetçinin göğsüne ve eline öldürmek için vurduğu, diğer sanık Hasan'ın da sopa ile kafasına vurduğu, şikayetçinin kaçması üzerine eylemlerini tamamlayamadıkları, tam teşebbüs safhasında kaldığı belirtilerek, sanık Mustafa Mengüç'ün eylemine uyan TCY'nın 64. maddesi yollamasıyla, 450/4-7, 62, 40, 31, 33 ve 36. maddeleri, sanık Hasan Coşkun'un eylemine uyan TCY'nın 64. maddesi yollamasıyla 450/4-7, 62, 55/3 ve 40. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın dayanağını oluşturan bu iddianamede sanıklara yüklenen, başka bir suçu işlemek için taammüden adam öldürmeye tam teşebbüs suçuna ilişkin eylem, bu suçun unsurları ve sanıkların saiki açıklanmış olup, yağma suçu ile ilgili olarak CYUY'nın 163/2. maddesinde öngörülen biçim ve mahiyette bir isnattan sözedilmemektedir. Bu itibarla, yağma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde, bu suçtan ek iddianame ile ya da CYUY'nın 259. maddesi uyarınca sözlü dava açtırılmadan hüküm kuran Yerel Mahkemenin direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesine, 23.10.2001 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy