(765 S. K. m. 456, 457) (1412 S. K. m. 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65) (2559 S. K. m. 15)
Adam öldürmeye kalkışma ve izinsiz silah taşımak suçlarından sanık Mehmet Ç'ın değişen suç niteliğine göre silahla yaralamaya tam kalkışma suçundan TCY'nın 456/4, 62, 457/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 4 ay 13 gün hapis, izinsiz silah taşımak suçundan ise 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve TCY'nın 59/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 76.050.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı cinsten cezaları toplanarak sanığın sonuçta 14 ay 13 gün hapis ve 76.050.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.07.2000 gün ve 152/190 sayılı hüküm sanık vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.05.2001 gün ve 978/2081 sayı ile; Emniyette ifadeleri alınan ve olay sebebi ile ilgili olarak bilgileri bulunan tanıklar Özcan Ç... ve Mehmet K'nin hazırlık ifadelerindeki imza eksiklikleri giderilip mahkemece dinlenilmeleri ve sanığın hukuki durumunun bundan sonra tayini gerekirken tensiple dinlenilmelerine yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 13.07.2001 gün ve 223/260 sayı ile; Emniyette ifadeleri alınan kişilerden Özcan Ç'in, sanığın borçlarından dolayı icra gelmemesi için evini katılanın üzerine tapuladığını, katılanın sonradan bu daireyi sattığı halde parasını sanığa ödemediğini bizzat sanıktan duyduğunu, daha sonra sanık ile katılan arasında neler geçtiğini bilemediğini belirtmiş, ifadesi alınan diğer kişi olan Mehmet K. ise; sanık aracılığıyla katılana ödemekte olduğu kendi borçlarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Sanığın olay sebebine ilişkin olarak yaptığı savunmanın bizzat savunma tanıklarınca da doğrulanmadığı dikkate alındığında, anlatımları hükme esas alınmayan ifade sahipleri Özcan Ç. ve Mehmet K'nin ifade tutanaklarındaki imza eksiklerinin giderilmesine gerek olmadığı gibi, dosyaya katkı sağlayacak bir bilgileri de olmadığından tanık olarak dinlenilmelerine de gerek bulunmamaktadır. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de sanık vekili ile katılan vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 29.11.2001 günlü bozma isteyen tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Kasten adam öldürmeye kalkışma ve yasak silah taşıma suçlarından sanık Mehmet Ç'ın dönüşen suç vasfı nedeniyle silahla yaralamaya kalkışma ve yasak silah taşıma suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın olay nedenine ilişkin aşamalardaki savunmalarında isimleri geçen ve hazırlık soruşturması sırasında emniyet tarafından alınan ifadelerinde imzaları bulunmayan tanıklar Özcan Ç. ve Mehmet K'nin imza eksikliklerinin giderilmesine ve son soruşturmada dinlenilmelerine gerek bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Konunun incelenmesine geçilmeden önce, ceza yargılamasının amacı, bu amaca ulaşmak için yapılan yargılama faaliyeti sırasında kullanılan araçlardan biri olan tanık dinlenmesi işleminin yargılama yasamızdaki düzenleme biçimi üzerinde kısaca durmakta yarar bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkartılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşmasını ve gerekiyorsa ceza yaptırımı ile karşılanmasını sağlamak için yapılan ceza yargılaması faaliyeti sırasında başvurulan araçlardan olan kanıt ların bir türü de tanık lıktır. Öğretide tanıklar, uyuşmazlık konusu olay hakkında suç muhakemesinde beş duyuları aracı ile öğrendiklerini hakime söyleyen, taraflardan başka kişiler olarak tanımlanmıştır. (Prof. Dr. Öztekin Tosun, Türk Suç Muhakemesi Hukuku Dersleri, Cilt I, İst-1984, sy. 742) Buna göre, yargılama makamı, suçun kanıtlanması konusunda olduğu gibi, suçu ve cezayı etkileyen hallerin var olup olmadığı hususunda da tanıklar anlatımlarından kanıt olarak yararlanabilecektir.
Öte yandan, CYUY'nın 45 ila 65 inci maddelerinde düzenlenen tanıklar ve tanıklıkla ilgili kimi hükümlerin doğal sonucu olarak, tanıkların son soruşturma evresinde yargılama makamı tarafından dinlenilmesi ile hazırlık soruşturması sırasında kolluk tarafından dinlenilmeleri arasında amaç ve yöntem bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin; kural olarak tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkı bulunanlar ile CYUY'nın 52 inci maddesi uyarınca yemin verilmeden dinlenilmesi gerekenler dışındaki tanıkların, aynı Yasanın 55 inci maddesi uyarınca son soruşturmada yeminli dinlenilmeleri gerekir. CYUY'nın 59 uncu maddesi gereğince hazırlık soruşturması sırasında tanığın C.savcısı veya sulh hakimi tarafından dinlenilmesi halinde de tanığa yemin verilecektir. Oysa kolluğun tanıkları yemin vererek dinleme yetkisi yoktur.
Bunun gibi, son soruşturma aşamasında suçun kanıtlanması yahut suçu veya cezayı etkileyen hallerin varlığı hususlarında bir kanıt olarak değerlendirilmek üzere tanık anlatımlarına başvurulduğu halde, hazırlık soruşturması sırasında kolluk tarafından kişilerin ifadelerine, bir suçun tespit veya aydınlatılmasına yönelik olarak ipucu elde etmek ve ileride tanık olabilecek kişilerin belirlenmesi, bir ayıklama, eleme yapılması amacıyla başvurulur.
Kişilerin dinlenilmesi ile ilgili olarak, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasasının 15 inci maddesinde; Polis yaptığı tahkikat sırasında ifadelerine müracaat lazım gelen kimseleri çağırır ve kendilerine lüzumu olan şeyleri sorar. hükmüne yer verilmiş olup, Polis Vazife ve Selahiyetleri Nizamnamesinin 16. maddesinde de benzer nitelikte bir hüküm bulunmaktadır. Yine, Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde de;
Bilgi Alma; Bir suçun tespiti veya aydınlatılmasına yönelik olarak, henüz suç işleme şüphesi altında bulunmayan kişi veya tanık veya mağdurun dinlenmesini ve tutanağa geçirilmesini
. ifade eder. hükmü yer almaktadır.
Nitekim bu ve benzeri farklılıklar nedeniyle, öğretide hakim olan görüş, tanıkların mahkemede dinlenilmelerinin asıl olduğudur. Bu görüşü savunan Kunter ve Yenisey'e göre; Polis tarafından yapılan hazırlık soruşturmasında kelimenin teknik anlamı ile tanık yoktur. Tanık, mahkeme önünde ifade veren kişidir. Bu nedenle, ileride tanık olabilecek kişilerin belirlenmesi, bir ayıklama, eleme yapılması için hazırlık soruşturması sırasında kişilerin ifadeleri alınır. Ayrıca hazırlıkta alınan polis ifadesinin amacı ipucu elde etmek ve bunu sürdürmektir. ( Ceza Muhakemesi Hukuku, İst-2000, 11. Bası, sy. 803)
Ayrıca, son soruşturma aşamasında kural olarak sözlü dinlenecek olan tanığa tanıklığından önce adı, sanı, yaşı, işi ve oturduğu yer sorulacak, gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hakimi aydınlatacak hallere yönelik ve özellikle sanık veya mağdurla olan ilişkilerine dair sorular sorularak, hazırsa sanık da gösterilip, tanıklık edeceği dava hakim tarafından kendisine anlatıldıktan sonra bildiklerini söylemeye davet olunacaktır. Keza tanıklık ettiği olayın aydınlanması ve anlattıklarının yeterince takdiri için CYUY'nın 232 ve 233. maddeleri uyarınca gerek mahkeme üyeleri gerekse sanık ve vekili ile C.savcısının isteği üzerine kendisine bazı sorular da sorulabilecektir.
Görüleceği üzere Usul Yasamızdaki bu düzenlemeler, hem yargılama makamı hem de yargılamanın diğer süjelerinin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç örgütleriyle Mücadele Yasasında olduğu gibi kimi yasalarda öngörülen ayrıksı durumlar dışında, tanıklık yapan kişinin kimliği ve bir kısım özelliklerini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde bilmelerini ve böylelikle tanıklığının güvenilirliğini denetleyebilmelerini sağlamayı amaçlamaktadır.
Oysa uyuşmazlık konusu somut olayda, sanık olay nedenini açıklarken, katılanla aralarında mevcut girift bir takım mali ilişkilerden söz etmiş, arkadaşı olan tanık Özcan Ç'in katılandan aldığı borç karşılığında katılan tarafından düzenlenen ve kendisinin de kefili olduğu senede, alınan borçtan daha yüksek meblağın yazıldığını ve borcun ödenmemesi üzerine senedin katılan tarafından takibe konduğunu, yine kendisinin çalıştığı minibüsün sahibi olan tanık Mehmet K'nin katılana olan borcunu onun adına taksitler halinde katılana ödediğini, son olarak 1.500 Mark borcun kaldığını, öte yandan alacaklılarının icra takibinden kurtulmak için kendisine ait daireyi muvazaalı olarak tapuda katılana devrettiğini, sonradan bu dairenin bir başkasına satılıp katılan tarafından paranın tahsil edilmesine karşın katılanın bu parayı kendisine ödemeye yanaşmadığını, olayın da katılandan alacağını alamaması nedeniyle meydana geldiğini savunmuş, katılan ise sanığın patronunun borcunu tümüyle ödemediğini, kendisinin sanığa borcunun bulunmadığını, tanık Özcan Ç'den olan alacağına da sanığın kefil olmadığını ileri sürmüştür. O halde, sanığın savunmasında geçen bu hususların sözü edilen tanıklar Özcan Ç. ve Mehmet K'nin son soruşturma sırasında dinlenilerek denetlenmesi ve eylemin katılandan kaynaklanan haksız bir hareketin sanıkta meydana getirdiği elem ve öfkenin etkisi ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin saptanması gereklidir. Öte yandan, tanık Mehmet K'nin hazırlıktaki kolluk ifadesinde imzasının bulunmadığı Özel Dairenin bozma ilamında ve Yerel Mahkemenin direnme kararında belirtilmiş ise de, Ceza Genel Kurulundaki inceleme sırasında yapılan gözlemde, bu tanığın 04.05.2000 günlü emniyet ifadesinin alt kısmında isminin yazılı olduğu bölümde, bir imzanın bulunduğu, tanıklardan Özcan Ç'in hazırlık aşamasında kolluk tarafından ifade sahibi sıfatıyla alınan ifadesinde ise imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, ifadelerin sanığın savunmasında isimleri geçen tanıklar Özcan Ç. ile Mehmet K'ye aidiyetinin de tam olarak saptanamadığı gözetilerek, imza eksikliği de giderilmek suretiyle bu tanıkların koşulları bulunduğu takdirde yeminli olarak dinlenilmelerinden ve bu şekilde ceza yargılamasının amacına uygun biçimde tüm kanıtların toplanmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu nedenle Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı Mater Kaban; Sanık aşamalardaki savunmalarında olay nedenini, olay öncesinde alacaklılarının takibinden kurtulmak için muvazaa suretiyle tapuda katılana devrettiği gayrimenkulünün daha sonra bilgi ve iradesi doğrultusunda bir başkasına satılmasına karşın, satış bedelinin bir kısmının katılan tarafından kendisine ödenmemesine ve olay sırasında katılanın kendisine hakaret içeren sözler söylemesine dayandırmıştır.
Sanık savunması, katılanın iddiası ve tanık anlatımlarına göre, olay sırasında orada bulunmadıkları belirlenen tanıklar Özcan Ç. ve Mehmet K'nin olay anına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tanıklar Özcan Ç. ve Mehmet K'nin olay öncesi sanık ve katılan arasındaki alacak ilişkisine dair bilgilerinin bulunup bulunmadığı konusuna gelince; sanığın şoför olarak çalıştığı minibüsün sahibi olan tanık Mehmet K'nin katılandan şahsi borç olarak döviz aldığı ve borcun senede bağlandığı, tanık Mehmet K'nin yurtdışında oturması nedeniyle bu borcun tanığın aracında çalışan sanık tarafından minibüs gelirinden karşılanmak üzere taksitler halinde ve belirli vadelerde ödenmesinin kararlaştırıldığı, sanığın borcun büyük kısmını ödeyerek karşılığında düzenlenen senetleri aldığı, ancak vadesi geçmiş olan 1500 marklık bölümünü ödemediği, katılanın ise olaydan bir iki gün önce yurda gelen tanık Mehmet K'yi telefonla arayarak borcunun 1500 marklık bölümünün ödenmediğini bildirdiği gerek sanık gerekse katılanın yekdiğerini doğrulayan anlatımlarıyla belirlenmiştir. Dolayısıyla, sadece şahsi borcunun bir kısmının sanık tarafından ödenmediğine ilişkin katılanın kendisine söylediği hususlarla sınırlı bilgisi bulunduğu anlaşılan tanık Mehmet K'nin dinlenilmesi yargılamaya bir katkı sağlamayacaktır.
Tanık Özcan Ç'in somut olaylarla ilgisini incelediğimizde; bu tanığın olay öncesinde katılandan borç aldığı, borcunun bir kısmını ödememesi nedeniyle katılan tarafından hakkında icra takibine girişildiği sanık anlatımları ve katılanın açıklamalarıyla sabittir. Ancak, sanığın gayrimenkulünü muvazaa suretiyle katılanın üzerine geçirdiği ve bilahare bu dairenin satışından elde edilen paranın bir kısmının katılan tarafından sanığa ödenmediğine ilişkin savunmada ileri sürülen hususlara dair görgüye dayalı bilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, tanık Özcan'ın bu konularda bilgisi bulunduğu sanık tarafından dahi dile getirilmemiştir.
Nitekim Yerel Mahkeme, duruşma hazırlığı safhasında düzenlediği tensiple olaya ilişkin bilgi ve görgüleri bulunan dört tanığın dinlenilmesine karar verdiği halde, gerek olay öncesi gerekse olay anına ilişkin ve olay nedenini açıklamaya yarayacak bilgileri bulunmadığını gözönüne alarak, tanıklar Özcan Ç ve Mehmet K'nin dinlenilmelerine yer olmadığına karar vermiştir. Öte yandan, sanık ve vekili çeşitli oturumlardaki sözlü savunmaları ve mahkemeye sundukları, gerek yazılı savunmalarını gerekse başka bir kısım kişilerin savunma tanığı olarak dinlenilmeleri istemlerini içeren çeşitli dilekçelerinde bu tanıkların olay nedenine ilişkin bir bilgileri bulunduğunu ve dinlenilmeleri gerektiğini ileri sürmemişler, katılan ve vekili ile C.Savcısından da bu yolda bir istek gelmemiştir.
Dolayısıyla, olay anına ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmadığı, olay öncesinde ise sadece kendilerinin katılana olan şahsi borçlarıyla sınırlı olarak bilgi sahibi oldukları ve katılanla sanık arasındaki parasal ilişki konusunda görgüye dayalı bilgileri bulunmadığı anlaşılan tanıklar Özcan Ç. ve Mehmet K'nin dinlenilmelerinin, gerek suçun sübutu ve niteliğinin belirlenmesi gerekse suç veya cezayı etkileyen diğer hallerin varlığı hususlarında yargılamanın seyri ve sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir katkı sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle, sözü edilen iki tanığın dinlenilmelerine gerek bulunmadığı yolunda ara kararına vardıktan sonra diğer kanıtları toplayarak yargılamayı sonuçlandıran Yerel Mahkeme direnme hükmünde bu yönüyle isabetsizlik bulunmamaktadır. görüşüyle,
Bir kısım kurul üyesi ise; Yerel Mahkeme bozma ilamında gösterilen gerekçenin haklı nedenlere dayandığını ileri sürerek karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.01.2002 günü ikinci müzakerede oyçokluğu ile tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy