(765 S. K. m. 456, 457) (1412 S. K. m. 326, 32, 260, 261, 268, 308) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Adam öldürmeye kalkışmak suçundan sanık Durmuş T'ın, suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek TCY.nın 456/2, 457/1, 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, suçta kullanılan av tüfeğinin TCY.nın 36. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 2.11.1998 gün ve 120/205 sayı ile verilen kararın katılan vekili ile sanık vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.1.2001 gün ve 454/209 sayı ile; "Olay gecesi yaklaşık 18 metre mesafeden dolunayın ve elektriğin aydınlattığı ortamdaki mağdura öldürücü etkinliği haiz az tüfeği ile ateş edip sırtından yaralayan ve hayati tehlike geçirmesine neden olan sanığın bu eylemi öldürmeye tam teşebbüs suçunu oluşturduğu halde yerinde olmayan gerekçeyle yaralama suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 12.3.2001 gün ve 67/67 sayı ile aynı gerekçeleri tekrarlamak suretiyle suç niteliği yönünden önceki hükümde direnmiş ve bu kez 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu kararın da katılan vekili, sanık vekili ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli tebliğnamesiyle 1. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin silahla etkili eylem suçuna mı, yoksa adam öldürmeye kalkışmak suçuna mı uyduğunun belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Ancak, dosyanın incelenmesinde;
1- Sanığın, silahla etkili eylem suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm, Özel Dairece, sanığın eyleminin adam öldürmeye tam kalkışma suçunu oluşturduğundan bahisle aleyhine bozulmuştur.
Hükmün aleyhe bozulması halinde, CYUY.nın 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur. Böylece sanığa bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu hüküm, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
İncelenen dosyada hüküm sanık aleyhine bozulduğu halde bozmadan sonra yapılan yargılamada sanığın bozma kararına karşı diyecekleri saptanmadan CYUY.nın 326. maddesine aykırı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
2- Yerel Mahkeme, ilk hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu belirtip önceki gerekçeli kararı, tarih ve sayısını değiştirerek aynen yinelemiştir.
Anayasanın 141 ve CYUY.nın 32. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe ol açar. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, Yerel Mahkemece CYUY.nın 260, 261, 268 ve 308. maddeleri uyarınca yeniden hüküm kurulması ve gerekçenin gösterilmesi zorunludur.
İncelenen dosyada; Yerel Mahkemece önceki hükümde direnilirken bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, bozulmakla tamamen ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, direnme nedenleri gösterilmemiş, bozma kararına niçin uyulmadığı açıklanmayarak, bozulan kararın tarihi ve sayıları değiştirilmek suretiyle yeniden ve aynen yazılmasıyla yetinilmiştir.
Bu itibarla diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle saptanan bu iki usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan usuli nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 5.2.2002 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy