(765 S. K. m. 31, 33, 59, 62, 448, 452) (YCGK. 28.03.2000 T. 2000/1-42 E. 2000/53)
Dava: Adam öldürmeye tam kalkışmak suçundan sanık Bekir Ş'in TCY.nın 448, 62 ve 59. maddeleri ile 13 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında TCY.nın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, 172.500.000 lira vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana ödenmesine ilişkin Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.3.2001 gün ve 179/97 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.11.2001 gün ve 3710/4271 sayı ile;
"1- Ele geçmeyen çakı bıçağı ile biri hayati tehlikeye neden olacak şekilde sol batın, diğeri hayati tehlikeye neden olmayacak şekilde sol koldan olmak üzere, vücudun aynı tarafında birbirine yakın iki yarayı aksi kanıtlanamayan savunmaya, dosya kapsamına ve yara sayısını darbe sayısına eşit tutan Ankara Adli Tıp Kurumu Şubesi Adli Tabipliğinin yetersiz raporuna göre, tek bıçak darbesiyle oluşturan, eylemine devam etme imkanı varken vazgeçerek elinde bıçak olduğu halde olay yerinden kaçan sanığın mağdura yönelik eyleminin yaralama suçunu oluşturduğu, iş ve güçten kalma süresinin fazlalığı teşdit nedeni yapılarak bu suçtan tecziye edilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurularak suç vasfında yanılgıya düşülmesi,
2- Aralarındaki hukuki ilişki nedeniyle mağdurun sanığa borçlandığı bono üzerinde ödeme tarihinin "pancar" olarak belirlendiği, pancar hasat mevsiminin geçmesine rağmen borcunu ödemeyen ve birkaç kez sanık tarafından uyarılan mağdurun, sanığa devletten parasını alamadığından bahisle borcunu ödeyemeyeceğini söylediği, olay günü de aynı konuşmanın yaşandığı, bunun üzerine aralarında tartışma çıktığı, olayın bu tartışmanın akabinde gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmasına göre uyarılara rağmen borcunu ödemeyerek tartışma yaratan mağdurun bu davranışının sanık lehine hafif tahrik olarak kabul edilip buna göre uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kısa kararda yargılama masrafları toplamının gösterilmemesi," isabetsizliğinden suç vasfı yönünden oyçokluğuyla diğer yönlerde oybirliği ile bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı 27.12.2001 gün ve 65022 sayı ile;
Sanıkla mağdur arasında, mağdurun lakayt davranması nedeniyle husumet bulunduğu, olay günü bu nedenle aralarında tartışma çıktığı, mağdurun, ağabeyi tarafından tokatlanarak götürülmesi sırasında, sanığın arkadan gelerek, birisi batına nafiz derecede diğeri de kolundan olmak üzere mağduru iki yerinden bıçakla yaraladığı, kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olduğu ve sanığın hedef gözeterek darbeleri gerçekleştirdiği, mağdurun olay yerinde ağabeyi ile birlikte olması nedeniyle, sanığın eylemini sürdüremediği, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının suç vasfı ile ilgili bölümünün kaldırılması istenilmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın adam öldürmeye kalkışmak suçundan TCY.nın 448, 62, 59, 31 ve 33. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Öldürme kastının varlığı öğreti ve uygulamada;
a) Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı,
b) Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
c) Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti
d) Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı,
e) Failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayımı son verdiği,
f) Olay sonrası mağdura yönelik davranışları, başka bir anlatımla olayın kendine özgü tüm özellikleri dikkate alınarak saptanmalıdır.
Somut olayda suç niteliğinin belirlenebilmesi için dosyadaki tüm kanıtların birlikte ele alınarak değerlendirilmesi zorunludur.
Mağdur Mesut D. 22.5.2000 gün kollukta alınan beyanında, Bekir'e 300 milyon borcum vardı, pancar parası verildiğinde ödeyecektim, para alamayınca ödemem gecikti, olay günü kahvehanede otururken Bekir yanıma gelip parasını istedi, durumu kendisine anlatıp, harmanda ödeyeceğini söyledim, abim Kamil beni olay yerinden götürürken sanık üzerime gelip bıçakladı şeklinde anlatımda bulunmuş,
Duruşmada ise, sanığın alacağını 3-4 kez istediğini, ödemesi için tehdit ettiğini, olay günü ağabeyi ile sanık arasında bu konunun konuşulduğunu, bunun üzerine ağabeyi Kamil'in kendisini evden çağırttığını, harmanda ödeyeceğini söylemesi üzerine sanığın "sana bu parayı yalatırım, köyde gezdirmem, yaralarım, öldürürüm" diye tehdit ettiğini, bu konuşmalardan rahatsız olan ağabeyinin kendisini döverek götürdüğü esnada sanığın kendisini yaraladığını beyan etmiştir.
Sanık Bekir Ş. C.Savcılığında 25.5.2000 günü saptanan beyanında; Mesut D'dan 1,5 milyar alacağım vardı, vadesi geldiği halde ödemedi, alacağımı istemek için arkadaşım olan Mesut'un ağabeyi Kamil'in yanına gittim, Kamil kardeşi Mesut'u kahveden çağırıp, kardeşine kızıp adamın alacağını ver dedi, Mesut parasını alamadığını, veremeyeceğini söyledi, alacağımı avukata vereceğimi söyledim, Mesut bir sandalye alarak saldırdı, kendimi korumak için geri geri kaçtım, sandalye ile bana bir kez vurdu, yere düştüm, tekrar vurmak için saldırdığı esnada, cebimdeki çakı bıçağını çağırıp kendimi korumak için bir kez salladım, Mesut kolundan ve karnından yaralandı, diğer kardeşleri hücum edince olay yerinden kaçtım, sonra arandığımı duyunca savcılığa gelip teslim oldum şeklinde savunma yapmış, olayda kullandığını belirttiği bıçağı teslim etmiş,
Sulh ceza mahkemesinde ve duruşmada benzer şekilde savunma yapmıştır.
Mağdurun ağabeyi Tanık Kamil D. Kollukta; kamyonumla köye yük götürüyordum, Bekir beni kahvehanenin önüne çağırdı, kardeşimden 400 milyon alacağı olduğunu söyledi, Mesut da yanımıza geldi, harmanda ödemeyi teklif etti, olmazsa bir hafta süre vermesini arabasını satıp ödeyeceğini söyledi. Bekir eşşoğleşek bk.yeme paramı ver yarın hazır et dedi, Mesut'u kolundan çekiştirip iki tokat vurdum, eve götürmeye çalışırken 1-2 metre uzaklaştığımızda Bekir, arkadan gelip kardeşimi karnının sol tarafı ve kolundan bıçakladı, şeklinde anlatımda bulunmuş,
Duruşmada ise olayın başlangıcını benzer şekilde anlatarak; Mesut'un, şu an param yok, harmanda ödeyeyim diye söylemesi üzerine, Bekir; "ben 50 yaşındayım, seni vurur gider yatarım, bana bakacak çok kişi var" dediğini, bunun üzerine Mesut'un da, Bekir'e küfür ettiğini, olayın büyüyeceği düşüncesiyle kardeşini kolundan tutup götürürken, sanığın arkadan gelip, kolundan ve karnından bıçakladığını söylemiştir.
Tanık Mustafa Ö. Kollukta ve duruşmada; bugün saat 18.00 sıralarında kahvehanede mağdur Mesut D. ile birlikte otururken, kardeşi Kamil çağırdı, iki kardeş sanık Bekir Ş'in yanına gittiler, konuşmaya başladılar, bu sırada Mesut ile Bekir birbirlerine bağrışmaya başladılar, Kamil kardeşini tokatlayarak ayırdı, Kamil, Mesut'u götürürken, Mesut ile Bekir bir araya geldiler, ikisi taksinin arasında idi, Mesut bağırdı, Bekir yere düştü. Bu sırada Mesut abisine sen beni mahvettin, beni bıçaklattın diyerek taksiye yaslandı. Bekir Şahin elinde uzun her iki tarafı keskin sivri uçlu bir bıçakla kaçtı, bizde Mesut'u hastaneye götürdük. şeklinde beyanda bulunmuş,
Tanık Ali B. kollukta ve duruşmada benzer şekilde; Bekir'le Mesut'un kahvehanenin önünde münakaşa yaptıklarını, Mesut'un abisi Kamil'in, kardeşine birkaç tokat vurarak ayırıp uzaklaştırmaya çalıştığını, bu sırada Mesut ile Bekir'in karşı karşıya gelip kucaklaştıklarını, Bekir'in yere düştüğünü, Mesut'un ise arabaya yaslandığını ve karnının sol tarafını tutarak yandım beni mahvettin diye bağırdığını söylemiştir.
Polatlı Devlet hastanesi tarafından düzenlenen 9.5.2000 tarihli raporda; sol ön kolda 20-25 cm.lik kasları açığa çıkaracak şekilde kesi, batında sol taraftan batın içi organları dışarı çıkmış, harici konsiltasyon neticesinde damar yolu açılan yaralının acilen ameliyata alındığı ve hayati tehlikesinin mevcut olduğu,
Aynı hastane tarafından düzenlenen 31.7.2000 tarihli raporda ise; sol ön kolda sütüre yara ve eski bıçaklanmaya bağlı olan kolonostominin sol kenarında 6-7 cm.lik insizyon, batında eski göbek altı ve üstü insizyon skarı mevcut olan hastanın ciddi bir operasyon geçireceği düşünülerek hayati tehlikesinin devam ettiği, 15 gün iş ve güçten kaldığı, mevcut yaraların ayrı ayrı darbeye mahsus olduğu, sol koldaki yaranın ise 5 gün iş ve güce engel olduğu bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Ankara Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13.11.2000 tarihli raporda ise, Polatlı Devlet Hastanesince düzenlenen geçici raporlar ve müşahede evrakı incelenip, raporlardaki bulgular belirtildikten sonra; sol koldaki yaranın ve batındaki yaranın delici kesici aletin ayrı ayrı ika edilmesi ile oluşmuş nitelikte olduğu,
Kalın bağırsak ve böbrek yaralanmasına neden olan batına nafiz sol lömberdeki kesi arızasının, şahsın hayatını tehlikeye maruz kıldığı ve 25 gün mutad iştigaline engel teşkil ettiği,
Sol önkolda damar sinir ve tendon yaralanmasına neden olan batına nafiz sol lömberdeki kesi arızasının, şahsın hayatını tehlikeye maruz kılmadığı ve 10 gün mutad iştigaline engel teşkil ettiği,
Arızasının müçtemian, şahsın hayatını tehlikeye maruz kıldığı, 25 gün mutad iştigale engel teşkil ettiği, uzuv zaafı ve tatili niteliğinde olmadığı bildirilmiştir.
Bu kanıtlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık Bekir Ş'in aşamalarda birbiriyle uyumlu ve tanıklar Ali B. ve Mustafa Ö'nın yeminli anlatımlarıyla da doğrulanan beyanlarına göre; alacağını istemek için gittiği, aralarında başlayan tartışmanın bilahare kavgaya dönüşmesi üzerine mağduru ele geçmeyen bıçağı ile biri hayati tehlikeye neden olacak şekilde sol batın, diğeri hayati tehlikeye neden olmayacak şekilde sol koldan olmak üzere yaraladığı, eylemine devam etme olanağı olduğu halde eylemini sürdürmeyerek, suçta kullandığı bıçakla olay yerinden kaçtığı, aniden gelişen olayda hayati bölgelerin bilinçli olarak seçilmediği, sanıkla mağdur arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmadığı, mağdur ve ağabeyi Kamil tarafından sanığın arkadan saldırarak bıçakla iki kez vurduğu beyan edilmiş ve Adli Tıp Kurumunca yaraların ayrı ayrı darbelerden kaynaklandığı belirtilmiş ise de; mağdur ve bu tanığın anlatımlarının, aşamalarda birbiriyle ve tarafsız görgü tanıkları Ali B. ve Mustafa Ö'nın beyanları ile çeliştiği ve itibar edilemeyeceği ayrıca suçta kullanılan bıçak ele geçmemiş ve niteliği belirlenemediğinden, bu durumunda sanık aleyhine yorumlanamayacağı, yara sayısını darbe sayısı ile eşitleyen raporun da kuşkulu olduğu, Yerel Mahkemece de yaraların tek darbe ile mi oluştuğu, yoksa iki ayrı darbe ile mi oluştuğunun saptanamadığı, sanığın kastının bu belirlemeler ışığında öldürme olmayıp, yaralama olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Yargıtay C.Başsavcılığının suç vasfına yönelik itirazı yerinde değildir, ancak; mağdurun katılma isteği ve şikayetinden vazgeçmiş olmasına rağmen lehine vekalet ücreti tayin edilmesi isabetsiz olup, itirazın bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve bir kısım kurul üyeleri, Yargıtay C.Başsavcılığının, suç vasfına yönelik itirazının yerinde olduğu,
Kurul üyesi C.Erdoğan ise; "Gerek öğretiye ve gerekse Yargıtayımızın yerleşmiş kabul ve uygulamalarına göre failin iç dünyasını ilgilendiren -kasıt- failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Failde öldürme kastının varlığı,
1- Fail ile mağdur arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektiren bir husumetin bulunup bulunmadığı,
2- Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
3- Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,
4- Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp, taşımadığı,
5- Failin fiiline kendiliğinden mi engel bir nedenden dolayı mı son verdiği,
6- Olaydan sonra mağdura yönelik davranışları dikkate alınarak saptanır.
Bu açıklamalar ışığı altında somut olayımıza baktığımızda;
Mağdurun sanığa olan borcunu taahhüt ettiği zamanda ödememesi, sanıktan gelen ödenmesi yönündeki talep ve uyarıları da ciddiye almayarak Devletten pancar parasını alamadığını bu nedenle, ancak harman mevsiminde ödeyebileceğini ileri sürerek geçiştirip savsaklamasının yarattığı kızgınlıkla sanık Bekir Ş'in mağdurun oturduğu köyü tespit ettikten sonra, olay günü alacağını tahsil için mağdur Mesut D'ın ikamet ettiği Polatlı ilçesi Uzunbeyli köyüne gittiği, mağdur Mesut D'ı bulduğu anılan alacağı istediği,
Reddedilmesi üzerine aralarındaki tartışma kavgaya dönüşmeden ağabeyi tarafından tokatlanarak olay yerinden uzaklaştırılmakta olan mağdura arkadan yetişip olaydan 16 gün sonra kendiliğinden gelip teslim olduğunda zabıtaya verdiği ağaç saplı çakı bıçağı ile değil, tanık Mustafa Ö'nın 9.5.2000 olay günü verdiği ifadesinde özelliklerini belirttiği her iki tarafı keskin sivri uçlu ve uzun namlulu kesici delici vasıftaki bıçakla 2 yerinden yaralaması ve hızla elinde bıçak olduğu halde olay yerinden uzaklaşması şeklinde başlayıp sonuçlanan olayda;
Sanık, mağdurun hayati önem taşıyan nahiyelerini hedef seçip öldürmeye elverişli bıçağı etkin olarak kullanarak 2 kez vurmuştur. Bu husus, raporlar, mağdur ve tanık Kamil D. beyanları ile sübuta ermiştir.
Bu bıçak darbelerinden; sol ön kola isabet edeninin 20 cm.lik kasları açığa çıkaracak 10 gün mutad iştigaline engel teşkil edecek,
Batın sol lomber kısmına isabet edeninin ise batına nüfuz edip, sol kolonda 2 adet perforasyona, sol böbrekte ve kalın bağırsakta kesilere neden olacak şekilde yaralamıştır. Bu yara nedeniyle de hayati tehlike geçirmiş, 25 gün iş ve gücünden geri kalmıştır.
Şu hale göre; darbe sayısına ve şiddetine bıçağın vücudun hayati önem taşıyan bölgelerine iradi olarak isabet ettirme durumuna, iş ve güçten kalma sürelerine, suçta kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olma niteliği ile mani hal durumuna göre mevcut delileri tahlil eden ve oluşa uygun şekilde öldürmeye tam teşebbüs olarak tayin ve takdir eden Yerel Mahkemenin uygulamasında suçun vasfı yönünden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ayrıca, olayımızla örtüşen Ceza Genel Kurulumuzun 28.03.2000 tarih 42-53 sayılı, yine 22.05.2001 gün 100-108 sayılı kararları ile müstakar içtihatları da bu doğrultudadır.
Bu oluş içinde bir an için mağdurdaki yaraların içeriğine göre ölüm vuku halinde fiili yaralama olarak kabul edip, TCK.nun 452 nci maddesi kapsamında değerlendirmenin Daire uygulamalarımızla da bağdaşmayacağı izahtan varestedir."görüşüyle,
İtirazının kabulü yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün katılma isteğinden vazgeçen mağdur yararına vekalet ücretine hükmolunması nedeniyle de BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 12.2.2002 günü oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy