(765 S. K. m. 64, 65, 311, 448)
Dava: Sanıklardan Mehmet'in kasten adam öldürmeye azmettirmek, Hakan'ın kasten adam öldürmeye eksik teşebbüs suçlarından beraatlerine ilişkin Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 8.4.1999 gün ve 67/236 sayılı hüküm, sanıklar Halil ve Kenan vekilleri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 17.11.1999 gün ve 2778/3812 sayı ile;
Sanık Hakan'ın diğer sanıklar Halil ve Kamil ile araç içinde birlikte gelerek olayın başlaması, gelişmesi, sonuçlanması esnasında baştan beri irade birliği içinde bulunarak silah atan sanıklara müzahir olduğundan maktûl Kamil'in öldürülmesinde iştirakinin bulunduğunun kabulü ile TCK'nun 65/3, 448. maddeleri ile cezalandırılması gerekirken beraatine karar verilmesi,
Sanık Mehmet'in, sanıkların lideri olarak onları idare etmesi, sanıklar Halil ve Kenan'ın, Hasan ve o gruba ait kişilerin fırınlarının kurşunlanması hususunda bilgisinin olması, Hasan'ın öldürülmesi yolunda bu şahısların yönlendirilmesi dikkate alınarak meydana gelen sonuçtan sorumlu olduğunun kabulü ile maktûl Kamil'in öldürülmesinden TCK'nun 64/2, 448. madde ile cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden BOZULMUŞTUR.
Yerel mahkeme 25.5.2000 gün ve 427/202 sayı ile, sanık Hakan savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek suçsuz olduğunu, şirket arabalarını tamir ettiğini, hadise günü de sanık, Halil, Kenan ve ismini bilmediği 3. şahısla birlikte olduğunu arabaya tamir parasını istemek için gittiğini, sanıklardan Kenan'ın tamir parasını daha sonra ödeyeceğini beyan ederek iftar vakti de yaklaştığından kendisini iftar yemeğine davet ettiğini, sanıklar ile birlikte olma nedeninin bu olduğunu, başka bir gaye ile arabaya binmediğini, olaya karışan sanıklar Halil ve Kenan'ın niyetlerini bilmediğini, ancak daha sonra olayın meydana geldiğini, olayı da kendisinin gördüğünü, olayın meydana gelmesini müteakip olay yerinden uzaklaştıklarını, tekrar arabaya binme nedeninin sanık Kenan'ın kendisine hitaben biz karakola gidiyoruz senin başın belaya girmesin şeklinde beyanı üzerine, ikinci kez diğer sanıklar ile arabada olduğunu beyan etmiş, savunmanın aksini gösterir başkaca bir delil elde edilememiştir.
Sanıklar Kenan, Halil, Hakan'ın mahkeme huzurunda ve aşamalarda alınan ifadeleri tetkik edildiğinde sanık Mehmet'in kendilerini maktulü öldürmesi hususunda azmettirdiğine dair herhangi bir delil elde edilemediği, aleyhine tek delilin, sanıklardan Kenan ve Halil'in hazırlık beyanları olduğu, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bozma ilamında da bu beyanın esas alındığı, ancak her iki sanığın sonraki aşamalarda bu beyanlarını kabul etmeyerek sanık Mehmet'in kendilerine maktulü öldürmesi hususunda herhangi bir talimat vermediğini, hazırlık ifadelerinin de baskı altında alındığını iddia ettikleri hiçbir yan delille desteklenmeyen bu beyanların, sanık aleyhine delil teşkil edemeyeceği gerekçesiyle sanıklar Hakan ve Mehmet haklarındaki ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de o yer C. Savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın bozma istekli 20.12.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanıklardan M.K. ile H.E.'nin beraatlerine karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçlarının sübutuna ilişkindir.
Katılan Hasan'ın hissedar ve yönetim kurulu başkanı olduğu M.S. (M. Ekmek Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) ile sanıklardan Mehmet'in sahibi olduğu M. şirketi arasında 2.9.1996 tarihinde, üretilen ekmeğin dağıtımı ve pazarlaması konusunda sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin katılan Hasan tarafından 20.2.1997 tarihinde feshedildiği, bir kısım fırıncıların hisselerini katılan Hasan'a devretmesi üzerine katılanın şirketin % 70 hissesine sahip olduğu, bu arada Hasan'ın M.S.'nin gelirlerini kurduğu M. isimli paravan bir şirkete aktarması nedeniyle M.S.'nin borçlu olarak göründüğü, bu nedenle daha önceden koşullu olarak Hasan'a devredilen hisselerin, hisse sahiplerine devredilemediği, bu iddialar ve yönetim anlayışı nedeniyle katılan Hasan ile Mehmet arasında anlaşmazlıklar başladığı, katılanın şirketin % 70'inin kendisine ait olduğunu söyleyerek Mehmet'e şirkete gelmemesini söylediği, Mehmet'in de sinirlenerek camlarını kırdıktan sonra, adamları ile birlikte şirketi terkettiği, içlerinde sanık Halil'in de bulunduğu 32 kişi ile birlikte M. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan ve üyeleri aleyhine 17.2.1998 tarihinde Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hissedarlığın tespiti, genel kurul toplantısına çağırmaya yetki verilmesi ve kayyum tayini davası açtığı, mahkemece 17.7.1998 günlü karar ile şirketin paydaşlık durumu kesinleşinceye kadar re'sen seçilen üç kişilik bir kayyum heyeti tarafından yönetilmesine karar verildiği, ayrıca dolandırıcılık suçundan katılan hakkında şikâyette bulunulduğu,
Katılan Hasan'ın 7.1.1998 tarihli şikâyet dilekçesi üzerine, sanık Mehmet ve adamlarının emniyete götürülerek düzenlenen evrakla birlikte adliyeye sevk edildikleri, serbest bırakılmaları üzerine Mehmet'in sanık Halil ve yanındaki diğer adamlarına, bu milletin hakkını ben bu şerefsize yedirmem, burayı ona bırakmam, herkesin hakkını dağıtacağım dediği ve o günden sonra adamları ile birlikte fırında kalmaya başladığı, bu olayla ilgili olarak Kartal C. Başsavcılığı'nın 13.1.1998 gün ve 98/132 sayılı iddianamesi ile sanıklar Mehmet, Kenan, Halil ve diğer yedi kişi hakkında, sanık Mehmet'in M.'da hissesi olduğunu ileri sürerek, her gün 1200 ekmeğin kendisine verilmesini istediği, isteğinin kabul edilmemesi üzerine sanıkların birlikte işyerini basıp üretimi durdurdukları, çalışmamaları hususunda silahla tehdit ettikleri, etraftaki yolları kırarak zarar verdikleri, iddialarıyla tehdit, çalışma özgürlüğünü kısıtlamak ve toplu zarar vermek suçlarından kamu davası açıldığı,
Mehmet ve adamlarının fırında kalmaları üzerine katılan tarafından 9.1.1998 tarihinde C. Başsavcılığı'na ikinci bir şikayet dilekçesinin verildiği, bunun üzerine fırına baskın yapan polis memurları tarafından fırında bulunan 22 kişinin gözaltına alınarak emniyete götürüldüğü, götürülenlerden Mehmet ve 11 adamının adliyeye sevk edildiği ancak serbest kaldıkları, bunun üzerine Mehmet'in sinirli bir şekilde bu Hasan'ı gördüğü yerde vurmayanın anasını avradını sinkaf ederim şeklinde sözler sarfettiği, bu olayla ilgili olarak 20.1.1998 günlü iddianame ile, sanıklar Mehmet ile birlikte 10 kişi hakkında M.'nın defter ve kayıtlarına el koydukları, şikayetçi ve personeli silahla tehdit ettikleri, işçilerin fabrikada çalışmalarını engelledikleri, çalışmamaları konusunda tehdit ettikleri ayrıca sanıklardan Mehmet ve diğer dört kişi de ruhsatsız silah elde edildiği iddialarıyla ruhsatsız silah bulundurmak, çalışma özgürlüğünü kısıtlamak ve tehdit suçlarından, yine aynı C. Başsavcılığı'nın 26.10.1998 gün ve 371 sayılı iddianamesiyle de sanık Mehmet'in 4.1.1998 - 6.1.1998 tarihlerinde, yanlarında çalışanları suç işlemeğe tahrik ettiği iddiasıyla, TCY'nın 311/2 maddeleriyle cezalandırılması istemiyle kamu davaları açıldığı,
Olay günü olan 21.1.1998 tarihinde güvenlik görevlilerince fabrikanın Mehmet'in adamlarından boşaltılarak, katılan Hasan'a boş olarak teslim edildiği,
21.1.1998 günü sanık Mehmet'in adamlarından olan Halil'de14.lü tabanca, Musa lakaplı Hüsamettin ve Hakan'da ele geçmeyen silahlar, Kenan'da ise kalaşnikof marka uzun namlulu silah olduğu halde kiraladıkları beyaz renkli 34 xxx xx plakalı Kartal marka oto ile dağıtım yapılan büfeleri kontrole çıktıkları, Hasan'a ağabeyi Kâmil'in fırınının önüne geldiklerinde Kenan'ın arabayı durdurarak fırına doğru kalaşnikof silahı ile ateş ettiği, fırının önünde bulunan Kamil'in ateşli silah yaralanmasına bağlı maksille, mandibula ve kot kırıkları ile müterafik iç organ delinmesinden gelişen iç kanama sonucu öldüğü, Kamil'den çıkarılan bir adet 7.62 mm. çapında mermi çekirdeğinin Kenan'ın kullandığı kalaşnikof marka tüfekten atıldığının Adli Tıp Kurumu Fizik Balistik Dairesi'nce düzenlenen rapor ve diğer kanıtlarla anlaşıldığı, bu sırada araçtan inen Halil'in de 14'lü tabancası ile Ferhat'ı hedef alarak ateş ettiği, hedefte hata sonucu o an markette bulunan Serap'ı hayati tehlike doğurmayacak ve 15 gün iş ve güce engel olacak şekilde yaraladığı, sanık Ferhat'ın Kırıkkale marka ruhsatlı tabanca ile yasal savunma koşulları altında ateşe karşılık vererek sanıklardan Halil'i hayati tehlike doğurmayarak ve 15 gün iş ve gücüne engel olacak şekilde yaraladığı, sanık Recep'in de işyerlerine yapılan saldırıyı def etmek amacıyla hedef gözetmeksizin ateş ettiği, diğer sanıklar Halil ve Kamil ile birlikte olay yerine gelen sanık Hakan'ın da olayın başlaması, gelişmesi ve sonuçlanması esnasında diğer sanıklarla irade birliği içinde hareket ederek olay yerinden ayrılmadığı, olaydan sonra dört sanığın yine aynı şekilde sanıklardan Kenan'ın kullandığı arabaya binerek olay yerini terkettiği, bir müddet sonra Esenkent minibüs yolu üzerinde Hakan ve Hüsamettin'in kaçmaları için araçtan indirildiği, Halil'in kan kaybetmesi nedeniyle, sanıklar Halil ve Kenan'ın polisi arayarak teslim oldukları, Kenan'da olayda kullanılan 7.62 mm. çaplı seyyar dipçikli kalaşnikof tüfek, 4 adet şarjör, 55 adet mermi, Halil'de 9 mm. çaplı Browning marka 14'lü tabanca, bir adet şarjör ve 6 adet dolu mermi zaptedilmiş, olay yerinde yapılan incelemede, 7.62 mm. çaplı 33 adet boş kovan, 2 adet dolu mermi, 7.65 mm. çaplı MKE. yapısı 6 adet boş kovan, 9 mm. çaplı MKE yapısı 3 adet boş kovan, 9 mm. çaplı 3 adet Ruger boş kovan ve 1 adet 9 mm çaplı dolu fişek ele geçtiği iddia, tanık bildirimleri, diğer sanıklar Halil ile Kenan'ın özellikle hazırlık anlatımları, olay ve otopsi tutanakları, sanıkların tevil yollu ikrarlarından anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'nca 4.2.1998 gün ve 196/16 sayı ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçu ile ilgili olarak soruşturmanın Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı'nca yürütülmesine diğer iddialarla ilgili olarak evrakın tefrikine, tefrik edilen evrakın Kartal C.Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmiş, DGM. Cumhuriyet Başsavcılığı'nca cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan tüm sanıklar hakkında 25.2.1998 gün ve 216 sayılı iddianame ile kamu davası açılmıştır.
Olaydan sonra kaçan sanıklardan Hakan 25.12.1998 tarihinde, Mehmet 11.5.1998 tarihinde yakalanarak haklarındaki gıyabi tevkif müzekkereleri vicahiye çevrilmiş, sanık Hüsamettin ise yakalanamadığından hakkındaki dava tefrik edilmiştir.
Cürüm ve kabahatlere iştirak TCY'nın 64 ve 65'nci maddelerinde düzenlenmiş olup, 64. maddede fiili irtikap etmek ile doğrudan doğruya beraber işlemek şeklinde asli maddi, azmettiren ibaresi ile da asli manevi iştirake yer verilmiştir. Fer'i iştiraki düzenleyen 65. maddede ise iş ve vasıta tedariki, müzaheret ve muavenetle suçun icrasını kolaylaştırmak şeklinde fer'i maddi, suç işlemeye teşvik, suçu irtikap kararını takviye, müzaheret ve muavenette bulunmayı vaat etmek ve talimat vermek ibareleriyle fer'i manevi iştirak halleri öngörülmüş, maddenin son fıkrasında ise zaruri fer'i iştirak yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre suça iştirakten söz edebilmek için, suçun icra hareketlerine katılmak veya icra hareketlerini gerçekleştiren kişiye bu kararı verdirmek veya icra hareketlerini yapan kişiye yardım etmek ve o suça yönelik olarak iştirak iradesini taşımak gerekir.
TCY'nın 65/2-3'üncü madde ve bentlerinde düzenlenen fer'i maddi iştirak için, o yöndeki irade ile asli maddi failin işlediği suça maddi nitelikte iştirak edilmelidir. Bu katılmanın, iş ve vasıta tedariki yahut müzaheret ve muavenet şeklinde olması mümkündür.
İş ve vasıta tedariki, suçun işlenmesinde kullanılmak üzere sağlanan her türlü eşya, vasıtadır. İş ise vasıta kavramının genişletilmesi amacıyla, kaynak yasada olmadığı halde maddeye ilave edilmiştir.
Müzaheret ve muavenet ise, suçun işlenmesini kolaylaştıran her türlü eylemlerdir. Yardım doğrudan doğruya suçu birlikte işlemek biçiminde olmamak koşuluyla, suçun işlenmesinden önce veya işlendiği sırada olabilir.
Somut olay bu belirlemeler ışığında ele alınıp değerlendirildiğinde; sanıklardan Mehmet ile katılan arasında olay öncesine dayanan husumet bulunduğu, sanık Mehmet'in, adamlarıyla katılanın fırınına giderek onunla tartıştığı ve fabrikaya fiilen el koyarak katılanı uzaklaştırdıkları, bu eylemleri nedeniyle haklarında çeşitli davaların açıldığı, fabrikanın güvenlik görevlilerince boşlatılıp katılana teslim edilmesi üzerine Bu Hasan'ı gördüğü yerde vurmayanın anasını avradını sinkaf ederim şeklindeki sözleriyle adamlarını suça azmettirdiği, incelememiz dışında kalan sanıklar Halil ile Kenan'ın sanık Mehmet'in yanında çalışan ve onun bilgi ve direktifi doğrultusunda hareket eden şahıslar oldukları, sanık Mehmet'in azmettirmesi sonucu olay günü yanlarına sanık Hakan'ı da alarak, Halil'in üzerinde 14'lü tabanca, Kenan'da kalaşnikof marka otomatik tüfek olduğu halde katılanın fırınına gittikleri ve fırını kurşunlamaları üzerine karşı koyma durumuna geçen maktule ateş ederek öldürdükleri anlaşılmakla sanık Mehmet'in lideri olarak diğerlerini yönlendirip adam öldürme cürmüne azmettirdiğinin, sanık Hakan'ın ise olayın başlangıcından beri Halil ve Hakan'la birlikte hareket ederek olayın başlaması, gelişmesi ve sonuçlanması sırasında onlarla birlikte bulunmak, onları cesaretlendirmek suretiyle suça iştirak iradesini açıkça ortaya koyduğunun ve bu şekilde maktulün ölümüne fer'i fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla özel daire bozma ilamına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, diğer sanıklar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 06.02.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy