(765 S. K. m. 503) (1412 S. K. m. 258, 308, 326) (3167 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 10) (YCGK. 19.12.1995 T. 1995/7-349 E. 1995/379 K.)
Dava: Karşılıksız çek düzenlemek suçundan sanık Turgut Aydoğan'ın 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 1 yıl süreyle bankada çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.12.1997 gün ve 26/1319 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 26.04.1999 gün ve 3847/4788 sayı ile;
Dosya içerisinde mevcut Ankara 33. Noterliğinin 11.9.1995 tarih ve 39622 yevmiye numaralı imza sirküler fotokopisine göre, hesap sahibi Unikom İnş. Taah. Sıhhi Tesis. Yat. Elek Turizm San. ve Tic. Anonim Şirketini Yönetim kurulu başkanı sanık ile birlikte başkan yardımcısı Ayhan Aydoğan ve Üye Mukaddes Egemen'den her hangi ikisinin müştereken temsil ettikleri anlaşılmakta ise de sonradan münferiden yetki verilebileceği nazara alınarak keşide tarihi olan 5.3.1996 itibariyle sanık Turgut Aydoğan'ın ortağı olduğu hesap sahibi şirket adına münferiden çek keşide etme yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa belgenin getirtilmesi, münferit yetkisi yok ise davaya konu çekin şirket hesabından sanık tarafından tek imza ile keşide edilmiş olması nedeniyle karşılıksız çek keşide etme suçunun oluşmayacağı diğer unsurları da gerçekleştiği takdirde sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemenin bozmaya uyarak sanığın beraatine ilişkin olarak verdiği 18.11.1999 gün ve 533/1153 sayılı hüküm ise katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesince 08.05.2001 gün ve 2546/14993 sayı ile onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı 16.5.2001 gün ve 12494 sayı ile;
Usule ilişkin olarak; sanıktan bozma ilamına karşı diyecekleri sorulmadan uyma, ek savunma hakkı tanınmadan beraat kararı verilmesi,
Esasa ilişkin olarak ise; yönetim kurulu başkanı olduğu A.Ş. adına müferiden çek keşide etme yetkisi bulunmayan sanığın tek imza ile düzenlediği çekin karşılıksız çıkması eyleminde TCY.nın 503. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurup Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
1) Yerel Mahkemece Yargıtay bozmasından sonra CYUY.sının 258 ve 326 ncı maddelerine aykırı davranılmış olup olmadığı,
2) Sanığın eyleminde dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Ancak usul hukukunu ilgilendirmesi bakımından öncelikle, bozma kararı üzerine yapılması gereken usule ilişkin işlemlerin Yerel Mahkemece Usul Yasamızın öngördüğü biçimde ve eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesi gerekir.
İlk hükmün Özel dairece bozulması üzerine sanığın beraatine karar verilmiş olduğundan artık sanığa CYUY.sının 258 nci maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmasında yasal açıdan zorunluluk bulunmamaktadır.
Ancak, CY.nın 326. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında ;
Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir. hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulumuzun 19.12.1995 gün ve 349/379 sayılı kararında vurgulandığı üzere, bozma kararı sonrasında davaya yeniden bakacak mahkemenin ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorması, son soruşturmaya ve duruşma usulüne ilişkin tüm kuralları uygulaması gerekmektedir. Sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise sanığın dinlenmesi zorunludur. Bunun dışındaki hallerde sanık veya katılan ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya tebliğ olunmasına karşın duruşmaya gelmemeleri durumunda bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmanın sürdürülerek yargılamanın yokluklarında bitirilmesi olanaklıdır. Yasa metninden de anlaşıldığı üzere, bozma kararı lehine olsa dahi sanığa duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmesi gerekli olup, bunun tebliğ olunamaması yahut tebligata karşın duruşmaya gelmemesi halinde duruşmaya devamla dava yokluğunda bitirilebilecektir. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Yasamızın 10. maddesine göre, tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılmalıdır.
İncelenen dosyada; bozma kararına karşı diyeceklerinin tespiti bakımından sanığın Mahkemedeki sorgusunda bildirdiği son adresine duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılması yerine üç sene önce ayrıldığını bildirdiği adresinden ihzaren celbine karar verilmiş, doğal olarak sonuçsuz kalan ve CK.nun 326/2. madde ve fıkrası ile 7201 sayılı Tebligat Yasasının 10. maddesi hükümlerine aykırılık oluşturan bu işlem nedeniyle kamu davasının asli süresi olan sanık duruşma gününden habersiz bırakıldığı gibi, bu suretle emredici usul kuralına aykırı işlem yapılarak sanığın savunma hakkı kısıtlanmıştır. Savunma hakkının kısıtlanması ise CY.nın 308/8. maddesi gereğince kesin bozma nedenidir.
Bu itibarla, sanığa duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmeksizin yargılamaya devamla bozmaya uyulup yokluğunda karar verilmesi CY.nın 326/2 ve 308/8. maddelerine aykırı olup, sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Kurul Üyesi ise; Yerel Mahkeme kararının niteliği gereği tebligat yapılmasının gerekli olmadığını ileri sürerek karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının yukarıda belirtilen nedenden dolayı KABULÜNE, Özel Daire onama kararının kaldırılarak sair yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme hükmünün öncelikle açıklanan bu usulü nedenle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2001 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy