(765 S. K. m. 59, 403) (1412 S. K. m. 415)
Dava: Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık Celal Oruç'un TCY.nın 403/5, 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay ağır hapis, 50.000.000 lira ağır para cezası ve fer'i ceza ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesince 9.2.2000 gün ve 208-12 sayı ile verilen kararın sanık vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 9.10.2000 gün ve 15600-13324 sayı ile;
Sanığın savunmasının doğruluğunun araştırılması bakımından beyanında adı geçen ve uyuşturucunun kendisine temin edildiği iddia edilen hükümlü Mustafa Balcı ile suç tespit ve el koyma tutanağında imzaları bulunan Jandarma görevlilerinin dinlenmesi ve poşet içinde bulunan not kağıdındaki yazının sanığa ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 30.1.2001 gün ve 150-3 sayı ile; Suç tespit ve el koyma tutanağında, hükümlü Mustafa Balcı'ya verilmek üzere getirilen eşyaların kim tarafından getirildiği, eşyaların içinde bulunan ayakkabının topuklarında hint kenevirinin yapılan aramada ele geçtiği açıkça belirtilmiş olup, bu durumda zabıt mümzilerinin dinlenmesinin sonuca etkili olamıyacağı gibi, kendisine getirilen eşyalar içinde esrar maddesinin hammaddesi olan hint keneviri çıkan hükümlü Mustafa Balcı'nın olayın sıcağı sıcağına dinlenmemiş olması nedeni ile yargılamanın bu aşamasında dinlenmesi sırasında, eşyaların kendisine gelmediğini ve sanığın tanımadığını beyan edebileceği şüphesizdir. Çünkü, olayı kabullenmesi halinde kendisinin de ceza alacağını bilmektedir, daha doğrusu bilecek konumdadır. Diğer yandan, hükümlü Mustafa Balcı'nın bilgisi dışında cezaevinde hükümlü ve tutuklu bulunan bir başka kişiye de verilmek üzere, eşyaların cezaevine sokulmak istenmesinde Mustafa Balcı isminin kullanılması da söz konusudur. Cezaevi şartları içinde bu durum sıkça görülmektedir. Poşet içinde ...Mustafa Balcı.. yazısı bulunan kağıt parçasındaki yazının sanık dışında üçüncü bir kişi tarafından yazılması da mümkündür. Bu durum karşısında, yazının sanık Celal'in eli ürünü olmadığının anlaşılması halinde bunu sanık lehine yorumlamak mümkün değildir. Zira, sanığın ayakkabıyı aldığı mağazada çalışan kişilere kağıdı yazdırması da söz konusudur. Mustafa Balcı'nın da, bu aşamada eşyaların kendisine geldiğini ve sanığı tanımadığını inkar etmesi yahut eşyaların bu kişinin ismi kullanılarak, cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunan bir kişiye verilmek istenmesi ve bunun gizlenmesi söz konusudur. gerekçesiyle ve oyçokluğu ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık vekilleri ve Yerel C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 16.6.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın yüklenen suçtan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda soruşturmanın genişletilmesi nedenlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
12.10.1999 tarihinde düzenlenen olay tutanağında Beycuma Özel Tip Cezaevinde hükümlü ziyareti sırasında saat 14.00'de, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan hükümlü ve kasten adam öldürmek suçundan tutuklu olan Mustafa Balcı'ya teslim edilmek üzere, Beycuma kasabasında taksicilik yapan sanık Celal Oruç tarafından getirilen malzemelerin aranması sonucunda bir çift yeni rugan ayakkabının sağ tekinin topuğunda 7-10 gram civarında tam işlenmemiş halde kıyılmış hint keneviri ve 2-3 gram işlenmiş toz esrar, sol tekinin topuğunda ise tahminen 10-15 gram işlenmiş toz esrar ile ayakkabıların bulunduğu poşet içerisinde tükenmez kalemle Mustafa Balci ibaresi yazılmış not kağıdı ele geçirildiği, sanığın saat 16.00'da yakalandığı belirtilmiştir.
Sanık Celal Oruç, aşamalardaki savunmalarında tutarlı bir şekilde yüklenen suçu kabul etmediğini, taksi durağında birinci sırada beklerken yanlarına gelen bir kişinin cezaevine kaça götüreceklerini sorduğunda 750.000 liraya götüreceğini söylediğini, bu kişinin, cezaevindeki bir arkadaşının ziyaretinden geldiğini, arkadaşının ihtiyacı olan malzemeleri aldığını, ancak 14.30 arabasına yetişmesi gerektiğini söyleyerek eşyaları cezaevinin kapısına götürmesini isteyip bir milyon lira verdiğini, bunun üzerine paketleri alıp cezaevine gittiğini, nizamiyede paketleri askerlere teslim edip hükümlülerden birinin alacağını, kimin alacağının paketin içinde yazılı olduğunu söylediğini, komutanın paketi açıp ayakkabıyı çıkardığını ve bunun içinde yasak madde var diyerek kendisini beklettiğini, ayakkabının astarını söktüğünde altından esrar çıktığını, daha sonra sivil bir Uzman Çavuş ile birlikte 14.30'da kalkacak arabada ve çarşıda kendisine eşyaları veren kişiyi aradıklarını ancak bulamadıklarını söylemiştir.
Duruşmada dinlenen savunma tanıkları Güneş Güney ve Tuncay Başkurt ise sanığın bu savunmasını doğrulayacak şekilde, tanımadıkları bir kişinin sanığa cezaevine götürmesi için paket verdiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece sorulması üzerine Zonguldak Özel Tip Cezaevi Müdürlüğünce, ziyaret defterinin incelenmesinde hükümlü Mustafa Balcı'nın olay günü ziyaretine gelen kimsenin olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, tutanaklarda el konulduğu belirtilen Mustafa Balci yazılı not kağıdının adli emanette olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanık, Tutarlı bir anlatım düzeni içerisinde suç işlemediğini bildirmiş ve bazı anlatım çelişkileri bulunmakla beraber savunma tanıklarınca, sanığın söz konusu paketi yaptığı iş gereği bir müşteriden kabul ederek cezaevine götürdüğü hususu doğrulanmıştır. Ancak, ortada cezaevine sokularak bir hükümlüye iletilmeye çalışılan uyuşturucu maddenin varlığı da sabittir. O halde bu maddenin sanık tarafından bilinçli olarak taşınıp taşınmadığı, savunmanın doğru olup olmadığı hususlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması gerekmektedir. Ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğin saptanması olduğu nazara alındığında, kendisine uyuşturucu madde iletilmeye çalışılan hükümlü Mustafa Balcı'nın bilgisine başvurulması halinde, iletmek isteyen kişinin kim olduğunu açıklaması, en azından sanık Celal'i tanıyıp tanımadığını bildirmesi olanaklıdır. Ayrıca, sanığın savunmasında bildirdiği gibi, söyledikleri ciddiye alınarak görevlilerle birlikte paketi verdiği iddia edilen kişinin aranıp aranmadığı, sanığın olay anındaki tepkilerinin saptanabilmesi için, olay tutanaklarını düzenleyen görevlilerin dinlenilmesi de gerekmektedir. Bütün bunları tamamlayacak şekilde elde somut bir kanıt olarak bulunan not kağıdındaki yazının sanığın elinin ürünü olup olmadığı saptanmalı ve savunmasının doğruluğunun ve samimiyetinin değerlendirilmesinde ölçü olarak alınmalıdır. Bir takım varsayımlara dayalı olarak, bu hususların araştırılmaması ve eksik bilgi ve belgelere dayalı olarak sanığın cezalandırılması isabetsizdir.
Öte yandan Özel Dairece önceki hükmün sanık lehine sonuç doğuracak şekilde bozulduğu nazara alınmadan CYUY.nın 415/2. maddesi hükmüne aykırı olarak, dosyanın Yargıtaya gidiş-dönüş ücreti 1.500.000 lira da sanığa yükletilmiştir.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Eksik soruşturmaya dayalı hüküm kurulması,
Sonuç: 2- Yargılama giderlerinin fazla tayin edilmesi isabetsizliğinden Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 03.07.2001 tarihinde tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy