(3167 S. K. m. 16) (6762 S. K. m. 693, 694, 708) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık F. A.'m 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, bir yıl süreyle bankalarda çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklanmasına ilişkin Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 2.11.1998 gün ve 948/768 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 27.3.2000 gün ve 400/4005 sayı ile;
TTK.nun 708. maddesinde açıklandığı üzere keşide yeri ve ödeme yeri (çek hesabının bulunduğu banka şubesi) aynı olan çeklerde ibraz süresi 10 gün olup, tahsil için ibraz edilecek yerin bu sürenin hesabında nazara alınmasına olanak bulunmamasına, davaya konu çekte keşide ve ödeme yerinin Horasan olmasına göre 5.5.1997 keşide tarihini taşıyan çekin 16.5.1997 tarihinde yasal süre geçirildikten sonra ibraz edildiği ve bu itibarla sanığa atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 12.9.2000 gün ve 498/779 say: ile; TTK.nun 708. maddesinde, çekin keşide edildiği yerde ödenecek olması halinde 10 gün, keşide edildiği yerden başka yerde ödenecekse 1 ay içinde muhataba ibraz edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Sanığın hesabı Horasan ilçesinde bulunduğu gibi, suça konu çek de 5.5.1997 tarihinde Horasan'da keşide edilmiş,
16.5.1997 tarihinde İş Bankasının Kayseri Şubesinde muhataba ibraz edilmiştir. Bu nedenle ibraz süresi bir ay olup, şikayetçi de çeki bu süre içinde ibraz etmiştir. gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca bozma isteyen 6.2.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suça konu çekin yasal süre içinde bankaya ibraz edilip edilmediği, dolayısıyla karşılıksız çek keşide etmek suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Genel Kurulda esasa ilişkin müzakereye geçilmesinden önce, sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasının Yargıtay C. Başsavcılığının tebliğnamesinde belirtilen biçimde 4616 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi zorunluluğunun bulunup bulunmadığı hususu Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27/1. maddesi uyarınca ön sorun olarak gündeme getirildiğinden, usule ilişen bu konu öncelikle ele alınarak tartışılmıştır.
Somut olayda sanık F. A' in; 12.5.1986 tarihinde işlediği kastı aşan etkili eylem sonucu adam öldürmek suçundan Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 29.6.1989 gün ve 15/116 sayılı ilamıyla 3 yıl 1 ay 15 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırıldığı, hükmün 7.7.1989 tarihinde kesinleştiği, bu mahkumiyeti nedeniyle 26.4.1991 tarihinde şartla tahliye edildiği, bilahare 19.8.1995 tarihinde işlediği ruhsatsız tabanca bulundurmak suçundan Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.1995 gün ve 914/1072 sayılı ilamıyla 1 yıl hapis ve 300.000 lira ağır para cezasına mahkum edildiği, bu hükmün de 19.1.1996 tarihinde kesinleştiği, para cezasının 1996 yılında infaz edildiği, yargılama tarihi itibariyle hapis cezasının henüz infaz edilmediği dosyadaki adli sicil kaydı, hükümlülüğe ilişkin ilamlar ve yazışmalardan anlaşılmaktadır.
4616 sayılı Yasanın 1. maddesinden yararlanamayacak kişileri gösteren, aynı Yasanın 1. maddesinin 6. bendi hükmü ile bu hükmü yorumlayarak uygulama ilkelerini ortaya koyan Ceza Genel Kurulumuzun 27.3.2001 gün ve 32/37 sayılı kararında açıklanan görüş ve yerleşik uygulama doğrultusunda, adli sicilden çıkartılması olanağı bulunan bir suçtan mahkum olup bu mahkumiyeti nedeniyle şartla tahliyeden yararlandıktan sonra, şartla tahliyeye konu mahkumiyetin adli sicil kayıtlarından çıkartılması için gerekli koşullar (süre) oluşmadan gerçekleştirdiği yeni eylemi nedeniyle yargılanan sanık hakkındaki kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yasal olanak bulunmadığına tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verilip işin esasının görüşülmesine geçilmiştir.
Türk Ticaret Yasasının 693. maddesinde; çekte sarahat yoksa muhatabın ad ve soyadı yanında gösterilen yer, ödeme yeri sayılır.
694. maddesinde; Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatap olarak ancak bir banka gösterilebilir.
708. maddesinde ise; Bir çek keşide edildiği yerde ödenecekse on gün, keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba, ibraz edilir"hükümleri yer almaktadır.
Ödeme yeri, çekin bankaya ibraz edildiği yer olmayıp TTK.nun 693. maddesi gereğince, çek üzerinde yazılı yer ve çekte açıklık bulunmaması halinde muhatabın (bankanın) yanında gösterilen yerdir. Çekin ibraz edildiği yer esas alındığı takdirde, on günlük ibraz süresinin geçirilmesi halinde başka bir yerde muhataba (bankaya) ibraz edilerek bu sürenin bir aya çıkarılmasına olanak tanınmış olacaktır ki, bu durum Yasanın açık hükmüne aykırıdır.
İncelenen dosyada, suça konu çekin keşide yeri ile ödeme yeri olan muhatap bankanın bulunduğu yer Horasan'dır. Keşide ve ödeme yerinin aynı yer olması nedeniyle çekin ibraz süresi TTK.nun 708. maddesi gereğince on gündür. Keşide tarihi 5.5.1997 olan suça konu çek on günlük yasal süreden sonra 16.5.1997 günü muhatap bankaya ibraz edildiğinden, karşılıksız çek vermek suçunun unsurları oluşmamıştır. Bu nedenle direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 03.07.2001 günü sonucu itibariyle tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy