(213 S. K. m. 30, 344, 345, 359)
Dava: Sanığın Vergi Usul Yasasının 344/1-6. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 359/1 ve 81/1. maddeleri uyarınca 3 ay 9 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 4108 sayılı Yasa değişikliği nazara alınarak fer'i ceza tayinine yer olmadığına ilişkin Selçuk Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.2.1997 gün ve 75/4 sayılı hüküm sanığın temyizi üzerine 9. Ceza Dairesince 12.1.1999 gün ve 6036/566 sayı ile;
Sanıktan işini terk etmesi nedeniyle işinde kullandığı fatura, gider ve müstahsil makbuzları ile taşıma irsaliyesinin vergi incelemesi değil iptal için istenmesi karşısında, bunların ibraz edilmemeleri halinde müsnet suçun oluşmayacağı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise; 9.9.1999 gün ve 49/144 sayı ile; Sanık Mehmet Hatipoğlu'nun 10.11.1990 tarihinde işini terk nedeniyle iptali gereken defter ve belgelerini vergi dairesine 14.11.1991 tarihli tutanakla ibraz ettiği, ibraz etmediği (fatura, gider pusulası, sevk irsaliyesi, müstahsil makbuzu) belgelerinin seri numaralarıyla belirlendiği; ancak defterdarlığın izniyle 1994 yılında vergi denetmenliğince vergi incelemesine tabi tutulduğu, 1990 yılına ait hesaplarının incelenmesi yönündeki 18.8.1994 tarihli tebligatının sanığa 23.8.1994 tarihinde tebliğ olduğu, sanığın defter ve belgeleri yasal süresinde ibraz etmediği, uzun bir süre sonra ise sadece işletme, hasılat defteri ile perakende satış defterini ibraz ettiği, fatura, gider pusulası, sevk irsaliyesi, müstahsil makbuzu gibi belgelerini yine ibraz etmediği,
VUK. 344/1-6 maddeler yönünde; tutulması zorunlu olan defterlere gereken hususların kaydedilmemesi ve tutulmaması, muhafazası mecburi olan defter ve belgeleri yok etmek, gizlemek kaçakçılık suçunu oluşturmakta, sanığın da bu anlamda suçunun sabit olduğu, ibraz etmediği sakladığı gizlediği belgelerle 3.504.809 TL. vergi ziyaına da sebebiyet verdiği gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 20.3.2001 günlü tebliğnamesiyle, Özel Dairesine, Özel Dairece de 12.4.2001 gün ve 2326/3448 sayı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın vergi kaçakçılığı suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, isnat edilen suçun yasal unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosyada;
Zeytinyağı fabrikası işletmeciliği faaliyeti dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olan sanık Mehmet Hatipoğlu'nun ticari faaliyetini 10.11.1991 tarihinde terk ettiği, diğer defter ve belgelerini vergi dairesine ibraz eden sanığın yapılan incelemede 1 cilt fatura, 2 cilt gider pusulası, 1 cilt sevk irsaliyesi ve 4 cilt müstahsil makbuzunu ise ibraz etmediği saptanarak hakkında tutanak düzenlendiği,
Sanığa 1.1.1990-10.11.1990 dönemi hesaplarının incelenmesi bakımından yasal defter ve belgelerini ibrazı için, 18.8.1994 gün ve 96/58 sayılı yazının 23.8.1994 tarihinde tebliğ edildiği, herhangi bir mazeret ileri sürülmeden yasal defter ve belgelerin ibraz edilmediği, ödevlinin belirtilen belgeleri ibraz edemeyeceğini ve tarhiyat öncesi uzlaşma istemediğini beyan ettiği, buna ilişkin vergi denetmeni tarafından 12.9.1994 tarihli tutanağın tanzim edildiği, 20.2.1995 tarihli ek tutanakta da aynı belirlemelere yer verildiği görülmektedir.
27.2.1995 tarihli vergi inceleme raporunda ise; sanığın bir kısım satış hasılatını kayıtlara intikal ettirmediği, defter, kayıt ve belgelerinin doğru bir vergi incelemesine olanak vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğu, dönem matrahının VUY.nın 30. maddesi uyarınca re'sen taktir edildiği, aynı Yasanın 344 ve 345. maddeleri uyarınca 10.514.427 lira kaçakçılık cezasının kesilmesi gerektiği belirtilmiştir.
15.2.1996 tarihli bilirkişi raporunda da 14.019.236 lira vergi kaybı olduğu bildirilmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan VUY.nın 344/6 ncı maddesi Vergi Kanununa göre tutulması ve muhafazası mecburi olan defter veya vesikaları yok etmek veya gizlemek (mevcudiyetleri noterlik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde vergi incelemesine yetkili kimselere inceleme sırasında defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gizleme demektir.) hükmünü taşımaktadır, bu aykırılığın yaptırımı ise aynı yasanın 359/1. maddesinde gösterilmiş bulunmaktadır.
Yukarıda değinilen yasal düzenleme ile bilgi ve belgelerden de anlaşılacağı üzere; 18.8.1994 gün ve 96/58 sayılı tebligatla sanıktan defter ve belgelerin vergi incelenmesine esas olmak üzere istenildiği ve yapılan tebligatın VUY.na uygun bulunduğu, ödevli tarafından bazı belgelerin ibraz edilmemesi suretiyle vergi kaybına sebebiyet verilmesiyle atılı suçun oluştuğu, kabul edilmelidir.
Bu itibarla atılı suçun oluştuğuna ilişkin Yerel Mahkeme kabulü ve uygulaması suç tarihindeki yasal düzenlemeye uygundur.
Ancak; 1.8.1999 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4421 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 6 ve 9. fıkralarındaki miktarlar her yıl yeniden değerleme oranında arttırılmak üzere 3 milyon liraya çıkarılmış bulunmakla, TCY.nın 2. maddesi uyarınca sanığın cezasının tekerrür nedeniyle 1 gün arttırılabileceği gözetilmeden 9 gün arttırılması isabetsiz olup, Yerel Mahkeme hükmünün bu nedenle bozulmasına, bu aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın 3 ay 1 gün olarak düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün sanığa tekerrür nedeniyle fazla ceza tayin edilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu konuda karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanığın cezasının 3 ay 1 gün hapis olarak düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2001 günü tebliğnameye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy