(1412 S. K. m. 135, 206, 207, 223, 225, 236, 253, 326) (213 S. K. m. 13, 93, 344, 359)
Dava: Vergi kaçakçılığı suçundan sanık M. T.'ın beraetine ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 28.9.1998 gün ve 952/1265 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerini dosyayı inceleyen 11. Ceza Dairesince 10.06.1999 gün 3910/5307 sayı ile;
Yargıtay Ceza Genel kurulunun 21.9.1992 gün ve 225-236 sayılı kararı ve uyum gösteren diğer Genel Kurul ve Daire kararlarında açıklandığı üzere, Ceza Yargılama Kanunumuzda mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen CMUK'nun 223/son maddesinin beraat kararı yönünden, dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulama yerinin mevcut olduğu, sanığın sorgusu yapılmadan mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, sanığın sorgusu yapılıp, incelenmek üzere istenilen defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligata ilişkin belgeler celb edilip, faturaların kaybolduğu hususunda vergi dairesine bildirimde bulunup bulunmadığı da araştırılıp varsa buna ilişkin gazete ilanının da dosyaya celbi ile tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, sorgusu yapılmayan sanığın delil takdirine girilmek suretiyle beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 8.11.1999 gün ve 1457/1507 sayı ile;
Suç tarihinde geçerli olan 213 sayılı Kanuna göre, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi sebebiyle vergi ziyaı söz konusu olmasının, suçun kanuni unsuru bulunduğu; vergi ziyaı söz konusu değilse, sadece defter ve belgelerin ibraz edilmemiş olmasının suçun oluşması için yeterli olmadığı, 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikte ise sadece defter ve belgelerin ibraz edilmemiş olmasının suçun oluşması için yeterli olduğu; bu halde eski kanunun sanık lehine ve uygulama önceliği bulunduğu,
Yine Yüksek Yargıtay'ca sanığın savunması alınmamış olması sebebiyle karar bozulmuşsa da; suçun kanuni unsurları oluşmadığından, beraat kararı verilmesinden başka çare bulunmadığı; sanığın sorgusu yapılıp, kasten ve bilerek defterleri ibraz etmediğini beyan etmesi halinde bile, mahkumiyet kararı verme imkanı bulunmadığı; bu durumda mahkememizin, savunma almadan beraat kararı vermesinde kanuna aykırılık bulunmadığı... gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 12.4.2001 günlü tebliğnamesiyle Özel Dairesine, Özel Dairece de 22.5.2001 gün ve 4676/5273 sayı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın vergi kaçakçılığı suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanığın sorgusunun yapılmasına gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sanık hakkında kamu davası açıldığında CYUY'nın 206, 207, 223/1, 236 ve 135. maddeleri uyarınca, davaya bakan mahkemece duruşma günü belirlenecek, sanık ve tanıklarla varsa taraf vekilleri davet edilecek, belirlenen günde sanığın sorgusu yapılarak kanıtlar toplanıp karar verilecektir.
CYUY'nın 223/son, 225 ve 253/son maddelerinde belirtilen ayrık hükümler dışında, sanığın sorgusu yapılmadan karar vermek olanaksızdır. Yasa koyucu somut gerçeğin ortaya çıkarılması, savunma olanağının sağlanması, cezaların kişiselleştirilmesi için sanığın sorgusunun yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılması, yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanamayacağı ve cezanın kişiselleştirilmesi ilkelerinin doğal bir sonucudur. CYUY'nın 223/son maddesi, dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması halinde uygulanacaktır. Sanığın sorgusu yapılmadan, mevcut kanıtlar tartışılarak delil taktiri suretiyle beraat kararı verilemez.
Somut olayda, 25.9.1993 tarihinde işini terk eden sanığın bir cilt faturayı ibraz etmediği saptanarak ibrazı istenilmiş, ödevlinin faturayı kaybettiğini ve bu konuda 14.12.1997 tarihinde Bursa Haber gazetesine ilan verildiğini beyan ederek, ibraz edemeyeceğini belirtmesi üzerine 14.5.1998 tarihli tutanak, 15.5.1998 tarihli vergi inceleme ve 18.5.1998 tarihli kaçakçılık suçu raporları düzenlenmiş, kayıp edilen belgelerle ilgili olarak yapılan sınırlı incelemede, 6.708.106 Lira KDV'nin re'sen tarh edilmesi bu miktarda vergi ziyama sebebiyet verildiği ve VUY'nın 344/6. maddesi uyarınca 20.421.000 Lira kaçakçılık cezasının kesilmesi gerektiği bildirilerek, Defterdarlık mütalaası alınmış sanığın VUY'nın 359/1. maddesi ile cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Yargılama aşamasında, sanığın ihzarına karar verilmiş, ancak dosya içinde ihzar müzekkeresine rastlanılmamış, bozmadan soma da terk edilen işyeri adresine davetiye çıkarılmış, vergi dairesince tebligatın yapıldığı Çınar Mah. Spor sokak No:27 adresine herhangi bir tebligat yapılmadan ve sorgusuna başvurulmadan, 29.6.1998 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak beraat kararı verilmiş, aleyhe bozmaya karşı diyecekleri saptanmadan ilk hükümde direnilmiştir.
Yerel Mahkemece; defter ve belgelerin ibrazı ile ilgili tebligatın,
VUY'nın 93 vd. maddelerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı, belirtilen kaybolma halinin VUY'nın 13. maddesindeki mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi olanağının bulunup bulunmadığı, suç tarihi dikkate alınarak eylem nedeniyle vergi ziyaı doğup doğmadığı araştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği dikkate alınmadan isnat edilen eylemin ilk bakışta suç oluşturmayacağının anlaşılması haliyle sınırlı bulunan CYUY'nın 223/son maddesi yanlış yorumlanarak sanığın sorgusu yapılmadan beraat kararı verilmiştir. Sanığın eyleminin, ilk bakışta yasada yazılı tipe uygun, ceza yaptırımını gerektiren bir eylem olmadığı ileri sürülemez. Yüklenen suçun oluşup oluşmadığı, sanığın sorgusu yapılarak leh ve aleyhindeki tüm kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi sonucu belirleneceğinden, CYUY'nın 236 ve 135. maddelerine uygun olarak sanığın sorgusunun yapılması zorunludur.
Diğer yönden sanık hakkında verilen beraat kararı, katılan idarenin temyizi üzerine sanık aleyhine bozulduğu halde; Yerel Mahkemece aleyhe olan bu bozmaya karşı sanıktan diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilmiştir. CYUY'nın 3206 sayılı Yasa ile değişik 326/2. maddesinde ...Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenmesi gerekir. hükmü yer almaktadır. Buyurucu nitelikte olan bu usul kuralının gereği yerine getirilmeli, sanığın bozmaya karşı diyecekleri mutlaka saptanmalıdır.
Yerel Mahkemece CYUY'nın 236 ve 135. maddelerine aykırı olarak sanığın sorgusuna başvurulmadan hüküm tesisi ve savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan CYUY'nın 326/2. maddesindeki buyurucu hükme karşın, sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilmesi isabetsiz olup, hükmün belirtilen iki nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine 26.06.2001 günü tebliğnameye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy