(2004 S. K. m. 111, 340)
Dava: Taahhüdü ihlal suçundan sanık Mebrure Sakartepe'nin İİY.nın 340. maddesi uyarınca 1 ay hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Afyon İcra Ceza Mahkemesince verilen 03.10.2000 gün ve 3642/5631 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen 16. Hukuk Dairesince 08.06.2001 gün ve 2853/3418 sayı ile;
Taahhüde ilişkin tutanakta borcun tamamının gösterilmemiş olması nedeniyle sanığa atfedilen suçun oluşmadığı gözetilmeden yazılı biçimde mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 03.07.2001 gün ve 154037 sayı ile; Borçlu sanığın 25.05.2000 tarihli haciz tutanağında alacak miktarının karşısında masrafsız 141.000.000 TL. yazıldığı, takip talebinde de asıl borcun 99 milyon lira faizin de 42 milyon olduğu toplam borcun 141 milyon olduğu görülmüştür.
Gerek takip talebinde, gerek 163 örnek ödeme emrinde, gerekse 25.05.2000 tarihli haciz tutanağında borç miktarı 141 milyon lira olup, borçlu sanık belirgin olan bu borcunu 26.05.2000 tarihinde ödemeyi taahhüt etmiş, alacaklı vekili de bu taahhüdü kabul etmiştir. Yani icap ve kabul oluşmuştur. Hukuken geçerli bir taahhüt mevcuttur. Bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde İİY.nın 340. maddesi gereğince sanığın tecziyesi gerekir. gerekçesiyle itiraz yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanığın ödeme taahhüdünün hukuken geçerli olup olmadığı, buna bağlı olarak da yüklenen taahhüdü ihlal suçunun yasal öğelerinin oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İcra ve İflas Yasasının 340. maddesi hükmü ile aynı Yasanın 111. maddesine göre yapılan taksitle ödeme taahhüdüne veya takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının muvafakatı ile İcra Dairesinde kararlaştırılan borcun taksitle ödenmesine ilişkin taahhüde, geçerli bir neden olmaksızın uyulmaması eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Açıklanan madde ile düzenlenen taahhüdü ihlal suçunun oluşması için ödeme taahhüdünde borçlu tarafından ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak açıkça gösterilmesi ve tarafların bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmaları zorunludur. Her ne kadar takip talebinde borç miktarı belirtilmekteyse de bu yeterli olmayıp taahhütte bulunulduğu esnada, işleyen ve işleyecek faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderleri belirlenmeli ve böylece borçlunun taahhüdüne esas olan miktar saptanmalıdır. Bu miktar belirlenmediğinde borçlunun hangi miktar için taahhütte bulunduğu bu taahhüdün kabulünün hangi miktarın nazara alınarak yapıldığı kuşkuya yer vermeksizin saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2001 gün ve 134/134 sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık ve eşi aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde örnek 163 nolu ödeme emri 09.05.2000 tarihinde usulünce tebliğ edilmiş, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu-sanık 25.05.2000 tarihinde yapılan haciz sırasında, borcun tamamını 26.05.2000 tarihinden itibaren her ay aynı tarihte olmak üzere aylık 20 milyon lira olarak ödemeyi vaat ve taahhüt etmiş, alacaklı vekilinin de kabul etmesi üzerine düzenlenen tutanak birlikte imza altına alınmıştır.
Haciz tutanağının başında borç miktarı masrafsız olarak 141 milyon olarak belirtilmiş ise de, bu miktar gerçek borç miktarını yansıtmamaktadır. Zira icra takibi 99 milyon asıl alacak ve 42 milyon işlemiş faiz olmak üzere toplam 141 milyonluk alacak için başlatılmış, haciz tutanağı başlığında da bu miktar belirtilmiştir, tutanak başlığındaki masrafsız ibaresi de belirtilen miktarın gerçek borç miktarını göstermediğini açıklamaktadır, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın işleyecek faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de içerecek şekilde hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın belirlemesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulünde hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 09.10.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy