(2004 S. K. m. 337) (765 S. K. m. 102, 105)
Dava: Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık Ali A'ın İİY'nın 337. maddesi uyarınca on gün hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Havran İcra Ceza Mahkemesinden verilen 29.06.2001 gün ve 312-244 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 29.11.2001 gün ve 10140-10214 sayı ile; "Sanığın üzerine atılı suçun içerik ve niteliğine, 17 Ekim 2001 tarih ve 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38. maddesine eklenen son fıkra uyarınca "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz" hükmü ile yapılan bu düzenlemenin sanığın lehinde bulunması ve TCK'nun 2/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunması" nedeniyle bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı 20.12.2001 gün ve 146574 sayı ile; Anayasa'nın 38 inci maddesinde yapılan değişikliğin İİY'nın 337 nci maddesinde düzenlenen mal beyanında bulunmamak suçunu kapsamadığı görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığa yüklenen mal beyanında bulunmama suçu İİY'nın 337 maddesinde düzenlenmiş olup maddede yazılı cezanın türü ile üst sınırına göre TCY'nın 102/6 maddesi uyarınca altı aylık asli dava zamanaşımına tabidir. Aynı Yasanın 105 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince, Yasanın zamanaşımını bir seneden aşağı tayin ettiği hallerde her türlü usuli işlem zamanaşımını kesecektir. Yine aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca bir sene içinde mahkumiyet kararı verilmelidir. Ancak 9.3.1939 gün ve 22/31 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren başlayacak bir senelik sürenin başında veya sonunda olduğuna bakılmaksızın mahkumiyet kararı verilmekle zamanaşımı kesilmekte ve altı aylık asli dava zamanaşımı yeniden başlamaktadır.
Somut olayda, suç tarihi olan 28.2.2001 gününden itibaren başlayan bir yıllık süre içinde 29.06.2001 günü mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayan altı aylık dava zamanaşımı ise, inceleme tarihinden önce 29.12.2001 günü dolduğundan, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının açıklanan bu değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına, davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 29.11.2001 gün ve 10140-10214 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY'nın 102/6 ve 105/2. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 29.1.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy