(647 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 72, 455) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak suçundan sanık Ü. G.'un TCY.nın 455/1-son, 647 sayılı Yasanın 4 ve TCY.nın 72. maddeleri ile 1.865.000 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2918 sayılı Yasanın 119/2. maddesi uyarınca 15 gün süre ile geri alınmasına ilişkin Selçuk Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.2.1997 gün ve 199/63 sayılı hüküm sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 2. Ceza Dairesince 19.11.1998 gün ve 11563/13760 sayı ile;
Sanık aşamalardaki savunmalarında olay günü bir koyuna çarptıktan sonra yoluna devam ettiğini ve ileride motorsiklete ve ölene çarpılması olayı ile ilgili soruşturma yapan polislerin önce kendisini durdurduğunu ve daha sonra devam etmesini söylediklerini bildirmesi karşısında K. U.'ın koyun sürüsüne çarpması ile ilgili trafik kaza tutanağını düzenleyen polis memurları ile çobanlar dinlenildikten ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 9.12.1999 gün ve 227/256 sayı ile; Koyun sürüsüne çarpma olayı ile mobilet sürücüsüne çarpma olayı yaklaşık aynı saatlerde ancak aralarında kilometrelerce mesafe bulunan farklı yerlerde meydana gelmiştir. Koyun sürüsüne çarpan otobüs sürücüsü hakkında trafik kaza tutanağını düzenleyen polisler ve sürü çobanının kendilerinden kilometrelerce uzakta meydana gelen bir olay hakkında görgü ve bilgi sahibi olması olanaksızdır, gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmünde sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 26.2.2001 günlü tebliğnamesiyle Özel Dairesine, Özel Dairece de 22.3.2001 gün ve 7608/4918 sayılı karar ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ancak, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce sanığın hukuki durumunun, 22.12.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen bir kısım suçlarda davanın açılmasını, kesin hükme bağlanmasının ertelenmesini ve şartla salıverilmeyi düzenleyen 4616 sayılı Yasa kapsamında ele alınarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendinde;
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. hükmü getirilmiştir.
Bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek ayrık tutulan suçlar aynı maddenin 5. bendinin (a, b, c, d, e, f, g, h, ı, i ve İ) alt bentlerinde sayılmıştır. Keza maddenin 6. bendinde ise, Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar. hükmüne yer verilerek, yasanın 1. maddesinden yararlanamayacak kişiler tanımlanmıştır.
Yasal düzenlemeye ilişkin bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 21.11.1994 tarihinde işlediği iddia olunan ve Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmüne konu olan suç tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak suçudur. TCY.nın 455. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olan bu suç için anılan maddede öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yıldan az olduğu gibi, bu suç, 4616 sayılı Yasanın 5. bendinde onbir alt bent halinde sayılan kapsam dışı suçlar içinde de yer almamaktadır.
Bu itibarla, sanığa yüklenen ve TCY.nın 455/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan suçun vasıf ve niteliğine, suça ilişkin yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına, yargılamaya konu suçun 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olmasına ve 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde yazılı kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. bendinde yazılı koşullar da araştırıldıktan sonra, aynı maddenin 4. bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle 4616 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılmak üzere bozulmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 17.4.2001 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy