(6831 S. K. m. 91)
Dava: Sanık M. U.'in Devlet ormanından açma yapmak suçundan beraetine karar verilen olayda, Özel Daire ve Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, açma yapılan yerde arazi kadastrosunun kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, kesinleşmiş ise buna ait harita, tutanaklar, hava fotoğrafları ve memleket haritası uygulanarak yeniden keşif yapılması suretiyle soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosyada;
Karar: Sanık M. U. hakkında, Küllük mezrası, Perik mevkii, Kargıdağı serisinde bulunan Devlet ormanından meşe ağaçlarını söküp, tesviyesini yapmak suretiyle 1824 m2'lik açma yaptığı iddiasıyla, 24.4.1999 tarihli suç tutanağı düzenlenmiştir.
Sanık, meşe ağaçlarını kesmediğini, suça konu yerin babasından kaldığını, orman olmadığını savunmuş, tutanak tanıkları C. B. ve H. K. yeminli anlatımlarında; tutanağın doğru olduğunu ancak suça konu yerin çevresinin meşe ağaçlarıyla çevrili olması nedeniyle, sanığın bu yerdeki meşe ağaçlarını keserek açma yaptığını tutanağı yazdıklarını beyan etmişlerdir.
Tanık H. U., 1984-1989 yılları arasında muhtarlık yaptığını, 1987 yılında suça konu yeri okul yapımı için sanıktan istediklerini, izin vermemesi üzerine okul yapamadıklarını, suça konu yeri sanığın kullandığını, meşe ağacı kestiğini görmediğini söylemiştir.
Suça konu yere ait tapu kayıt örneği ve kadastro tutanağı celbedilmiş, tapu kayıt örneğinin incelenmesinde, taşınmazın 119 ada 167 nolu parsel olarak ham toprak vasfıyla 14.4.1992 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, miktarının 16.466 m2 olduğu, Kadastro tutanağında ise; taşınmazın ham toprak vasfıyla hazine adına tescil edildiği, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu, tarıma elverişli olmayıp bu özelliğini koruduğu, 12.3.1992-13.4.1992 tarihleri arasında yapılan 30 günlük ilan süresi içinde kadastro mahkemesine dava açılmadığından tespitin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Teknik bilirkişiler S. Y. ve E. T., suça konu yerin 119 ada 167 nolu parsel içinde kaldığını, orman bilirkişileri O. G. ve S. A., suça konu yerin orman amenajman planında orman sahası içinde gözüktüğünü, orman sayılan yerlerden olduğunu, orman kadastrosu yapılmadığını, ancak arazi kadastrosu gördüğünü, fen bilirkişi M. B., keşif tarihi itibariyle meşe ağacı ve kalıntısına ve kültür bitkisi ekimine rastlanılmadığını, taşınmazın ilk defa sürüldüğünü beyan etmişlerdir.
Özel Dairece; kadastro tespitinin kesinleşip kesinleşmediğinin saptanması için tutanakların getirtilerek kesinleşmiş ise buna ait harita ve tutanakların keşifte uygulanması suretiyle sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği belirtilmiş ise de; kadastro ve tapu kayıtlarının Yerel Mahkemece celp edildiği ve keşifte uygulandığı, arazi kadastrosunun 14.4.1992 tarihinde kesinleşerek taşınmazın ham toprak vasfıyla hazine adına tescil edildiği saptandığından bu konuda yeniden bir araştırma ve incelemeye gerek bulunmamaktadır.
Toplanan ve yukarıda belirtilen kanıtlar karşısında sanığın eylemi Hazineye ait bir yeri kullanmaktan ibaret olup Devlet ormanından açma yapmak veya işgal ve faydalanmada bulunmak suçlarını oluşturmaz.
Kaldı ki orman bilirkişileri tarafından amenajman planına göre taşınmazın öncesinin orman olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de; taşınmazın 14.4.1992 tarihinde ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edilmiş olması ve bu tespitin de kesinleşmiş bulunması karşısında sanığa yüklenen suçun manevi unsurunun gerçekleştiğinden de söz etmeye olanak yoktur.
Mevcut kanıtlar hüküm vermeye yeterli olduğundan ve sanığın beraetine karar verilmesinde yasal bir isabetsizlik bulunmadığından, Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak 06.11.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy