(6831 S. K. m. 108) (1412 S. K. m. 261, 268)
Dava: Kaçak orman emvali nakletmek suçundan sanık Mehmet Y'ın 6831 sayılı Yasanın 108/1 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 240.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, suçta kullanılan aracın 6831 sayılı Yasanın 108/4. maddesi uyarınca, suça konu 4 ster orman emvali ile 0,5 kental fındık odununun TCY.nın 36. maddesi uyarınca zoralımlarına ilişkin Gölyaka Sulh Ceza Mahkemesince 12.5.2000 gün ve 96-28 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3.Ceza Dairesince 6.11.2000 gün ve 12659-14095 sayı ile;
"1-Sanığın ısrarla başka gayrımenkullerinden de kesim yaptığını ve toplam 87 ağaç kestiğini savunmasına ve suç tutanağında da emvali fındık bahçesinden kestiğini ifadesine göre, ilk keşifte hazır bulunan, emvali ve 407 parsel nolu yeri inceleyen mühendisin beraberliğinde, sanığın yer gösterimi ile yeniden keşif yapılarak, kesim tarihleri, miktar, cins ve kutur itibariyle yakalanan emvalin sanığın kendi yerlerinden kesilip kesilmeyeceğinin tam olarak tespiti ve bu yerlerdeki kesimlere de uyarsa oluşan şüpheli durumun sanık lehine yorumlanması gerekeceği gözetilmeden bu yönlerden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre de, zaptolunup yediemine alınan emvalden 50 kilo fındık odununun bilirkişinin mütalaası alınarak sanığın fındıklığından temin edilmiş ise sanığa iadesini gerektiği gözetilmeden zoralımına karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme 18.1.2001 gün ve 172-9 sayı ile ikinci bozma nedenine uyarak gereğini yerine getirmiş, ancak birinci bozma nedeni yönünden "Ceza mahkemeleri inandırıcı bulmadıkları, istikrarlı görmedikleri savunmalar, sözler ve taleplerle bağlı değildir. Ceza mahkemesi akla, objektif şeylere ve maddi bulgulara, tecrübe kurallarına ve bilimsel verilere göre karar verir. Mahkememizce bozma ilamı öncesi yapılan yargılamada suçta kullanılan araç üzerinde 4 ster yakacak yaş odun ve 0.5 ster fındık odunu tespit edilmiştir. Sanığın yer gösterimi üzerine elde ettiğini iddia ettiği 407 nolu parselde 45 adet dip kökü tespit edildiği ve tespit edilen dip köklerine göre 1.654 m3 hacminde ağacın sanığın tarlasından kesilmiş olduğu kanaati ortaya çıkmıştır. Yine müdahil orman idaresinin sanık tarafından kesim yapıldığı iddia edilen 8 nolu bölmede yapılan keşifte de alınan bilirkişi raporuna göre 2.073 m3 emval elde edilebileceği, 4 ster yaş odunun 3 m3 geldiği bu hali ile mantıksal bir çıkarsama olarak araç üzerinde yakalanan emval diğer tüm veriler gözardı edilse bile kesim yapıldığı iddia edilen 8 nolu bölmeye ne de sanığın iddia ettiği 407 nolu parsele uygun olmadığı açıktır. Bilirkişi raporunda da kamyonet üzerinde tespit edilen emvalin cins, ebat ve kesim tarihi itibariyle gerek tarladaki gerekse ormandaki dip köklerine yer yer uyduğu ve bazı emval cinsleri açısından da uymadığı gözlenmiştir. Bu açık muhakeme neticesinde sanığın tarlasından bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde ve miktarda izinsiz kesim yaptığı sabit addolunsa dahi en azından bir miktar emvalin tarlasından elde edilmemiş olduğu, ancak bu emvalin Orman Yasasının 91. maddesi anlamında bir orman bölmesinden dikiliden temin edilmiş olduğunun da sabit addolunamayacağı açıktır. Öyleyse dava konusu açısından sanığın aksi sabit olmayan savunmalarına göre en fazla 1.654 m3 hacminden 3 m3'e kadar olan1.364 m3 orman emvalinin kaçak kesim yapıldığı da sabit olmadığından kaçak ve damgasız taşındığı mahkememizce sabit kabul edilmiştir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık ve Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli tebliğnamesiyle 3. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın Orman Yasasına aykırılık suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda yapılan soruşturmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;
Yerel Mahkemece hükmün esasını oluşturan kısa kararın, "Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma ilamı ile mahkememize gelen, sanık hakkında Orman Yasasının 108/1-4, TCY.nın 36. maddelerine muhalefetten ceza talep eden dosyası esasımıza yeniden kayıt olunmakla bozma ilamında bir numaralı bendde gösterilen kısım ile ilgili olarak eski hükümde direnilmesine karar verilmiş, ikinci bendle ilgili olarak da verilen uyma kararı üzerine tutanak tanıkları, orman idaresi temsilcisi ve sanık yeniden dinlenmek suretiyle yapılan yargılama sonucunda;
Zapt olunup, yediemine alınan 50 kg. fındık odununun suçu gizlemek ve bu suretle işlenmesini kolaylaştırmak amacı ile kullanıldığı mahkememizce sabit addolunarak, TCY.nın 36, maddesi gereğince müsaderesine, yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına..." şeklinde kurulduğu, gerekçeli kararın ise, önceki hükümde olduğu gibi sanığın 6831 sayılı yasanın 108/1 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, araç ve emvalin zoralımı ile 40.906.000 lira yargılama gideri tayinine ilişkin bulunduğu görülmektedir.
CYUY.nın 261. maddesinde, "Hükmün tefhimi duruşmanın sonunda, en az 268. maddede belirtilen hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçilerek okunması ve gerekçenin başlıca noktalarının sözlü olarak bildirilmesi suretiyle olur";
268. maddenin 4. fıkrasında ise, "Hüküm fıkrasında; 253. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." hükümleri yer almaktadır.
Yerel Mahkemece, buyurucu nitelikteki bu yasa hükümlerine aykırı olarak, hükmün esasını oluşturan kısa kararda yeni bir hüküm kurulmadığı gibi, kısa ve gerekçeli kararda farklı hüküm fıkralarına yer verilmek suretiyle hükmün karıştırılması isabetsiz olduğundan, direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönlerini incelenmeksizin öncelikle saptanan usuli nedenden dolayı BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 22.1.2002 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy