(6831 S. K. m. 1)
Dava: Devlet ormanından kaçak ağaç kesmek suçundan sanık Erdoğan Yılmaz'ın beraatine ilişkin Dalaman Sulh Ceza Mahkemesince 13.9.1999 gün ve 56-142 sayı ile verilen kararın katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.4.2000 gün ve 4614-6386 sayı ile;
Sanığın kesim izni aldığı 33 nolu bölmede 5 adet, 24 nolu bölmede 1 adet damgasız ağaç kesildiği keşfen saptanmasına göre, imzacı tanıklarca doğrulanan ve aksi kanıtlanamayan suç tutanağına göre isnad edilen suçu işlediğinin sübuta erdiği ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın savunmasına itibar edilip, beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 25.9.2000 gün ve 148-173 sayı ile;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde söz konusu bölgede sanığın 273 ağaç gibi önemli bir sayıda ağaç kesimi yaptığı, bu ağaçların kesimini de işçilere terk ettiği, bu kesim sırasında sanığın burada olmadığı, kaldı ki fazla emvalin dahi kesim sahasında bulunup orman deposuna nakledildiği, sanığın suç işleme kastı olsaydı kaçak emvali burada bırakmayacağı, ceza hukukunda suç unsurlarından birisinin de kast olduğu, suçsuzluğun karine olduğu, suç tutanağının aksinin ispatlanamadığı olgusunun olayda gerçekleşmediği, suç tutanağında sanığın ikrarının olmadığı, tutanak düzenleyenlerin fiili bir olguyu tespit ettikleri, kasta ilişkin değerlendirmeyi hakimin yapacağı, bu halde de sanığın kastının tespit olunmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan vekili ve Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 2.4.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanığa yüklenen Devlet ormanından kaçak ağaç kesmek suçunun yasal ögeleri itibariyle oluşup oluşmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre, yüklenen suçla ilgili olarak sanık hakkında iki ayrı tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
7.3.1998 tarihinde düzenlenen ilk tutanakta; yapılan kontrol sırasında 33 nolu bölme ile 24 nolu bölme sınırında bir adet, 33 nolu bölmenin güney-batı kısmında beş adet olmak üzere toplam 6 adet kızılçam ağacının fazladan kesildiği görülerek sanıktan sorulduğunda, bölmenin kesim işini verdiği işçilerin yanlışlıkla kesmiş olabileceklerini kesilen ağaçların numara izi taşıdığını bildirdiği; daha önce 33 ve 24 nolu bölmelerde normal kesim damgası yapılıp efrajİ boya ile numaralandırıldığı, 24 nolu bölmenin o kısmında kesim yapılmayarak ağaçların numaralı olarak kaldığı, 33 nolu bölmede ise daha önce yapılan normal damganın değiştirilip ihale usulü satış yapılmak üzere dört partiye bölünerek çeşitli renklerdeki boyalarla damga yapıldığı, tekrar yapılan damga sırasında önce yapılan damga numaralarının silinmediği gözönüne alınarak ağaçların kasten değil sehven kesildiği nazara alınıp 6 adet ağaçtan elde edilen 30 adete denk 8938 m3 emvalin alınarak Dalaman son depoya nakledildiği belirtilmiş ve bu tutanak sanık tarafından da imzalanmıştır.
Yapılan müfettiş incelemesi sonucunda yasal işlem yapılması yönünde verilen talimat üzerine düzenlenen 16.4.1999 günlü suç tutanağında ise; Dalaman Orman İşletme Müdürlüğü Aygırdağ serisi 33 nolu bölmede bulunan 792 sayılı dikili ağaç partisinin, yapılan ihalede Çöğmen köyünden Hilmi Yılmaz tarafından alınıp, bu kişinin aynı köyden sanık Erdoğan Yılmaz'a işlerin yürütülmesi için vekalet verdiği, kesim işleri sırasında bölmede yapılan kontrolde 6 adet kızılçam ağacının fazladan kesildiği görülerek sanıktan sorulduğunda, TEK.da çalıştığı için işi Elcik köyünden tuttuğu işçilere verdiğini, onların sehven kestiklerini, kesilen ağaçlarda numara izi bulunduğunu söylediği, fazla kesilen ağaçlardan elde edilen emvalin orman deposuna nakledilip, kesim bölmesinde daha önceden yapılan damga izlerinin silinmediği beyan edildiğinden, ağaçların sehven kesildiği doğrultusunda tutanak düzenlenerek dosyasına konulduğu,
2.12.1998 tarihli müfettiş inceleme raporunda, dikiliden ağaç satışı şartnamesinin 33. maddesine göre bölmede parti damgası renginde damgası olmayan ağaçlar kesildiğinden bahisle yasal işlem yapılmasının istenmesi üzerine, müfettiş raporu sanığa okunarak sorulduğunda, önce de belirttiği gibi ağaçların sehven kesildiğini beyan ettiği;
5.3.1998 tarihinde kesilen 70 ve 60 cm. dip kuturlarında, 30 parça halindeki yaş 6 adet kızılçam ağacının dikili gövde hacminin 11.772 m3 olduğu, sanığın tutanağı imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir.
Sanık Erdoğan Yılmaz, C.Savcılığınca alınan ifadesinde yüklenen suçu kabul etmediğini, Çöğmen köyünden Hilmi Yılmaz'ın Orman İşletme Müdürlüğünden ihaleyle aldığı ağaç kesme işini vekaletle kendisinin takip ettiğini ve yokken, işi verdiği işçilerin suça konu ağaçları sehven kestiğini öğrenip idareye bildirdiğini, gelen görevlilere teslim ettiği ağaçların depoya alındığını belirtmiştir.
Duruşmada ve keşifte de benzer şekilde anlatımda bulunmuş, ağaçlarda damga bulunduğunu, bu ağaçları kesme kastının bulunmadığını söylemiştir.
Tutanak tanıkları olan Orman muhafaza Memurları Sait Günaydın ve Hayrettin Koyuncu, antlı anlatımlarında sanık hakkında düzenlenen tutanakların içeriğinin doğru olduğunu bildirmişlerdir.
Olay mahallinde 2.7.1999 tarihinde yapılan keşifte hazır bulunan tutanak tanığı Sait Günaydın suça konu ağaçların kesildiği bölümü göstermiş ve keşif tutanağında, 33 nolu bölmede kesilen saha ile kesilmeyen saha arasındaki sınırda bulunan, dip çapı 50 ve 70 cm. olan ağaç dip kütüğünde herhangi bir damga ve numara işareti olmadığı, dip çapları 70, 60, 60 cm. olan ağaç dip kütüklerinde ise eski bir damga izninin olduğu, ancak sanığa kesim için verilen sahada bulunan renkli boya ile yapılmış bir numaralarının olmadığının görüldüğü, ayrıca 24 nolu bölmenin içinde 33 nolu bölmeye yakın, dip çapı 70 cm. olan dip kütüğünde yine eksi bir damga ve işaretlemeye ait aynanın olduğu, ancak bu dip kütüğünün yakılması nedeniyle damga ve numaranın gözükmediğinin tespit edildiği belirtilmiş ve bu tespitler, bilirkişi olarak dinlenen Orman Yüksek Mühendisi Ergin E. tarafından da doğrulanmıştır.
Bahtiyar Orman İşletme Şefliğince düzenlenen raporda, sanığın nüfusuna kayıtlı olduğu Çöğmen köyünün orman içi köyü olduğu belirtilmiş ve yaptırılan kolluk araştırmasında sanığın suç tarihi ve öncesinde bu köyde oturduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Açıklanan bu kanıtlar bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Olay mahallinde yapılan keşifte de saptandığı üzere, sanığın vekaleten yürüttüğü Devlet Ormanından ağaç kesim işini verdiği işçilerin, kesim için damgalanan ve üzerlerine boya ile numara yazılı olan ağaçlar dışında suça konu 6 adet kızılçam ağacını da kestikleri sabittir. Kesilen, suça konu ağaçlar üzerinde farklı damga veya başka renk boya ile işaret yapıldığı nazara alındığında, yanlışlık sonucu kesilmelerinin olanaksız olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki sanığın, suça konu ağaçların yanlışlıkla kesildiğini görevlilere kendisinin bildirdiğine ilişkin savunması tutanak tanıklarınca doğrulanmamış olup, kesim bölgesinde yapılan kontrolde olayın ortaya çıkarıldığı ve bu sırada olay yerinde işçilerin bulunmayıp yalnızca sanığın bulunduğu da açıktır. Yine taraflarca imzalanmış olan Dikili Haldeki Ağaçların Vadeli Açık Arttırmalı Satış Şartnamesinin 33 üncü maddesi Damgasız ve usulsüz ağaç kesildiği takdirde 6831 sayılı Orman Kanununun hükümleri uygulanır şartını taşımaktadır. O halde sanık hakkında düzenlenen suç tutanağının aksi kanıtlanamadığına göre itibar edilmesi gerekir. Sanığın dosya kapsamına uymayan mücerret savunmasına dayalı olarak suç kastının bulunmadığından bahisle direnme kararı verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 15.05.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy