(765 S. K. m. 240, 279)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Ahmet'in TCY'nın 240/2, 80, 59/2, 647 Sayılı Yasa'nın 4 ve TCY'nın 72. maddeleri uyarınca 621.075.000.- TL. ağır para cezası, 2 ay 27 gün memuriyetten yoksun kılınma cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının taksitlendirilmesine ve cezalarının ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nce 26.4.2001 gün ve 21/14 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya; Yargıtay C. Başsavcılığı'nın onama istekli 7.6.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: M. C. Savcısı olan ve 31.12.1986 tarihinde birinci sınıfa ayrılmış bulunan sanık A.'nın, C. Başsavcılığı'nca yapılan işbölümü gereği talimat evrakına da bakmakla görevlendirildiği, gelen talimatlardan bir bölümünün havalesini yapmadan doğrudan ilgili zabıt katibine tevdi ettiği, talimat gereğinin zabıt katibi tarafından yerine getirilerek tanık, şikâyetçi ve sanık beyanlarının ilgili katip tarafından alındığı, sanığın bu şekilde görevini ihmal ettiği iddiasıyla TCY'nın 230. maddesi ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; işlerinin oldukça yoğun olduğunu, son iki yıl içinde 5966 hazırlık evrakından 5582'sini, 5059 talimattan 4501'ini ve 20981 gıyabi tevkif evrakından 6845'ini sonuçlandırdığını, Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ağır Cezalık suçlar, bakanlık talimatları ve cezaevine ilişkin evrakların gereğinin bizzat kendisi tarafından yerine getirildiğini, dilekçe tekrarı, karşılıksız çek gibi evraklarda sözlü beyanların tarafından alınarak, kalemde tamamlattığını, inceledikten sonra imzalayarak merciine gönderdiğini, imzasız bulunan evrakların iş yoğunluğu nedeniyle kendisine getirilemeyen evraklar olduğunu, bir kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Olayla ilgili olarak beyanları Adalet Müfettişi tarafından saptanan 7 kişi; ifadeleri kalemde Özlem hanım aldı, yanında C. Savcısı yoktu, adliyeye gittiğimizde herhangi bir C. Savcısına uğramadık, soruları katibe hanım sordu, imzalar bize aittir şeklinde; 10 kişi; yasal haklarımız hatırlatılarak beyanlarımız kalemde Özlem hanım tarafından alındı, yanında C. Savcısı yoktu, adliyede herhangi bir C. Savcısına uğramadık şeklinde, 2 kişi Özlem hanım tarafından yemin yaptırılarak ve engel bulunup bulunmadığı hatırlatılarak beyanlarımız alındı, iki kişi ise ön ödeme önerisi kalemde ilgili katip tarafından tebliğ edildiği şeklinde açıklamalarda bulunmuşlar; Aydın önce C. Savcısının yanına gittiğini, onun da kendisini birisiyle katibeye gönderdiğini, katibin ifadesini aldığını, Ekrem ise ifadesinin C. Savcısı tarafından alındığını beyan etmişlerdir.
Tanık Özlem aşamalarda; 18 aydır M. adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapmaktayım, talimat evrakına bakıyorum, talimat evrakı muhabere bölümünden geliyor, deftere kayıt ediyorum, kayıt öncesi veya sonrası C. Savcısının havalesi bulunmuyor, gerekli yazıları yazıyor, C. Savcısına imzalatıyorum, şahıslar doğrudan kaleme geliyor, evrakın niteliğine göre, ya kendim ya da C. Savcısının huzurunda ifade alıyorum, özellikle karşılıksız çeklerde ifadeyi ben alıyorum. Sanıklara veya tanıklara yasal haklarını, çekinme ve yemin durumlarını hatırlatıyorum, ikmal ettikten sonra C. Savcısına götürüyorum, inceledikten sonra imzalıyor, Devlet Güvenlik, Bakanlık ve cezaevine ilişkin evrakların gereğini Savcı bey bizzat yerine getiriyor, bu ifadeleri de kendi odasında aldırıyor, tereddütüm olduğunda kendisine iletiyorum, geldiğim günden beri aynı C. Savcısı ile çalışıyorum, ifadeleri tek başıma almam hususunda bir emri olmamıştır, ancak basit nitelikte ifadeleri almama da bir şey dememiştir. İşler yoğun olduğundan kaleme gelerek ifade aldığı hiç olmamıştır, sadece yapılacak işlemleri bana söylüyor, ben de işlemleri bitirip evrakları kendisine götürüyorum
Tanık Mehmet ise aşamalarda; C. Başsavcılığı yazı işleri müdürü olarak görev yapmaktayım. Talimat evrakı zimmet karşılığı sorumlu zabıt katibi Özlem hanıma gidiyor, evraka C. Savcısı herhangi bir vürut atmıyor, bunun iş yoğunluğundan kaynaklandığını zannediyorum, ilgili yazılar katibe hanım tarafından yazılıyor. C. Savcısına imzalatılıyor, şahıslar doğrudan kaleme geliyor, karşılıksız çek, basit maddi hasarlı trafik kazalarına ilişkin ön ödeme tebligatı ve basit ifade ve işlemler katip tarafından yapılıyor, DGM, Bakanlık ve cezaevi ile ilgili evraklarda ifadeler C. Savcısı tarafından alınıyor, 5-6 yıldır talimat evraklarına C. Savcısı A. bakıyor şeklinde anlatımlarda bulunmuşlardır.
Tamamlayıcı bir norm olan TCY'nın 240. maddesi ile; memurun genel olarak görevde yetkiyi kötüye kullanması yaptırım altına alınmıştır.
Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun faili TCY'nın 279. maddesinde belirtilen memurlar ile özel yasası gereğince memur sayılanlardır. Suçun maddi unsurunu; görevin yasal düzenlemelerin gösterdiği, usul ve esaslardan başka şekilde yapılması, yasal yetkinin aşılması, ya da kullanılması, hareket yasal düzenlemeye uygun olmasına karşın bu hareketin gerektirdiği ön koşullara uyulmaması halleri oluşturur.
Suçun manevi unsuru yönünden ise öğreti ve uygulamada tam bir birlik olduğu söylenemez, Dönmezer suçun oluşumu için failde özel kastın aranması gerektiğini, faildeki özel kastın bu suçu görevi ihmal suçundan ayıran kıstas olduğunu belirtmesine karşın, Erem, Toroslu, Artuk genel kastın yeterli olduğunu savunmakta, yargısal kararlarda da özel kastı arayan kararlar (CGK. 17.12.1986, 431/148) bulunmakla birlikte, genel kastı yeterli gören kararlar da bulunmaktadır; ancak öğreti ve yargısal kararlarda ittifakla kabul edilen husus, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun sadece icrai bir hareketle işlenebileceği, ihmali (menfi) bir hareketle işlenemeyeceğidir.
Görevi ihmal suçu ise öğretide, yapılması gereken bir işin yapılmaması şeklinde, yargısal kararlarda ise kamu ödev veya görevini yapmaya memur olan kişinin, yapmaya zorunlu bulunduğu bir işi yapmaması yahut yasa ve tüzüklerde yapılması öngörüldüğü biçimde yerine getirmemesi veya belirli ve uygun bir süre içerisinde yapılması zorunlu bulunan bir hizmet veya hareketi geciktirmesi biçiminde tanımlanmaktadır.
Konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile bu görüşler ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde, C. Savcısının icrai bir davranışının bulunduğunun kesin olarak saptanamadığı, sanığın savunması ile zabıt katibinin aksi kanıtlanamayan beyanına göre, iş yoğunluğu nedeniyle C. Savcısı tarafından yapılması gereken bir takım işlemlerin zabıt katibi tarafından yapılmasının C. Savcısının ihmalinden kaynaklandığı anlaşılmakla, eylemin görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla özel daire kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; sanığın temyiz itirazlarının kabulü ile; 4. Ceza Dairesi'nin 26.4.2001 gün ve 21/14 sayılı kararının, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy