(765 S. K. m. 71, 254, 258, 266, 269, 271, 456)
Dava: Görevli memura sövme ve etkili eylem suçlarından sanık A.C.'nin TCY.'nin 266/1, 456/4, 271 ve 71. maddeleri uyarınca 4 ay 20 gün hapis ve 1.520.000 lira ağır para cezasıyla-cezalandırılmasına ilişkin Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.10.1999 gün ve 724/886 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen 4. Ceza Dairesince 5.6.2001 gün ve 5641/6766 sayı ile;
1- Sanığın mağdurun kendisine tokat vurduğu, biçimindeki savunması ve mağdur hakkında sanığa sövüp, yaralaması eyleminden dolayı 4483 sayılı Memurların Yargılanmasına İlişkin Yasa uyarınca işlem yapılmak üzere görevsizlik kararı verildiğinin anlaşılmasına göre, sonucu izlenerek dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilip sanık yararına yasal indirim uygulanıp uygulanmayacağına karar, verilmesi gerekirken eksik soruşturma sonucu hüküm kurulması,
2- Sanığın yakınana karşı gerçekleştirdiği sövme ve yaralama eylemlerinin TCY.'nin 266/1, 269. maddelerine uyduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 9.7.2001 gün ve 17876 sayı ile;
Sanığın okul müdürü olan mağdura sövme ile birlikte yumrukla vurarak 7 gün iş ve gücüne engel olacak derecede yaralamak eylemi, TCY.nın 269. maddesinde öngörülen cebir şiddet boyutunu aşıp, bağımsız etkili eylem suçunu oluşturur, gerekçesiyle itiraz yoluna başvurarak (2) nolu bozma nedeninin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, Açıköğretim Lisesi irtibat bürosu müdürlüğünü yapan mağdur R.Ö.'ye küfrederek, sağ ön frontalde ve sağ perorbital bölgede 7x7 cm.lik hiperemi oluşturacak ve 7 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı olayda; Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluş ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmayıp çözülecek hukuki sorun, sanığın eyleminin TCY.'nin 266, 456/4 ve 271. maddelerine temas eden görevli memura sövme ve etkili eylem suçlarını mı yoksa, TCY.'nin 266 ve 269. maddelerine uyan bileşik suç niteliğindeki cebir ve şiddet kullanarak görevli memura sövme suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Uygulama ve öğretide bileşik (mürekkep) suç diye adlandırılan suç tipi iki şekil arz edebilir. Birincisinde biri diğerinin unsurunu oluşturan iki suç vardır. Bu durumda her iki suçun niteliği değişmekte ve yasa koyucu bu iki suçu bir başka suç olarak tavsif etmektedir. İkinci halde ise bir suç diğerinin ağırlaştırıcı nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu takdirde kendisinde ağırlaştırıcı neden bulunan suçun niteliği değişmemekte ve kanuni adı aynı kalmaktadır.
Bileşik suçun birinci haline yağma suçu, ikinci haline ise, bina içinde hırsızlık suçu örnek olarak gösterilebilir.
Bileşik suçun ikinci haline bir başka örnek de TCY.'nin 266, 267. ve 268. maddelerinde yazılı suçların cebir şiddet ve tehditle işlenmesi halidir. Çünkü 269. madde bu suçların ortak ağırlaştırıcı nedeni olup anılan maddelerde belirtilen suçların cebir, şiddet veya tehditle işlenmesi durumunda, aslında birer basit suç olan bu suçlar, bünyesinde ağırlaştırıcı neden bulunan bileşik suç haline dönüşmektedir.
Bileşik suçun her iki halinde de unsur veya ağırlaştırıcı neden olan suç, bu niteliğini aşıp bağımsız suç haline gelmedikçe bu suçtan dolayı ayrıca ceza tayin edilemez. Ancak ağırlaştırıcı neden olma niteliğini aşıp boyutları itibariyle bağımsız suç aşamasına ulaşırsa o zaman bu suçtan da ayrıca ceza tayin edilmesi gerekir.
Kullanılan cebir ve şiddetin hangi aşamada ağırlaştırıcı neden, hangi aşamada bağımsız suç oluşturacağının belirlenebilmesi için, Yasada geçen cebir, şiddet kavramlarının açıklanması, TCY.'nin 269. ve 271. maddelerindeki hukuki düzenlemelerin, doktrindeki görüşlerden de yararlanılarak ortaya konulması gereklidir.
Cebir, sözlük anlamıyla, bir şeyi yaptırmak için maddi veya manevi kuvvet kullanmadır. Belirli bir eylemin zorla yaptırılmasıdır. Başka deyişle, cebir, tâbi iradeyi, istenilen hareketi yapmaya fizik kuvvetle zorlamadır.(Cihan Erol, Cebir Kullanma Cürümü, İstanbul 1978, s.8)
TCY.'nin 269. maddesinde sözü edilen cebir ve şiddet Kaynak Yasanın 195. maddesinde violenza terimi ile ifade edilmiş ve maddi cebir anlamında (Erem, Faruk, Tehdit ve Cebir Kullanma Suçu, ABD, 1952, Sayı 7, s. 874), tehdit ise manevi cebir anlamında kullanılmıştır. (Gözübüyük, Abdullah Pulat, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 5. bası, Cilt 2, s. 1101)
Kaynak Yasanın gerekçesinde ise, hakaret ve taarruz suçunun ağırlaştırıcı nedeni olan maddi cebrin; memurun bedenine, yönelik olmaması, hürriyetinin kısıtlanması şeklinde ortaya çıkması gerektiği belirtilmektedir.
Doktrinde ise Prof. Dr. Sahir Erman; TCY.'nin 269. maddesinde, ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen cebir ve şiddetten maksat, memurun hastalığını veya alışılmış iş ve gücünden kalmasını gerektirmeyecek biçimde kendisine yöneltilen ve yapılan hakaret ve taarruzu daha da şiddetlendirmek amacını güden fiillerdir. Şayet cebir ve şiddet hastalığa neden olmak ya da cismen eza vermek boyutlarına ulaşmışsa, hakareti ve taarruz suçundan verilecek ceza 269. madde ile arttırılamayacak, oluşan bağımsız etkili eylem suçundan gerçek içtima kuralları gereğince TCY.nın 456. ve 271. maddeleri ile uygulama yapılacaktır demektedir. (Erman-Özek, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul 1992, s. 407)
Dr. İsmet Polatcan'da tahkir niteliği bulunmayan cebrin 269. madde kapsamına dahil1 olamayacağını belirtmektedir. (Dr. İsmet Polatcan, Memur ve Resmi Heyetlere Karşı Hakaret ve Sövme Cürümleri, İstanbul 1;983, s. 177)
Ceza Yasamızın sistematiğini incelediğimizde ise, Yasamızın 271. maddesinde, memura cismen eza verecek veya hastalığım mucip olacak müessir fiil işleyen failler hakkında TCY.'nin 456. maddesine göre verilecek cezaların belirli oranlarda arttırılmasını öngören ve Kaynak Yasada bulunmayan bir düzenlemeye yer verildiği görülmektedir. 271. madde, etkili eylem suçuna ilişkin 456. maddenin bütününe atıf yaptığından, anılan maddenin 4. fıkrasında yer alan basit etkili eylem suçunu da kapsamaktadır. Bu da göstermektedir, ki Yasa Koyucumuz, Devlet Yönetimi Aleyhine Cürümler başlıklı fasıl içinde hem 269. hem de 271. maddelerdeki düzenlemeleri gerçekleştirmekle, memura hakaret ve taarruz suçunun ağırlaştırıcı nedeni olan maddi cebrin, memura cismen eza vermesi veya hastalığını gerektirmesi halinde basit şiddet ve cebir boyutunu aşacağını, artık bağımsız etkili eylem suçunu oluşturacağını öngörmüştür. Nitekim, bu görüş yaygın biçimde öğretide de kabul edilmiştir.
Bu görüşten hareketle, sanığın kullandığı cebir ve şiddetin ağırlaştırıcı neden mi olduğu yoksa ayrı bir etkili eylem suçunu mu oluşturduğu belirlenirken dikkate alınması gereken ilk husus sanığın kastıdır. Kast, her olayda eylemin niteliği göz önünde tutularak takdir edilmelidir. Memurun şahsı ve fizik bütünlüğünü hedef alan bir hareket olarak TCY.'nin 269. maddesinde öngörülen maddi cebrin (zor, şiddet), hakaret ve taarruzu daha da şiddetlendirmeye yönelik fiiller olması, memuru küçültmek, aşağılamak kastı ile yapılması gerekir. Aksi halde, failin kastı ve eylemin niteliğine göre başka suçlar oluşabilecektir. Örneğin cebir ve şiddetin; memurun görevine taalluk eden bir işi yaptırmaya veya yaptırmamaya yönelik olarak kullanılması durumunda TCY.'nin 254., memurun görevini yerine getirdiği sırada direnmeye yönelik olması halinde 258., etkili eylem kastıyla kullanılması durumunda ise 456. maddelerindeki suçlar oluşacaktır.
Dikkate alınması gereken ikinci husus ise, cebir ve şiddetin mağdur üzerinde yarattığı etkidir. Sanığın-yönelttiği cebir ve şiddetin ayrı bir etkili eylem suçunu oluşturduğunun kabul edilebilmesi için, bu eylem nedeniyle mağdurun sağlığının bozulması, akli melekelerinde karışıklık oluşması veya cismen eza duyması gereklidir.
Bu itibarla, memur olan mağdura görevinden dolayı tahkir edici söz söyleyerek yumrukla vuran sanığın eylemleri TCY.nın 266/1. maddesinde yazılı memura sövme suçu ile birlikte TCY.'nin 456/4, 271. maddelerinde yazılı memura etkili eylem suçlarını oluşturduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüyle, Özel daire bozma ilamında (2) nolu nedenin kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜ ile 4. Ceza Dairesinin 5.6.2001 gün ve 5641/6766 sayılı bozma ilamındaki (2) nolu bozma nedeninin KALDIRILMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy