(765 S. K. m. 421, 482) (647 S. K. m. 4) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Sarkıntılık suçundan sanık Şevket Aydın'ın suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek TCY.nın 482/2, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 1.595.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Espiye Sulh Ceza Mahkemesi'nce 22.6.1998 gün ve 30-73 sayı ile verilen kararın sanık vekili ve Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nce 29.9.1999 gün ve 2595-4372 sayı ile;
Tam anlamıyla okuma yazması olmadığını bildiren müşteki Döndü Aydın'ın iddiasını doğrulayacak herhangi bir delil mevcut olmadığı gibi suça konu mektup da ele geçirilemediğine ve bu nedenle içeriği de bilinemediğine göre sanığın mahkûmiyetine yeterli inandırıcı kanıt bulunmadığı ve müsnet suçtan beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 21.10.1999 gün ve 147-166 sayı ile; Olayımızda sanığın, yakınan Döndü'ye Mevlüt Kır imzalı bir mektup yazdığı hususunda şüphe yoktur. Mektup ele geçirilememiştir, ancak sanık bu mektubu yazdığını tanık Ümit Bal huzurunda ikrar etmiştir. Yakınan Döndü'nün okuma yazma bilmediğini kabul etmek de dosya içeriği itibariyle olanaksızdır, yalnızca ilkokulu bitirmemiştir. İfadelerinde,sevgilim seni Niyazi Kır'ın evinin yanında bekliyorum. Ben Mevlüt Kır'ım satırlarını okuyabildiğini belirtmiştir. Hangi neden ve hangi ortam ile koşullarda olursa olsun böyle bir mektubun varlığı yakınan Döndü için köy gibi kapalı bir toplumda küçük düşürücüdür. Nitekim 5. Ceza Dairesi 21.5.1992 gün ve 1395-1726 sayılı kararında aynı esasları kabul etmiştir. Olayımızda sanık ile yakınanlar arasında, sanığın kızının kaçması nedeniyle bir anlaşmazlık vardır. Sövmenin varlığını mektubun ele geçirilmesine bağlamak, dosya içeriğine göre bu mektup yüzünden köy meydanında sanık ve yakınanların tanıklara huzurundaki kavgasını görmezlikten gelmek olacaktır. Sanığın yazdığı mektup küçük bir yerleşim birimi olan köyde hem yakınanların aile huzurunu hem de kamu düzenini bozmuştur. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir
Bu kararın da sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 26.1.2001 günlü tebliğnamesiyle 2.Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek sanığın sövme suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda mahkûmiyete yeterli ve inandırıcı kanıtlar bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ancak, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce sanığın hukuki durumunun, 22.12.2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen bir kısım suçlarda davanın açılmasını, kesin hükme bağlanmasının ertelenmesini ve şartla salıverilmeyi düzenleyen 4616 sayılı Yasa kapsamında ele alınarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendinde;
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. hükmü getirilmiştir.
Bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek ayrık tutulan suçlar aynı maddenin 5. bendinin (a, b, c, d, e, f, g, h, ı, i ve İ) alt bentlerinde sayılmıştır. Keza maddenin 6. bendinde ise, Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar. hükmüne yer verilerek, yasanın 1. maddesinden yararlanamayacak kişiler tanımlanmıştır.
Yasal düzenlemeye ilişkin bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, 14.2.1998 tarihinde işlediği iddia olunan ve iddianameye konu edilen TCY.nın 421/2. maddesi ile Yerel Mahkemece sabit olduğu kabul edilen TCY.nın 482/2. maddesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılan suçların anılan maddelerde belirlenen cezaları, üst sınırları itibariyle on yıl özgürlüğü bağlayıcı cezadan daha az olup, 4616 sayılı yasanın 1. maddesinin 5. bendinde on bir alt bent halinde sayılan kapsam dışı suçlar içinde de yer almamaktadırlar.
O halde, sanığa yüklenen ve TCY.nın 421/2, ve 482/2. maddelerinde tanımı yapılan suçların tür ve niteliğine, uygulanması istenilen yasa maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırına, yargılamaya konu eylemin 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olmasına, keza 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, aynı yasanın 1. maddesinin 6. bendinde belirtilen koşullar da araştırıldıktan sonra yine aynı maddenin 4. bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün, diğer yönleri incelenmeksizin belirtilen bu nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle 4616 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 17.4.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy