(765 S. K. m. 102, 104, 202) (1412 S. K. m. 135, 236) (2547 S. K. m. 53) (YCGK. 27.03.2001 T. 2001/6-36 E. 2001/38 K.)
Dava: İhtilasen zimmet suçundan sanıklar Mehmet Müslüm Aksoy ile Işık Şenkaya'nın beraatlarına ilişkin Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince 26.11.1996 gün ve 81-275 sayı ile verilen kararın katılan SSK. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 20.11.1997 gün ve 3872-4167 sayı ile;
1- Tıbbi malzemeler satıcılığı yapan sanık Mehmet Müslüm Aksoy'un sigortalı Ahmet Hüroğlu'nun kalbine pil takılması için Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde üç kez ameliyat edilmesi nedeniyle 7.7.1993 tarihinde yapılan birinci ve 29.9.1993 tarihinde yapılan üçüncü ameliyatlarında adı geçen hastaya kendisi tarafından verilen ucuz pil (Trios) takıldığı halde ameliyat sorumlusu doktor diğer sanık Işık Şenkaya'nın dikkatsiz ve ihmali hareketi sonucu pahalı pil (Pikos) takılmış gibi düzenlenen belgeleri imzalamasından yararlanarak iki kez pahalı pil satmış gibi fatura düzenleyip müdahil SSK.dan 40.551.302 lira haksız menfaat sağlamak suretiyle sahtecilik suçunu işlediği, toplanan kanıtlar, tüm dosya içeriği ve sanığın eylemin yanlışlık sonucu olduğuna ilişkin savunmasıyla sabit olduğu halde beraatına karar verilmesi,
2- Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde öğretim görevlisi Yardımcı Doçent Doktor olan sanık Işık Şenkaya'nın; sigortalı Ahmet Hüroğlu'nun kalbine pil takılması için üç kez ameliyat edilmesinde ameliyattan sorumlu doktor olmasına ve birinci ve üçüncü ameliyatlarda hastaya ucuz pil takılmış bulunmasına rağmen sekretaryaca daktilo edilen pahalı pil takıldığına ilişkin belgeleri gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek imzalayıp müdahil SSK. zararına sebebiyet vermek suretiyle görevini ihmal ettiği dosya içeriğiyle anlaşıldığından 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunun 53/8. maddesi uyarınca lüzumu muhakeme kararı alınmak üzere hakkında yargılamanın durmasına karar verilmesi gerekirken onun da beraatına hükmolunması isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada bozma gereği yerine getirilmekle beraber yeni kanıtlar da toplandıktan sonra 30.12.1998 gün ve 456-343 sayı ile yine sanıkların beraatlarına karar verilmiştir.
Katılan SSK. vekili ile Yerel C.Savcısının temyizleri üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. ceza Dairesince 27.01.2000 gün ve 5200-121 sayı ile;
1- CK.nun 236 ve 135. maddeleri hükmü hilafına sanık Işık Şenkaya'ya hakkındaki lüzumu muhakeme kararı okunup sorgusu yapılmadan karar verilmesi,
2- Sanık M. Müslüm Aksoy hakkındaki hükme ilişkin temyize gelince;
20.11.1997 gün ve 3872-4167 sayılı Dairemizin bozma ilamında da belirtildiği gibi tıbbi malzemeler satıcılığı yapan sanığın, sigortalı Ahmet Hüroğlu'na iki kere ucuz pil takıldığı ve sigortalı Hayriye Tüzemen'e bir kere ucuz pil takıldığı halde ameliyat sorumlusu doktorların dikkatsiz ve ihmali hareketi sonucu pahalı pil takılmış gibi düzenlenen belgeleri imzalamalarından yararlanarak pahalı pil satmış gibi faturalar düzenleyip müdahil SSK.dan 45.919.363 lira haksız menfaat sağlamak suretiyle müteselsilen sahtecilik suçunu işlediği toplanan kanıtlar, tüm dosya içeriği ve sanığın eyleminin yanlışlık sonucu olduğuna ilişkin ve tevile kaçan savunmalarıyla sabit olduğu halde beraatına hükmedilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 16.5.2000 gün ve 76-119 sayı ile; 30.12.1998 tarihli oturumda, Uludağ Üniversitesince düzenlenen 15.4.1998 tarihli lüzumu muhakeme kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin Danıştay 2. Dairesinin 25.6.1998 tarihli kararı okunarak sanık Işık Şenkaya'dan savunması alınmıştır. 15.4.1998 tarihinde düzenlenen lüzumu muhakeme kararının başlığı fezleke şeklinde yazılmış olmakla beraber kararın altında üç profesörün imzasının bulunması bu belgenin rektörlüğün 3.8.1998 tarihli yazısında lüzumu muhakeme kararı olarak nitelenmiş olması, ayrıca Danıştay 2. Dairesinin 25.06.1998 tarihli kararında belgenin lüzumu muhakeme kararı olarak kabul edilmesi karşısında yeni bir lüzumu muhakeme kararı isteminde bulunulmamıştır.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden Ahmet Hüroğlu'na 8.7.1993, 5.8.1993, 29.9.1993 tarihlerinde üç defa pil takıldığı, 8.7.1993 tarihinde takılan ucuz pil yerine pahalı pil fatura edilerek 19.310.000 lira, 29.9.1993 tarihinde takılan ucuz pil yerine pahalı pil fatura edilmek suretiyle 21.241.000 lira SSK.dan fazla tahsisat yapıldığı, 5.8.1993 tarihinde yapılan ameliyatla takılan pilden dolayı herhangi bir usulsüzlük yapılmadığı, sigortalı Hayriye Tüzemen'in 14.5.1993 tarihinde kendisine takılan ucuz pil yerine pahalı pil fatura edilmek suretiyle 5.368.091 lira fazla paranın SSK.dan haksız yere tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Fatura tarihlerinden de anlaşıldığı üzere yapılan usulsüz işlemler üç aylık bir zaman dilimi içerisinde meydana gelmiştir. Piller konsinye olarak satışa arz edilmiştir. Sanık Mehmet Müslüm Aksoy satıcı firmanın müdürü olup, pilleri doğrudan satan ve emvanterini tutan kişi değildir. Satışa arz edilen piller ameliyathanede bir teknisyene teslim edilmiştir. Pillerin bulunduğu dolabın bir anahtarı teknisyende diğeri satıcı firma elemanındadır. Firma yetkili müdürü olan sanık Mehmet Müslüm'ün dolaptaki pillerin sayımını yaparak hangi pilden ne kadar kaldığını, hangilerinin satıldığını olayın meydana geldiği 2-3 aylık dönem içerisinde bilmesi mümkün değildir. Esasen Yargıtay 5. Ceza Dairesince de sanık Mehmet Müslüm'ün ameliyat sorumlusu doktorların dikkatsiz ve ihmali hareketleri sonucu düzenlenen belgeleri imzalamalarından yararlandığı kabul edilmiştir. Bu kabul tarzına göre hastane yetkilileri ile sanık Mehmet Müslüm arasında sahtecilik suçunu işlemek bakımından birlikte kasıtlı olarak hareket ettiklerini iddia etmek mümkün değildir. Sanık Mehmet Müslüm'ün hastane yetkililerinin ihmali hareketlerinden yararlanarak haksız menfaat sağlamak amacıyla fatura düzenlemek suretiyle müteselsilen sahtecilik suçunu işlediğini kabul edebilmek için mahkumiyetine yeterli ve inandırıcı hiçbir delil elde edilememiştir. Böyle bir sonuca varmak ancak tahminlere dayanarak mümkün olabilir. Satıcı firma müdürünün yüzlerce fatura içerisinde 3 adet faturada yapılan usulsüzlükten yararlanmak istemesi mantıkla bağdaştırılamadığı gibi bu 3 fatura dolayısıyla temin edilmek istenen 45.919.363 liralık yarar da suçun işlenmesine değer bir menfaat olarak görülmemiştir. Diğer taraftan sanık Mehmet Müslüm sabıkasız bir kişiliğe sahiptir. Hatalı reçeteleri menfaat sağlamak amacıyla fatura etmediğine dair savunmasının aksi sabit olmadığı gibi ısrarla yaptığı savunmalar Mahkememizce de inandırıcı bulmuştur. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan SSK vekili ile Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 24.4.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık Işık'ın sorgusunun mahkemece usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve sanıkların sabit olan eylemlerinin suç teşkil edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına göre;
Özel Dairenin 20.11.1997 günlü bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, sanık Işık Şenkaya hakkında 15.4.1998 tarihinde Uludağ Üniversitesi Rektörlüğünce görevi ihmal suçundan lüzumu muhakeme kararı verilmiş olup, 30.12.1998 günlü oturumda bu lüzumu muhakeme kararı okunarak usulüne uygun sorgusunun yapıldığı, bu nedenle Yerel Mahkemenin bu konuya ilişkin direnme kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, her ne kadar sanıklar hakkında zimmet suçundan dolayı kamu davası açılmışsa da sanık Işık'a TCY'nın 202 nci maddesinde belirtilen şekilde görevi nedeniyle tevdi olunan veya koruma, denetim ve sorumluluğuna bırakılan para veya para yerine geçen evrak, senet ve mal bulunmadığından eyleminin sübut bulması halinde dahi Özel Daire bozma kararında da açıklandığı gibi görevi ihmal suçunu oluşturacağı;
Öte yandan sanık Mehmet Müslüm'ün diğer sanık tarafından görevi ihmal sonucu yanlış olarak düzenlenen ve farklı model ve fiyatlı kalp pili takılmasına ilişkin rapora dayanarak, katılan SSK.dan 40.551.302 lira fazla para tahsil etmek şeklinde gerçekleşen eyleminin ise, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.03.2001 gün ve 36-38 sayılı ve süreklilik gösteren kararlarında da vurgulandığı üzere dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği anlaşılmaktadır.
Somut olayda sanık Işık tarafından suça konu raporlar 07.07.1993 ve 29.09.1993 tarihlerinde düzenlenmiş, sanık Mehmet Müslüm'ün şirketince ise suça konu faturalar 09.07.1993, 29.09.1993 ve 05.10.1993 tarihlerinde kesilmiş olup, bunlara dayalı olarak katılan kurumdan en son 06.10.1993 tarihinde para tahsil edilmiş bulunmaktadır.
Suç tarihi olarak belirlenen bu tarihler ile inceleme tarihi arasında, sanıkların eylemlerine uyan ve yukarıda vasfı belirlenen görevi ihmal ve dolandırıcılık suçlarının yasada öngörülen azami ceza sürelerine göre, TCY'nın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin 06.04.2001 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla direnme hükmünün öncelikle bu nedenden dolayı bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, sanıkların belirlenen suçlarının niteliklerine nazaran TCY'nın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresi dolmuş bulunup, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 22.05.2001 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy