(765 S. K. m. 59, 80, 342, 509, 522) (647 S. K. m. 4) (6. CD. 20.10.2000 T. 2000/6184 E. 2000//7183 K.)
Dava: Sanık Ahmet Coşkun Paşmakçıoğlu'nun resmi evrakta sahtecilik ve bedelsiz kalan senedi tahsile koymak suçlarından, TCY.nın 342/1, 80, 59/2, 509/1, 522, 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri ile 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis ve 1.630.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 2.11.1999 gün ve 82/233 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 6. Ceza Dairesince 20.10.2000 gün ve 6184/7183 sayı ile;
1- Ceza yargılamasının gereğinin hiçbir duraksamaya yer bırakmadan maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak olması; Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinin sahtecilik konusunda rapor düzenlemekte son merci niteliğinde bulunmaması; anılan İhtisas Dairesinin 9.4.1999 günlü raporu ile dosyaya sunulan 7.9.1999 ve 1.11.1999 günlü bilirkişi raporları arasında sonuç bakımından kesin aykırılık doğduğunun anlaşılması karşısında; çelişkiyi ve doğan duraksamayı gidermek üzere belirtilen raporları düzenleyenler dışında her türlü teknik aygıttan yararlanacak yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak ve dosyayla tüm belge asılları kendilerine verilmek suretiyle ayrıntılı rapor alınması, ayrıca hazırlıkta anlatımları saptanmış tanıkların mahkeme önünde antlı olarak dinlenilmesi gerekirken eksik soruşturma ve incelemeyle hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; sanığın eylemi TCK.nun 509/2. maddesinin yollamasıyla aynı Yasanın 342/1, 80. maddelerine uygun zincirleme tek suç oluşturacağı gözetilmeksizin ayrıca 509/1, 522/1. maddelerle hükümlendirilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Kabule göre yapılan bozmaya uyan Yerel Mahkeme 1 nolu bozmaya karşı ise 28.2.2001 gün ve 356/57 sayı ile Taraf vekillerince senet fotokopileri üzerinden özel bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile raporlar arasında çelişki yaratılması cihetine gidilmiştir.
Bilirkişi incelemesinin ancak senet asılları üzerinden yapılması gerektiği Adli Tıp Kurumunca Grafolojik ve Grafometrik yöntemlerle ve optik aletlerden yararlanılmak sureti ile yapılan araştırma sonucunda düzenlenen; 9.4.1999 tarih 867 sayılı Fizik-Grafoloji İhtisas Dairesi raporuna itibar edilmesi gerektiği, fotokopi üzerinde sanık vekillerinin istemi ile yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen özel bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceği, bu nedenle Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile çelişik bir halin bulunmadığı gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının onama istekli 23.5.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanığın sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, hazırlık aşamasında dinlenilen tanıkların mahkemece dinlenilmesi ve senetler üzerinde yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmak suretiyle soruşturmanın genişletilmesine gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosyada;
Sanık Ahmet Coşkun Paşmakçıoğlu'nun annesinin hissedar olduğu taşınmazın, 14.2.1996 tarihli satış sözleşmesiyle 6 milyar lira bedelle katılan Rahmi Süt'e satıldığı, 200.000.000 lira peşin ödemede bulunularak, kalan 5 milyar 800 milyon lira için üç adet çek düzenlendiği, çeklerin 1.3.1996 tarihinde sanık tarafından Üsküdar Ziraat Bankasına ibraz edildiği, karşılığının bulunmadığının saptanması üzerine icra takibi başlatıldığı ve 1.800.000.000 liralık çek nedeniyle C.Savcılığına şikayette bulunulduğu, 4.4.1996 tarihinde ise sanık ve katılan arasında ikinci bir satış sözleşmesi düzenlendiği, icraya konulan iki adet çekin katılana iade edilerek, karşılığında 15.5.1996 ve 10.6.1996 ödeme tarihli ikişer milyarlık iki adet senet ve 600.000.000 liranın çeklerin faizine karşılık olarak alındığı, sanık tarafından 1.800.000.000 liralık çek için yapılan şikayetten vazgeçileceği, katılanın da hukuk mahkemesindeki davadan feragat edeceğinin kararlaştırıldığı,
Sanık tarafından 21.6.1996 tarihinde Kadıköy 1. İcra Müdürlüğünün 1996/3173 sayılı dosyası ile 4.4.1996 düzenleme 10.6.1996 ve 15.5.1996 ödeme tarihli ikişer milyonluk bonolara istinaden 4.223.561.632 liralık icra takibi başlatıldığı, katılanın ise Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden paranın sanığa ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı alarak aynı senetlerle ilgili menfi tespit davası açtığı ve 27.12.1996 tarihinde C.Savcılığına şikayette bulunduğu saptanmıştır.
Katılan, C.Savcılığı ve yargılama aşamasında bono bedellerini ödediğini, ancak sanığın verdiği bonolara benzeterek iki adet bono daha düzenlediğini, ödeme sırasında sahte olarak düzenlenen bonoların kendisine iade edildiğini, imzaladığı gerçek bonoların ise icraya koyulduğunu, icra takibi başlatılınca sanıkların sahte olarak düzenledikleri bonoları kendisine verdiklerini, gerçek bonoların ise sanıklarda kaldığını anladığını, bono bedellerini ödediğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Sanık Ahmet Coşkun Paşmakçıoğlu aşamalarda, taşınmaz satışı ve diğer işlemleri benzer şekilde anlatarak, sahte senetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını, senetlerdeki yazının kendisine, imzanın katılan Rahmi'ye ait olduğunu, senetlerin katılanın oğlu tarafından getirildiğini, katılanın borcunu ödememek için bu yola başvurduğunu ayrıca senetlerin düzenlenmesinden bir hafta sonra kendisini arayarak, şimdi elimize düştün, şikayet etmek, icra getirmek neymiş göreceksin. Türkiye gibi bir yerde iki yıldan önce alacağını alamazsın şeklinde tehditlerde bulunduğunu savunmuştur.
Olayla ilgili olarak hazırlık aşamasında Salih Albayrak, Sema Süt, Güler Süt, Salih Dalkıran ve Mehmet Yüksel Uçan'ın beyanları saptanmış, taraflar arasındaki ilişkiler hakkında bilgileri olduğu saptanan bu tanıklar son soruşturma aşamasında dinlenmemişlerdir.
Senetler üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinde;
Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesince düzenlenen 9.4.1999 tarihli raporda; bir adedinde imza bölümü yırtılmış ve bir adedinde imzalar karalanmış olan 15.5.1996 ve 10.6.1996 ödeme tarihli ikişer milyar bedelli senetler ile, 1. İcra Müdürlüğünün dosyasında bulunan aynı vadeli ve miktarlı iki adet senetteki yazı ve rakamların yapılan karşılaştırmalarında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim doğrultu, seyir, hız ve benzerlikler bulunduğu, senetlerdeki yazı ve rakamların aynı el ürünü olduğu,
İcra işlemi gören senetlerdeki imzalar ile diğer iki adet senetteki imzaların aynı el ürünü olmadığı,
Sanık vekili tarafından senet fotokopileri üzerinde üç kişilik bilirkişi heyetine yaptırılan incelemede; düzenlenen 7.9.1999 tarihli raporda; dava konusu senetlerle, imza ve pul kısmı yırtık senetler üzerindeki yazıların aynı el ürünü olmadığı,
Birisinin üzeri çizilerek imza kısmı karalanmış, diğerinin ise imza ve pul kısmı yırtılmak suretiyle iptali sağlanmış 15.5.1996 ve 10.6.1996 vade tarihli senet üzerinde yer alan el yazılarının Ahmet Coşkun Paşmakçıoğlu eli mahsulü olmadıkları,
Sanığın diğer vekili tarafından Adli Tıp Anabilim dalında senet fotokopileri üzerinde yaptırılan incelemede ise düzenlenen 1.11.1999 tarihli raporda; üzeri imzalı sağ alt kısmı yırtık 15.5.1996 ödeme tarihli ve üzerinde çapraz çizgi bulunan 10.6.1996 tarihli senetlerle, aynı tarihli diğer iki adet senet fotokopilerindeki yazı ve rakamların farklı el ürünü olduğu,
15.5.1996 ve 10.6.1996 vadeli (icraya konulan iki senet ) senetlerdeki yazı ve rakamların aynı kişinin eli ürünü olduğu,
Bildirilmiştir.
Ceza yargılamasının amacı somut gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın saptanmasıdır; inceleme konusu olayda, sahteciliğin maddi konusunu oluşturan senetler üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda düzenlenen 9.4.1999, 7.9.1999 ve 1.11.1999 tarihli raporlar arasında sonuç bakımından sanığın hukuki durumunu etkileyecek kesin aykırılıklar bulunmaktadır, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için belirtilen raporları düzenleyenler dışında her türlü teknik aygıttan yararlanacak yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, tüm belge asılları da kendilerine verilmek suretiyle ayrıntılı bir rapor alınmasında zorunluluk bulunmaktadır, diğer yönden hazırlık soruşturmasında beyanları saptanan tanıkların duruşmada yeminli olarak dinlenilmesine karar verilmesi görüşüyle ilk hüküm bozulduğu halde, Yerel Mahkemece bu bozma nedeni hiç değerlendirilmeden ilk hükümde direnilmiştir. Sahtecilik olgusunun kanıtlanmasında tanık beyanlarının da önem gösterdiği, özellikle taraflar arasındaki temel hukuki ilişkilerin belirlenmesi bakımından olaya ışık tutma olasılığı nazara alındığında; hazırlık soruşturmasında beyanlarına başvurulmuş bulunan tanıklar ile 4.4.1996 tarihli satış sözleşmesi ve eki protokolde imzaları olan kişilerin tanık sıfatıyla çağrılarak usulüne uygun şekilde beyanlarının saptanması zorunludur.
Bu itibarla isabetsiz olan yerel Mahkeme direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 12.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy