(765 S. K. m. 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Halis Kaya'nın TCY.nın 503/1, 522. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 1.237.500.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Burdur Asliye Ceza Mahkemesince 29.5.2000 gün ve 494-409 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 21.11.2000 gün ve 8685-8502 sayı ile;
Sanığın somut olayda ne gibi hile ve desise kullanarak dolandırıcılık suçunu gerçekleştirdiği karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden, Daire Üyelerinden M. Aydın ile C.Yelbaşı'nın, Haklarında dolandırıcılık ve 3167 sayılı Kanuna aykırılıktan kamu davası açılan sanıkların anlaşarak çeşitli kentlerde ev kiraladıkları, sonra beyaz eşya, konfeksiyon malları, elektronik aletler, mutfak ve ev levazımatı ve benzerlerinin ticaretini yapmak üzere işyeri ve depo sağlayıp getirdikleri eşyayı satışa sundukları, ayrıca canlı hayvan alışverişinde kullanmak için besi damı ve ahır da tuttukları, değişmek koşuluyla öne çıkardıkları birinin muhtelif bankalarda hesap açıp çek defteri aldığı, bir süre yasalara uygun çalışarak çevrenin güvenini sağladıkları, içlerinden bazılarının alınan hayvanların bakımını üstlenip, ortamın yeterince hazır olduğuna kanaat getirdikten sonra çek hesabı sahibince imzalanmış, özellikle vadeli ve karşılığı bulunmayan çekleri üzerinde bulunduran bir sanığın tek başına, bazen de çeki imzalayanla birlikte yanlarına gittikleri satıcılarla, hüviyetini açıklamadan pazarlık yapıp tüm unsurları taşıyacak tarzda el yazısıyla eksiksiz doldurup vererek eşya ve hayvanları aldığı, bilahare bunları civarda rayiç fiyatlarının altında satıp kalanları ise kimsenin görmiyeceği saatlerde kamyonlarla bir başka kente naklederek faaliyetlerine yeniden başladıkları, şikayet üzerine haklarında soruşturmaya geçilip her başvuru itibariyle ayrı kamu davaları açılarak böylece sonuçlandırdıkları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Sanık ve diğer suç ortaklarının Niğde, Kırıkkale, Ordu, Afyon, Kütahya gibi çeşitli kentlerde anılan davranışlarını sürdürüp sadece çekleri imzalayan kişinin 3167 sayılı Yasaya Muhalefetten, zaman zaman içlerinden birisinin de dolandırıcılık suçundan mahkûm edilebildiği ancak, değişik eylemlerinden dolayı aynı mahkemede birden fazla kamu davası açılıp yargılanmalarına karşın, davaların birleştirilmemesine bağlı olarak, sanıkların önceden anlaşıp kasıt birliği altında suç işledikleri hususunun her davadaki kanıtların ayrı ayrı değerlendirilmesi nedeniyle kimi zaman da beraatle sonuçlandığı, Dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan (2000/8204, 8685, 8686 Es. Sayılı) dosyalarda görülmektedir.
Dolandırıcılık suçunun unsurları arasında bulunan hile ve desisenin fiile tekaddüm etmesi, dolandırılanın rızasının bu şekilde kazanılması eylemin oluşumunda yeterlidir. Karşısındaki kişiyi yanıltacak ve sonuç verecek nitelikteki her türlü eylem hile kavramı içerisindedir. Sanığın nihai amacına ulaşmak için göstermelik bir biçimde, olayımızda olduğu üzere sırf güven kazanmak amacıyla ilk alışverişlerinde dürüst tacirmiş gibi davranması, öteden beri yaptıkları şekilde 3167 sayılı Kanuna Muhalefetten yargılanan sanık Şükrü Açık'ın sırf yazısının okunaksızlığı, araç kullanmayı bilmeyişi bahanesiyle sadece imzalamakla yetindiği çekleri karşılıklarının bulundurulamayacağını baştan itibaren bildiği halde düzenleyip vermesi, mağdurun iradesini bu yollarla fesada uğratıp haksız kazanç sağlama amacına yöneliktir.
Yakalanmamak için olay yerini gece vakti terketmeleri, malları piyasa fiyatlarının altında satışa sunmaları dahi kasıtlarının dolandırıcılık olduğunu göstermektedir.
Olayımızda sanık Halis Kaya'nın baştan beri diğer yerlerde yaptıkları gibi, bedelini ödememe niyetiyle bir süre için dürüst olarak gerçekleştirdikleri ticaretle oluşturulan güven ortamından yararlanıp 3167 sayılı Kanuna muhalefetten beraat eden sanık Şükrü Açık'ın imzalayıp karşılığının bulundurulamayacağını bildiği çekleri tanzimle müştekiye vererek büyükbaş hayvanları aldığı, böylece onu dolandırdığı dosyadaki oluşa uygun kanıtlarla sabit olup mahkemenin kararında da bu hususun yeterince tartışıldığı görüldüğünden, adı geçen sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanması kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz şeklindeki karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 28.3.2001 gün ve 646-268 sayı ile; Burdur'lu olmayan sanığın güz aylarında Burdur'a gelerek ticarete atılıp başlangıçta kısa sürede peşin alışverişlerle güven telkin etmesi ve yaklaşık 6 ay sonra Kurban bayramı öncesinde yoğun alışverişlere girişerek ve çek vadelerinin de bayram sonrasına denk getirilerek Nisan 1997 tarihinde ortadan kaybolması, piyasadan alınan bir kısım beyaz eşyalar ile birlikte Kütahya ilinde yakalanarak bu eşyalara el konulması, Burdur'da kaldıkları zaman aralığı kısa olup güven vererek yüklü alımlarla ortadan kaybolmaları ve diğer dosyalarda sanık olan Abit Kaya'nın hazırlık ifadeleri ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın baştan ödememe niyetiyle dolandırma kastı ile hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 30.5.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık Halis Kaya'nın dolandırıcılık, sanık Şükrü Açık hakkında ise dolandırıcılık ve karşılıksız çek vermek suçlarından kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda sanık Halis'in eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına, sanık Şükrü'nün eylemi karşılıksız çek vermek olarak kabul edilip hakkındaki davanın şikayet bulunmadığından düşürülmesine karar verilmiş, bu sanık hakkındaki hüküm yasa yoluna başvurulmadığından kesinleşmiştir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, somut olayda sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yakınan Salim Peker, 22.5.1997 tarihinde C.Savcılığına başvurarak sanık Şükrü Açık'a sattığı büyükbaş hayvanlara karşılık 28.4.1997, 29.4.1997, 5.5.1997 ve 10.6.1997 tarihli toplam 990 milyon lira bedelli çekleri aldığını, çeklerin karşılığının olmadığını ve kendisini dolandıran sanıklardan birisinin yakalandığını öğrendiğini belirterek şikayetçi olmuştur. Ancak, son soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanıklara sattığı hayvanlara karşılık sanık Halis'in önceden imzalanmış olan çeklerin tarih, miktar ve diğer kısımlarını doldurarak kendisine verdiğini, alışveriş sırasında yanlarında bulunan Şükrü ile muhatap olmadığını söylemiştir.
Sanık Halis Kaya, yüklenen suçu kabul etmiş, Şükrü Açık'ın yanında ücretli olarak işçilik ve şoförlük yaptığını, karşılıksız verilen çeklerle bir ilgisinin olmadığını savunmuştur.
Hakkındaki hüküm kesinleşen Şükrü Açık ise, suça konu çekleri kendisinin verdiğini, borcunu kabul ettiğini, sanığın bu olayla bir ilgisi olmadığını belirtmiştir.
Bu sanıkların da yargılandıkları başka dosyalarda yargılanıp hakkındaki hükümler kesinleşen Abit Kaya ise, olaydan sonra Kütahya'da yakalandığında ve Burdur iline getirildikten sonra kolluk tarafından alınan ifadelerinde çeşitli illerde birlikte giyim üzerine mağaza açıp ayrıca besicilik yaptıklarını, çek karnesi alıp bunları kullanarak alışverişler yaptıktan sonra karşılıklarını ödemeden bir başka il'e geçtiklerini belirtip ayrıntılı açıklamalarda bulunmuş ve Burdur'da aynı yöntemle gerçekleştirdikleri dolandırıcılık olaylarında alım-satım işlerini genellikle sanık Halis Kaya ile Şükrü Açık'ın ve başka dosyalarda sanık olarak yargılanan Güner Dalgıç'ın yaptıklarını söylemiş, ancak daha sonra duruşmada yüklenen suçu kabul etmemiş, kollukta ifadelerinin baskı ile alındığını bildirmiştir.
Abit Kaya'nın, Kütahya'da yakalanması sırasında düzenlenen tutanaklarda, kiralanan depo ve evlerde çok sayıda giyim eşyası, beyaz eşya, halılar ve mobilyalar ele geçirildiği belirtilmiş ve bunlar tutanaklarda kalemler halinde gösterilmiştir.
Ayrıca, dosyada bulunan karar örneklerinin incelenmesinde, sanık Halis Kaya hakkında benzer dolandırıcılık eylemlerinden dolayı yine Burdur Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyet kararları verildiği ve 18.9.1997 günlü iki hükmün onanarak kesinleştiği görülmektedir. Öte yandan aynı şekilde Ceza Genel Kurulu gündemine gelen iki mahkûmiyet hükmünün de 19.6.2001 tarihinde onandıkları anlaşılmaktadır.
Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanık Halis'in Burdur ve çevresinde hayvan alımı yapıp karşılığında çek verdiği, bu çeklerin bankada karşılığının bulunmadığını bilerek yakınan ile de hayvan alışverişi yaptığı, sanıklardan Şükrü'yü patronu gibi gösterdiği, daha önceleri çeklerin bedellerini ödeyip şoförlüğünü yaptığı bu sanığın çok zengin olduğu inancını uyandırdığı, kullandığı bu hile ve desiselerle yakınanı hataya düşürüp karşılıksız çekler verip mallarını alarak haksız menfaat sağladığı anlaşılmaktadır. Nitekim Abit Kaya'nın hazırlık aşamasındaki anlatımları, yakalandığında beraberinde ele geçen çok sayıda malzeme ve sanık hakkındaki aynı nitelikteki davaların varlığı, sanığın başlangıçta dolandırıcılık kastı ile aynı ve yakın tarihlere rastlayan çok sayıda çek düzenlediğini açıkça göstermektedir. Sanık Halis ile hakkında açıklamalarda bulunan Abit'in kardeş oldukları ve aralarında bir husumet bulunduğu iddia edilmediği nazara alındığında, bu kişinin ele geçen çok sayıda malzemenin varlığı gibi yan kanıtlarla desteklenip itibar edilmesi gereken hazırlık aşamasındaki anlatımlarının atfı cürüm niteliğinde olmadığı açıktır. O halde sanık Halis'in açıklanan eylemlerinin bir bütün halinde yakınanın iradesinin yanıltılmasını sağladığı, somut olayda da sanığın hile ve desise kullandığını kabul eden Yerel Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri ise, Özel Daire kararına uyulması gerekirken isabetsiz gerekçelerle kurulan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 26.6.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy