(765 S. K. m. 80, 342, 504) (YCGK. 27.03.2001 T. 2001/6-36 E. 2001/38 K.)
Dava: Resmi evrakta sahtecilik suçundan sanık Oral'ın TCY'nın 342/1 ve 80. maddeleri ile 2 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Muğla Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 17.4.1998 gün ve 257/112 sayılı hüküm, sanık vekillerinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 6. Ceza Dairesi'nce 21.10.1999 gün ve 4658/5938 sayı ile;
Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında suça konu reçetelerde ilave yapmadığını beyan etmesine ve Adli Tıp Raporunda ilavelerin sanığın eli ürünü olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamasına göre; suça konu 1994 yılına ait (16) adet reçeteyi düzenleyen doktorların suç tarihinde resmi makamlara verdiği yazı ve imzalarını havi evrak celp edilerek suça konu reçeteler ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, bahsi geçen reçetelerdeki ilave ilaç yazılarını tanzim eden doktorların eli ürünü olup olmadığı saptanıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise 24.12.1999 gün ve 436/494 sayı ile;
Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 11.8.1997 tarihli raporunda ve Yargıtay bozma ilamında dolaylı olarak kabul edilen suça konu reçeteler üzerinde aldatma kabiliyetine haiz ilave olduğu sabittir.
Bu suretle söz konusu reçetelerde iki farklı el ürünü yazılar bulunduğu, reçeteleri düzenleyen doktorların tanık olarak dinlendiği ve ilavelerin kendileri tarafından yapılmadığını belirttikleri, bu suretle gerek Adli Tıp Kurumu raporunda gerekse Yargıtay bozma ilamında dolaylı olarak kabul edildiği gibi suça konu reçeteler üzerinde iki farklı el ürünü yazılar bulunduğu, bunlardan birinin mutlak surette ilave edildiği, ayrıca ilave yazıların grafolojik tanı unsurlarını taşımadığı gibi söz konusu ilavelerin yapılmasında sanıktan başka hiç kimsenin menfaatinin bulunmadığı bu itibarla yeniden Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmasının esasa etkili olmadığı gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya; Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 22.6.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Karar: Sanığın resmi evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda; özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suça konu reçetelerdeki eklemelerini düzenleyen doktorların eli ürünü olup olmadığı yönünde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosyada;
Reçete üzerinde tahrifat yapılarak fazla ilaç bedeli tahsil edildiği duyumu üzerine Milas C. Savcılığınca başlatılan soruşturmada, olayla ilgili olarak (1) nolu Sağlık Ocağı doktorlarından Melih'in beyanları saptanmış, 2.1.1995 - 10.3.1995 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu 24 adet reçete emanete alınmıştır.
C. Savcılığında susma hakkını kullanan sanık, Sulh Ceza Mahkemesi'nde ve duruşmada; kendisine komplo hazırlandığını, (1) Nolu Sağlık Ocağı tabibi M. A. tarafından düzenlenen reçetelerle ilgili tahakkuk evrakını hazırlayarak mal müdürlüğüne verdiğini, yetkililerin reçetelere ilave yapıldığını söyleyerek, ödeme yapmayıp evrakı iade ettiklerini, reçeteleri yazan doktora giderek durumu anlattığını, inceleyip bilgi vereceğini söyleyen doktorun, durumu C. Savcılığına intikal ettirdiğini, reçeteleri verildiği şekilde mal müdürlüğüne ibraz ettiğini, sadece 3-4 reçetede su dökülmesi nedeniyle silikleşen yazıların üzerinden geçtiğini, bunun 1995 yılına ait reçetelerde olduğunu, 1994 yılına ait reçetelerde böyle bir durumun olmadığını savunmuştur.
(1) Nolu Sağlık Ocağı Tabibi M.A. aşamalarda, C. Eczanesi sahibi Oral Bey bana gelerek bazı reçetelerin üzerine su döküldüğünü kendisinin üzerinden geçtiğini, bu sebeple maliye tarafından geri çevrildiğini, yeniden yazıp yazamayacağımı sordu, reçeteleri getirmesini, inceleyerek yazacağımı söyledim, akşam üzeri getirdi bıraktı, kendi kayıtlarımızla karşılaştırıp, yaptığım değerlendirme sonrasında hemen hepsinde ilaveler yapıldığını, iki kalem, üç kalem yazan ilaçların, dörde, beşe çıkarıldığını ve pahalı ilaçlar ilave edildiğini fark ettim, mal müdürlüğüne uğrayıp sorduğumda farklı yazılar olduğunu, kabul etmeyeceklerini, resmi yazışma yaptıklarını ve durumu C. Savcılığına intikal ettireceklerini söylediler, bunun üzerine tahrifatlı reçeteleri şahsa geri vermedim, getirilen reçetelerin tamamını size veriyorum, şahsın iki yıldır eczane işlettiğini biliyorum, ancak daha önceden bu tür işlemlere kalkışıp kalkışmadığını bilmiyorum. 23 reçetenin tamamına müdahale edildiği kanaatindeyim. Poliklinik defteri incelendiğinde reçetelere ilave yapılıp yapılmadığı anlaşılır, bir kısım reçetelerdeki ilave ilaçlar teşhise de uygun değildir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Aynı sağlık ocağında görevli bulunan doktorlardan, V.E., T.B. ve M.K. ile devlet hastanesinde görevli Dr. M.K. ve A.V.Y.; reçetelere son kalem olarak eklenen ilaçların kendileri tarafından yazılmadığını, bir kısım ilaçların teşhise de uygun olmadığını, reçetelerin tarih ve numaraları ile ilaç isimlerini de belirtmek suretiyle beyan etmişlerdir.
Tanık Fatma C. Savcılığında; mal müdürlüğünde muhasebe şefi olarak görev yaptığını, bir kısım reçetelere farklı bir yazı ve kalemle ilaveler yapıldığını fark edince, durumu müdürüne ilettiğini, reçeteleri düzeltmesi için eczacı sanığa verdiklerini, doktorun da verilen reçetelerde ilaveler olduğunu fark ettiğini, durumun bir şekilde C. Savcılığına intikal ettiğini, diğer evrakları ise kendilerinin C. Savcılığına intikal ettirdiklerini beyan etmiş,
Duruşmada ise; benzer şekilde anlatımda bulunarak, şahıs ilgili doktora gidip düzeltme yapmak istediğinde, doktorun kendilerine gelerek durumu sorduğunu, evraklardan şüphelendiklerinden durumu C. Savcılığına bildirdiklerini söylemiş, tanıklar Mahmut ve Mehmet de aynı doğrultuda beyanda bulunmuşlardır.
Adlarına reçete düzenlenen tanıklar Ümmü, yazılı dört kalem ilaçtan üç tanesini aldığını hatırladığını, Muhammet kızına iğne vurdurmadığını, diğer ilaçları aldığını, Hüseyin beş kalem ilaç aldığını, Osman, eşi, çocukları, annesi ve babasının rahatsızlıklarında ilaçları C. Eczanesinden aldığını, hangilerini alıp, hangilerini almadığını hatırlamadığını, tanık Özcan beşinci kalem Duocid isimli ilacı almadığını, İlhami üç kalem ilaç aldığını, dört ve beş numaralı ilaçları aldığını hatırlamadığını, Hatice, Agumentin isimli ilacı aldığını hatırlamadığını, böyle bir ilaç kullanmadığını, Ayfer kaç kalem ilaç aldığını hatırlamadığını, Nihat dört kalem ilaç aldığını, beşinci kalem ilacı almadığını, Şermin, Duocid isimli ilacı almadığını, Kemal, dördüncü kalem ilacı aldığını hatırlamadığını, Aynur üç kalem ilaç aldığını, dördüncü kalemde iki kutu olarak yazılan ilacı aldığını hatırlamadığını, Esin, ilk iki ilacı aldığını hatırladığını, Fikri, son kalem ilacın sonradan bilgisi haricinde ilave edildiğini, bu ilaçları kullandığını hatırlamadığını beyan etmişlerdir.
Sağlık Ocağınca, poliklinik defterindeki bilgiler, Sayıştay Başkanlığınca 1994 aralık ayına ait 10 adet verile emri ekindeki bazı reçetelerin alt kısmına, reçeteyi düzenleyen doktorun yazısından değişik yazı ve kalemlerle sonradan eklendiği kanaatini uyandıran, ilaç isimlerinin mevcut olduğu belirtilerek verile emirleri ve ekleri gönderilmiş, C. Savcısı tarafından düzenlenen 22.8.1995 tarihli tutanakta; 27.10.1994 ve 22.12.1994 tarihleri arasında düzenlenen 17 adet reçeteye son kalem olarak eklenen ilaçların toplam bedelinin 12.297.500 TL. olduğu, bu miktarın fazladan alındığı belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji Dairesi'nce düzenlenen 15.8.1997 tarihli raporda; reçetelerde ilave edildiği belirlenen çeşitli ilaç isimlerini içeren yazılar ile Oral'ın mevcut mukayese yazıları arasında bazı harflerin tersim tarzı itibarıyla uygunluk ve benzerlik gösterdikleri saptanmış olmakla birlikte, ilave edilen yazıların önemli oranda tezyini biçimde yazılmış oldukları, yazıların adı geçenin eli ürünü olup olmadığı hususunda kesin bir saptamaya gidilemediği,
Ayrı bir zarf içindeki 24 adet reçetedeki tüm yazılar üzerinde gidildiğinden grafolojik tanı unsurlarının kaybolduğu, ilave yazıların aidiyeti hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı,
İlave suretiyle yapılan değişikliğin, ilk bakışta dikkati çeker mahiyette olmadığı, iğfal kabiliyetine haiz bulunduğu bildirilmiştir.
Olayın yukarda belirtilen oluşu ve Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji Dairesi'nce düzenlenen rapordaki bazı harflerin tersim tarzı itibarıyla sanığın mukayese yazılarıyla benzerlik gösterdiği, ancak ilave yazıların tezyini biçimde yazılmış olmaları nedeniyle kesin bir saptamaya gidilemediği, 24 adet reçetedeki yazılar üzerinden gidildiğinden grafolojik tanı unsurlarının kaybolduğu, aidiyetleri hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı yönündeki saptama, ilgili doktorların yeminli anlatımları ve reçete sahiplerinin yeminli beyanları dikkate alındığında; reçeteyi düzenleyenlerin imza ve yazı örneklerinin alınarak yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı, toplanmış olan kanıtların hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle özel dairenin soruşturmanın genişletilmesine ilişkin bozma nedeninin yerinde bulunmadığı kabul edilmelidir.
Ancak 27.10.1994 - 22.12.1994 tarihleri arasında düzenlenen 17 adet reçetede tahrifat yapılarak, reçetelere fazladan ilaç eklendiği ve kupürlerin reçetelerin arkasına yapıştırıldığı, sanığın bu durumu bilerek ilaçların bedeli olan 12.297.500 TL'yi mal müdürlüğünden tahsil ettiği, Sayıştay Başkanlığınca gönderilen verile emri ile ekindeki belgelerle, mal müdürlüğü yazıları ve C. Savcısı tarafından düzenlenen 22.8.1995 tarihli tutanaktan anlaşılmakta olup sanığın eylemi yerleşmiş yargısal uygulamalarda da belirtildiği üzere, (Örneğin CGK. 23.03.2001, 6-36/38; 6.C.D. 08.04.1996, 3428/3803; 22.11.1995, 10927/12241 sayılı kararlar) TCY'nın 504/7. madde ve fıkrasında belirtilen zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.
Bu itibarla direnme hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmelidir.
Gerekçe yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi, hükmün özel daire ilamında belirtilen nedenle bozulması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine, tebliğnameye uygun olarak, sonuçta oybirliği ile, gerekçede oyçokluğu ile 03.07.2001 günü karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy