(765 S. K. m. 46, 47, 491, 522) (1412 S. K. m. 74)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Murat Recep Selanik'in TCY.nın 491/3, 522. maddeleri uyarınca 2 yıl 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, çalıntı para ile alınan cep telefonlarının yakınana iadesine ilişkin Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesince 21.02.2001 gün ve 1426/218 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.05.2001 gün ve 8435/8542 sayı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise, 20.06.2001 gün ve 53671 sayı ile;
Sanık vekilince 18.10.2000 günlü ve ekindeki sanığa ait dilekçede, sanığın psikolojik rahatsızlığı bulunduğu ve bunalım geçirdiği ileri sürülerek bu konuda sağlık kurulu raporu alınması talep edilmiş, Yerel Mahkemece taleple ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek, hırsızlık suçu ile ilgili olmayan Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/520 esas sayılı dosyasındaki başka bir suçla ilgili Manisa Ruh Hastalıkları Hastanesinden alınma 19.12.2000 gün ve 2070 sayılı raporun bir sureti dosyaya konulmuş ve hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
TCK. 46. maddesi, fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini tamamen kaldıracak akıl hastalığına duçar olan kimseye ceza verilemeyeceği, TCK 47. maddesi ise fiili işlendiği zaman şuurunu veya hareket serbestisini ehemmiyetli derecede azaltacak suretle akıl maluliyetine müptela olan kimseye verilecek cezanın indirileceğini içermekte olup, somut olayda hırsızlık suçu 02.10.2000 günü işlenmiş olmasına göre TCK 46. ve 47. maddelerinde öngörülen fiilin işlendiği zaman olarak bu tarih esas alınmak suretiyle rapor alınması gerekirken başka bir tarihte işlenmiş ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan başka bir suçla ilgili anılan sağlık kurulu raporunun bir suretinin dosya arasına konularak sanık ve vekilinin 18.10.2000 günlü dilekçelerindeki istemleri ile ilgili olarak gerekçeli kararda hiçbir tartışma yapmaksızın, hatta Manisa Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesinin patlayıcı madde bulundurma suçuna ilişkin cezai ehliyetle ilgili raporuna dayandığı dahi açıklanmaksızın hırsızlık suçundan hükümlülük kararı verilmiştir. Bu itibarla sanığın TCK 46 ve 47. maddelerinde öngörülen suçlanabilirlik yeteneği bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmış, diğer taraftan, sanıktan elde edilen ve yakınana iadesine karar verilen cep telefonlarından 542 373 14 86 nolu Nokia marka telefonun sanığın kendisine ait olduğunun savunulmasına, keza bu telefonun sanık adına kayıtlı olduğunun TELSİM'in 20.02.2000 günlü yazısından anlaşılmasına göre bu telefonun sanık yerine yakınana iadesine karar verilmesinde de bir isabet bulunmamaktadır görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Karar: Yakınan Ali Zengin'e ait otelde resepsiyon görevlisi olarak çalışan sanığın, 02.10.2000 tarihinde yakınanın otelde bulunmadığı bir sırada bir müşteriye ait odadaki kasadan yabancı para, resepsiyondaki kasadan bir miktar Türk parası, otel odalarından 4 adet 37 ekran televizyon ve bir adet telsiz telefonu çalarak kaçtığı, bu malzemelerden 3 adet 37 ekran televizyonu aynı gün bir ticari taksi ile otele geri gönderdiği, aranırken kolluk görevlilerince 15.10.2000 tarihinde yakalandığı, yanında bulunan sırt çantası içerisinde tabanca, el bombaları, çeşitli çaplarda çok sayıda mermi, bira adet Nokia marka ve bir adet de Motorola marka cep telefonu, otelden çaldığı paradan kaldığını bildirdiği 500 Gulden, çeşitli kimlikler ile pusula, bıçak, dürbün gibi malzemeler elde edildiği, bunun üzerine sanık hakkında hırsızlık suçundan Asliye Ceza Mahkemesinde, patlayıcı madde bulundurmak ve yasak silah taşımak suçlarından ise Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık;
1- Sanığın cezai ehliyetinin araştırılmasının gerekip gerekmediği,
2- Yakınana iadesine karar verilen cep telefonlarından Nokia marka olanının sanığa ait olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Birinci uyuşmazlık nedeninin incelenmesinde;
Yukarıda açıklanan olayda sanığın tutuklanması üzerine, vekili 18.10.2000 tarihinde tutukluluk halinin kaldırılması için verdiği dilekçede; sanığın askerliğini terörün yoğun olduğu Tunceli-Bingöl-Bitlis bölgesinde yaptıktan sonra Şırnak'ta uzman çavuş olarak görev aldığını, psikolojik durumunun bozulması nedeniyle görevinden istifa ettiğini, acilen psikiyatrik tedaviye ihtiyacı olduğunu, bir sağlık kurumuna sevk edilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Yerel Mahkemece 12.12.2000 günlü oturumda sanık hakkındaki Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/520 esas sayılı dosyası incelenmiş ve sanığın bu mahkemece şuurunun tetkiki için Manisa Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesine gönderilip rapor aldırıldığı belirlenerek bu raporun onaylı bir örneği getirtilerek dosya içine konmuştur. Manisa Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenmiş olan 19.12.2000 tarihli raporda;
Sanık Murat Recep Selanik'in 18.12.2000 günü poliklinikte görüldüğü, 15.10.2000 tarihinde işlediği bildirilen patlayıcı madde bulundurmak ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarına karşı cezai ehliyetinin tam olduğu, TCY.nın 46 ve 47. maddeleri kapsamına girmediği, aktif psikoz arazı tespit edilmediği bildirilmiştir. Bu rapor 06.02.2001 günlü oturumda sanık ve vekiline de okunmuş olup bir diyecekleri olmadığını bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi her ne kadar sanık vekili tarafından 18.10.2000 tarihli dilekçede sanığın psikiyatrik tedaviye ihtiyacı olduğu ileri sürülmüşse de, yargılamayı yapan Yerel Mahkemece sanığın akli durumuyla ilgili olarak kuşku yaratacak bir saptamada bulunulmamıştır. Ayrıca, sanık hakkında başka suçlardan yargılama yapan Ağır Ceza mahkemesince CYUY.nın 74. maddesi gereğince şuurunun tetkikine ilişkin olarak alınan raporun bir örneği de dosya içine konmuştur. Yargılamaya konu hırsızlık suçu 02.10.2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesindeki davaya konu suçlar ise 15.10.2000 tarihinde işlenmiş olup, her iki suç arasında 13 günlük fark bulunmaktadır.
Fiili işlediği zaman şuurunun veya hareketinin serbestisini tamamen kaldıracak suretle akıl hastalığına duçar olan veya ehemmiyetli derecede azaltacak surette akli maluliyete müptela olan bir kimsenin, 13 gün içinde iyileşmesinin olanaksız olduğu gözetildiğinden, sanık hakkındaki raporda da aktif psikoz arazı tespit edilemediğinin bildirildiği nazara alınarak soruşturmanın genişletilmesi gerektiğine yönelen itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri ise, TCY.nın 46 ve 47. maddeleri yönünden suç tarihindeki ehliyet araştırılır. Bu itibarla arada 13 günlük fark olsa da bu hususta araştırma yapılması gerektiğinden, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının bu yönden kabulüne karar verilmelidir. görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
İkinci uyuşmazlık nedeninin incelenmesinde,
Sanık 15.10.2000 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde; otelden çaldığı malzemeyi evine yakın bir apartmanın kömürlüğüne koyduğunu, ancak bunlardan telsiz telefonu daha sonra koyduğu yerde bulamadığını, yabancı arının 1.600 Guldenini bozdurup bir adet Motorola, bir adet de Nokia marka cep telefonu aldığını belirtmiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki müdafii huzurundaki sorgusunda ve duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunmuş, ayrıca ele geçen iki adet cep telefonunu çaldığı paralarla satın aldığını, yakınana iade edilebileceğini fakat telefon hatlarının kendisine ait olduğunu söylemiştir. Ancak, 18.01.2001 günlü oturumda yakınanın, emanette kayıtlı suça konu eşyanın iadesini talep etmesi üzerine sanık Nokia marka cep telefonunun kendisine ait olduğunu, Şubat 2000 tarihinde satın alındığını, numarasının adına kayıtlı olup konuşmaya kapattırdığını, bu telefon dışındaki eşyanın yakınana iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yerel Mahkemece, sorulması üzerine Telsim Antalya Bölge Müdürlüğünce 20.02.2001 günlü yazı ile 0.542. 373 14 86 numaralı hattın sanık Murat Recep Selanik adına 18.01.2000 tarihinde kayıt edildiği, hattın aktif olmadığı bildirilmiştir.
Bu bilgiler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde,
Sanığın, hazırlık aşamasında sıcağı sıcağına kolluk tarafından alınan ifadesinde, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada tutarlı bir şekilde, yakalandığında çantasında ele geçen cep telefonlarını çaldığı parayla satın aldığını söylediği anlaşılmaktadır. Ancak, yakınan iade talebi üzerine sorulduğunda bu anlatımdan dönerek Nokia marka telefonun kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Her ne kadar Telsim Antalya Bölge Müdürlüğünün yazısında 0 542 373 14 86 numaralı hattın sanığa ait olduğu ve olay tarihinden önce satın alındığı bildirilmişse de telefonun niteliği hakkında bir açıklama içermemektedir. Telefon hattının kullanımını sağlayan sim kartın herhangi bir telefona takılmasının mümkün olduğu gözetildiğinde, telefonun kendisine aidiyeti konusunda herhangi bir belge sunamayan sanığın, bu konuda sonradan değiştirdiği savunmasına itibar edilemez.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 9.10.2001 tarihinde birinci itiraz nedeni yönünden oyçokluğu, ikinci itiraz nedeni yönünden oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy