(765 S. K. m. 20, 31, 59, 342) (1412 S. K. m. 2, 230)
Dava: Sahtecilik suçu sanıklarından Nureddin'in TCY'nın 342/2 ve 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCY'nın 20. ve 31. maddeleri uyarınca 3 yıl süreyle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, katılan lehine 100.000.000.- TL manevi tazminata hükmedilmesine, 100.000.- TL nisbi harcın sanıktan tahsiline, diğer sanıklar Bedriye ile Nafiye'nin beraatlerine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 26.5.1997 gün ve 321/147 sayılı hüküm sanık Nureddin ve katılan vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 24.06.1998 gün ve 3238/6907 sayı ile;
Haklarında suç duyurusunda bulunulan Avukatlar F.B. ve A.K. ile ilgili soruşturma sonucu araştırılarak, kamu davası açılmış ise birleştirilip, delillerin birlikte değerlendirilmesi,
Karar verildikten sonra Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.6.1997 gün ve 1994/628 esas, 1995/240 karar sayılı boşanma kararının iade-i muhakemesine dair hükmün kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmiş ise bu dosya içerisine konulması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozma ilamının ikinci paragrafındaki bozma nedenine uyan yerel mahkeme bozma ilamının birinci paragrafında belirtilen nedene karşı 9.11.1999 gün ve 239/294 sayı ile;
Mahkememizce tanık olarak dinlenilen Av. A.K. açıklandığı gibi, sanık Nurettin'in açılan boşanma davası ile ilgili olarak davalının Kütahya'daki adresini bilmediğini söylediğini, bunun üzerine, kızlık soyadı olan B. soyadına göre değil de, Ö. soyadına göre telefon rehberinde arama yaptığını ve Mehmet Ali adlı bir kişinin adresini bu şekilde saptadığını ve bu kişiye tebligat çıkardığını, bir kadının evlendikten sonra soyadının değiştiğini ve evlenen kadının babasının soyadının aynı olamayacağını düşünemediğini ve sanık Nurettin'den de karısı Şerife'nin kızlık soyadını dahi sorup öğrenmeyi düşünmediğini, açık seçik şekilde ifade etmiştir.
Bu şekilde beyanda bulunan Av. A.K. hakkında mahkememizce de suç duyurusu yapıldığına göre, boşanma davasında görev alan Av. A.K. ve onun ortağı olan Av. F.B. hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılmasına gerek görülmemiştir.
Böyle bir dava açıldığı anlaşılmış olsa bile, bu davanın sonucunun beklenilmesinin açılan davamızı geciktirmeye yönelik bir davranış olacağı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, haklarında suç duyurusu yapılan Avukatlar A.K. ve F.B. hakkında, açılan davanın mahkememizdeki dava dosyası ile birleştirilmesinin de usule ve yasalara aykırı olacağı kanısına varılmıştır. gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de sanık Nureddin ve katılan vekilleri tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 20.6.2001 günlü bozma isteyen tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, Ceza Yargılama Usulü Yasamızda Genel Kurulda duruşmalı inceleme yapılabileceğine ilişkin bir usul hükmü bulunmaması nedeniyle sanık Nureddin vekilinin duruşmalı inceleme isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Karar: Eşi olan katılanın gerçek adresi yerine sahte adres bildirmek suretiyle vekilleri aracılığıyla açtığı boşanma davasında katılanı kendini temsil olanağından yoksun bırakarak sahte boşanma ilamı verilmesine neden olan sanık Nureddin'in resmi belgede sahtecilik suçundan TCY'nın 342/2 ve 59. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine, diğer sanıklar Bedriye ve Nafiye'nin beraatlerine karar verilen somut olayda; özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, kurduğu ilk hüküm sonrasında yerel mahkemenin boşanma davasında, davacı vekilleri olarak sanık Nureddin'i temsil eden Avukatları A.K. ve F.B. haklarında Kartal C. Başsavcılığı'na yapmış olduğu suç duyurusunun sonucunun araştırılmasına, şayet kamu davası açılmış ise yargılamaya konu dava ile birleştirilmesine gerek bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bağlantılı davaların birleştirilmesi ve ayrılması hususu CYUY'nın 2 ve devam eden maddeleri ile 230. maddesinde ele alınmıştır. Anılan maddelerdeki düzenleme biçiminden ilke olarak davaların birleştirilmesinde zorunluluk bulunmadığı, takdire bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme ile aralarında kişisel ya da eylemsel bağ bulunan davaların hem kısa sürede sonuçlandırılması, hem de aynı sanık veya eylemle ilgili kanıtların bir arada toplanıp bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle somut gerçeğin en doğru şekilde ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.
Öte yandan yarar görülmesi üzerine davaların birleştirilmesinden sonra, bu yararın ortadan kalkması halinde CYUY'nın 2. maddesinin son fıkrası uyarınca davaların ayrılabilmesine karar verilmesi de olanaklıdır. O halde, yargılamanın amacı olan somut gerçeğe doğru biçimde ulaşma konusunda zaman ve emek yönünden yarar umulduğu durumlarda bağlantılı davalar birleştirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık Nureddin ile eşi olan katılan Şerife'nin ailelerinin çok önceden tanıştıkları ve birbirlerine gidip geldikleri, 30.8.1992 tarihinde resmi nikah yaparak evlendikten hemen sonra öğretmen olan sanık Nureddin'in Erzurum'a tayininin çıkması nedeniyle bu şehirde ev tutarak yaşamaya başladıkları, bu süre içinde evlilik nedeniyle aralarında anlaşmazlıklar çıktığı, 1994 yarıyıl tatilinde sanık Nureddin'in eşini de alarak önce memleketi olan Eskişehir'e, kısa süre sonra da kayınpederi Mehmet Ali'nin Kütahya'daki evine gelerek birkaç gün burada kaldıktan sonra İzmir'e kardeşinin kamyonuyla yük götüreceğini, dönüşte kendisini alacağını söyleyerek eşini kayınpederinin evine bırakıp ayrıldığı, bilahare yalnız olarak Erzurum'a döndüğü, sonraki günlerde katılanın ve ailesinin kendisini telefonla arayarak görüşme çabalarına karşın sanığın boşanmak istediğini söyleyerek bir araya gelmek istemediği, 1994 yılı yaz aylarında tayininin bu kez Pendik'teki bir okula çıkması üzerine sanığın İstanbul'a taşındığı, eşiyle yaptığı bir telefon görüşmesinde kendisinden boşanmak istediğini söyleyerek tazminat karşılığında buna rıza göstermesini istediği ancak katılanın boşanmaya yanaşmadığı, bilahare sanık Nureddin'in boşanma davasında vekilliğini üstlenen Avukatlar A.K. ve F.B. ile görüşerek onlar aracılığıyla 31.10.1994 havale tarihli dilekçe ile Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde boşanma davası açtığı, dava dilekçesinde; davalının altı ay kadar önce Pendik'teki ortak ikâmetgahı terkederek memleketi olan Kütahya'ya gittiği, tarafların bir daha birleşme isteklerinin bulunmadığının belirtildiği ve davalının bilinen en son adresi olarak da M. Mahallesi Hafız Caddesi ...... Blok Teknikevler-Kütahya adresinin bildirildiği, bu adreste tebligat yapılamaması nedeniyle davalıya ilanen tebligat yapıldığı, ayrıca Pendik Kaymakamlığı, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü, Pendik Belediye Başkanlığı, Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü ve Eskişehir Nüfus Müdürlüğü aracılığıyla davalının adresinin belirlenmesi için yapılan yazışmaların olumsuz sonuçlandığı, sanık Nureddin'in annesi olan sanık Bedriye ile komşuları olan sanık Nafiye'nin taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu yolundaki tanıklıkları üzerine Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 3.5.1995 gün ve 628/240 sayılı ilamı ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, gazetede ilan yoluyla tebligat yapılarak kararın kesinleştirilip nüfusa işlendiği, sanık Nureddin'in bundan sonra bir başkası ile yeniden evlendiği, katılanın babası Mehmet Ali'nin 8.3.1996 tarihinde emeklilik işlemleri için gerekli olan vukuatlı nüfus kayıt örneğini aldığında kızı olan katılanın boşanarak kendi hanesine döndüğünü anladığı, katılanın da bu suretle boşanma kararından haberdar olduğu, sanıkların savunmaları, katılanın anlatımları, tanık beyanları ile dosyadaki bilgi ve kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanık Nureddin aşamalardaki savunmalarında özetle; karısı olan katılanı kayınpederinin Kütahya'daki evine bıraktığını, bu evi yer olarak bildiğini, sözlü olduğu dönemde de bu eve gittiğini ancak adres olarak bilmediğini, o tarihlerde kayınpederinin evinin telefon numarasını da bildiğini, ancak boşanma davası açılması hususunda avukatları ile görüşme yaptığında eşinin ve kayınpederinin Kütahya'daki adresini bilemediği için avukatlarına da bildiremediğini, avukatlarının biz tesbit eder, gereğini yaparız dediklerini, onların da adresi Telekom'un 118 hizmetinden yararlanarak tespit edip dava açtıklarını tahmin ettiğini,
Sanıklar Bedriye ile Nafiye ise; boşanma davasında tarafların geçimsizlikleri konusunda tanıklık yaptıklarını, katılanın adresinin mahkemeye bildirilmesi ile ilgilerinin bulunmadığını, önceden katılanın babasının evine kına gecesi vesilesiyle giderek kaldıklarını, ancak adresini bilemediklerini savunmuşlardır.
Katılan Şerife aşamalarda; sanık Nureddin'in ailesi ile kendi ailesinin önceden de tanıştıklarını, babasının F.P. Mah. Kasırga Sok. No:... Kütahya adresindeki evlerine gidip geldiklerini, sanık Nureddin'in de gerek evlenme öncesinde gerekse evlendikten sonra bu eve gelip gittiğini ve adresini bildiğini, düğün davetiyelerinde dahi kına gecesinin yapılacağı yer olarak bu adresin yazılı olduğunu, boşanma dilekçesinde kendisinin oturduğu yer olarak gösterilen M. Mah. Hafız Murat Cad. ...... Blok Teknikevler/Kütahya adresiyle ilgisi bulunmadığı gibi burada oturanları da tanımadığını, boşanma davasında yargılamanın iadesi ile ilgili çalışmalar yaptıkları sırada avukatı ile birlikte boşanma davasını açan avukatlardan F.B. ile görüştüklerini, bu avukatın kendilerine Kütahya'daki Teknikevler adresini bize Nureddin bildirmişti diye söylediğini, ayrıca şahsi eşyalarının sonradan kargo ile Kütahya'daki baba evi adresine kayınpederi tarafından gönderildiğini belirtmiştir.
Tanık Fettah duruşmada; sanık Nureddin'in bürolarına gelerek karısının uzun süredir Kütahya'da yaşadığını ve boşanma davası açmak istediğini söylediğini, adresini istediğinde, açık adresini bilmiyorum, Kütahya'da oturuyor, araştırayım, bulmaya çalışacağım dediğini, boşanma davasını birlikte üstlendikleri Avukat A.K.'nın 10-15 gün sonra kendisine davalı Şerife'nin adresini bildirdiğini, hatta tahminine göre Avukat A.'nın araştırdım, 118'den adresi tesbit ettim dediğini, bu adrese göre de davanın açıldığını belirtmiştir.
Savunma tanığı A.K. duruşmada; sanık Nureddin'in karısı Şerife ile geçinemediğini, evi terk eden karısının Kütahya'daki babasının evine gittiğini, ancak adresi bilemediğini söylemesi üzerine kendisinin 118'i arayarak araştırma yaptığını, Şerife adına kayıtlı telefon olmadığını, babası Mehmet Ali adına kayıtlı telefon bulunduğunu ve adresini kendisine bildirdiklerini, bunun üzerine bu adrese usulen tebligat çıkarttıklarını, tebliğ edilemeyince mahkemece adres araştırması yapıldığını, bu yolla da sonuç alınamayınca ilanen tebligat yapılarak davanın sonuçlandırıldığını, esasen evli bir kadının soyadının babasının soyadı ile aynı olmayacağını bildiğini, sanık Nureddin'den karısının kızlık soyadını sormayı düşünmediğini, elinde fazla bilgi olmadığı ve Şerife'nin babasının soyadının Ö. olabileceğini tahmin ederek 118'den buna göre araştırma yaptığını, ayrıca sanık Nureddin'in en son ikametgahlarının Erzurum olduğunu kendilerine bildirmediğini belirtmiştir.
Katılan tanıkları Kazım, Azime, Mehmet Ali ve Kâzım sanığın kayınpederinin Kütahya'daki evini bildiğini belirtmişlerdir.
Dosyada bulunan tapu kaydı, düğün davetiyesi ve telefon rehberi fotokopileri ile muhtarlık ilmuhaberi ve kargo fişi gibi belge ve kanıtlara göre; katılanın babası Mehmet Ali'nin 1984 yılından bu yana Kütahya F. Mahallesi Kasırga Sok. No: ... adresinde bulunan kendisine ait evde oturduğu, sanık ve katılanın düğün davetiyelerinde kına gecesinin 29.8.1992 tarihinde katılanın babası Mehmet Ali'nin F. Mahallesi Kasırga Sok. No: ... Kütahya adresindeki evinde yapılacağının yazılı olduğu, yine sanığın babası tarafından katılanın babasına yollanılan kargonun doğru adres yazılarak gönderildiği, Kütahya ili telefon rehberinde o tarihlerde Mehmet Ali isimli 6, Mehmet Ö. isimli 9 abonenin kaydının bulunduğu, Mehmet isimli abonelerden birinin ev adresinin Hafız Murat Sokak..... olarak geçtiği anlaşılmaktadır.
Aile dostlarının kızı olan katılanla evlenen sanığın evlilik öncesi ve sonrasında kayınpederinin evine birçok kez gittiği, telefon numarasını bildiği, düğün davetiyelerinde dahi kayınpederi Mehmet Ali'nin ev adresinin yazılı olduğu, boşanma davası sonrasında katılanın şahsi eşyasının kargo aracılığıyla doğru adrese gönderilmiş olduğu, mesleği öğretmenlik olan sanığın eşinin kızlık soyadını bilmemesinin düşünülemeyeceği, keza Kütahya'da kayıtlı Mehmet Ali ve Mehmet isimli toplam 15 telefon abonesinin bulunduğu dikkate alındığında, sanık Nureddin'in boşanmadan önce karısını bıraktığı kayınpederinin ev adresini bildiği halde, boşanma davasını sahte adres bildirerek açıp tebligatların ulaşmasını engelleyerek davalının yokluğunda boşanma kararı verilmesini sağladığı, bu suretle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ek bir kanıt ve araştırmaya gereksinme göstermeyecek biçimde sübuta ermiş, bu suça iştirakleri saptanamayan diğer sanıklar Bedriye ve Nafiye haklarında cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı kanıt elde edilememiştir.
Yerel mahkemenin ilk hüküm sonrasında A.K. ve F.B. ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunması üzerine bu kişiler yönünden ne işlem yapıldığı, haklarında dava açılıp açılmadığı, açılmışsa isnadın konusu ve niteliğinin ne olduğu bilinmemektedir. Dolayısıyla bu aşamada somut olayda, birleştirilmesi olasılığı bulunan bağlantılı bir davanın varlığından söz etmek de olanaklı değildir. Öte yandan, ileri sürülen tüm kanıtlar toplanmış ve tartışılmış olup, buna göre yargılamada ulaşılan somut gerçek, sanık Nureddin'in suçunun sabit olduğu, diğer sanıklar Bedriye ile Nafiye'nin suçlarının sabit olmadığıdır. Buna göre, suç duyurusunun sonucunun araştırılması, var olan kanıtlara sonucu etkileyebilecek ölçüde katkı sağlamayacaktır. Bu nedenledir ki, şayet açılmışsa, bu şahıslar hakkındaki davaların görülmekte olan dava ile birleştirilmesi zaman ve emek yönünden de yararlı olmayacaktır.
Bu itibarla, özel daire ilamında gösterilen bozma nedenlerinden birincisine yönelik olarak yerel mahkemece verilen direnme kararında ve bozma nedenlerinden ikincisine uyularak yapılan işlemlerde bu yönüyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyesi; direnmeye konu edilen bozma nedeninin haklı gerekçeye dayandığını ileri sürerek karşı oy kullanmışlardır.
Öte yandan, hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden sanık Nureddin'den tahsil edilmesi gereken nisbi harcın karar tarihi itibarıyla 1.370.000.- TL'den az olamayacağı gözetilmeden, 100.000.- TL. olarak eksik nisbi harca hükmedilmesi yasaya aykırı olduğundan hükmün bu nedenle bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesi uyarınca nisbi harca ilişkin bölümün düzeltilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan direnme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün nisbi harca eksik hükmedilmesi nedeniyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Sanık Nureddin'den 1.370.000.- TL. nisbi harcın tahsiline karar verilmek suretiyle hükmün Düzeltilerek ONANMASINA, davanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine, 9.10.2001 günü yapılan birinci müzakerede gerekli 2/3 oyçokluğu sağlanamadığından 23.10.2001 günü yapılan ikinci müzakerede direnme kararının isabetli bulunması yönünden oyçokluğu ile, nisbi harca ilişkin karar yönünden oybirliği ile tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy