(765 S. K. m. 102, 104, 339)
Dava: Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar İsmail, Hüseyin ve İbrahim haklarındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 8.6.1999 gün ve 192-78 sayılı karar katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 6. Ceza Dairesi'nce 15.5.2001 gün ve 7637/8089 sayı ile;
Taşköprü Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.12.1996 tarihli görevsizlik kararının zamanaşımını kestiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 17.6.2001 gün ve 94785 sayı ile;
TCK'nun 104/1. maddesine göre zamanaşımını mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb ve ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair karar veya Cumhuriyet Savcısı tarafından mahkemeye yazılan iddianame" keser
Yasanın saydığı zamanaşımı kesilme nedenleri sınırlı olup yorum yoluyla genişletilemez. (Erem/Danışman/Artuk, s. 1017, 1018 vd.)
Zamanaşımını kesme sebeplerinin yorum yoluyla genişletilemeyeceğinin dayanaklarını bulabilmek için öncelikle bu müessesenin hukuki niteliğine bakmak gerekir.
Zamanaşımını bir usul hukuku kurumu sayan yazarlar olduğu gibi (Dönmezer-Erman, s. 318) bu sistemi kabul etmiş yasalar da vardır. (Ör. Fransız ve Osmanlı mevzuatı)
Kanun koyucumuz zamanaşımı müessesesini TCK'nun dokuzuncu babında düzenlemiş, içerik olarak da devletin cezalandırma hakkının düşmesi şeklinde oluşturan bir sistem olarak kabul ederek maddi ceza hukukuna ait olduğunu esas almıştır. (Erem/Artuk/Danışman. s. 993)
Bu nedenle doktrinde çoğunluğu oluşturan yazarların görüşü zamanaşımını maddi ceza hukukuna tabi bir müessese olduğu hususudur ki, bunun önemli sonucu suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği kıyas ve maddi ceza hukukunun karakteristiği nedeni ile yorum yasağıdır.
Yasa bir maddi hukuk müessesesi niteliğinde olmak üzere zamanaşımını kesen sebepleri tek tek düzenlemiş, bunlar arasında görevsizlik kararına yer vermemiştir.
İtirazımızın başka bir dayanağı ise batıl muamelelerin zamanaşımını kesmeyeceği konusunda doktrindeki baskın görüştür.
Gerçekten, soruşturma organının davasını yanlış mahkemeye açması ve sonradan bu yanlışlık nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi şeklindeki işlemlerin dayanağı batıl bir muamele olup bu batıl muameleye dayanılarak zamanaşımı süresinin kesildiğine karar verilemez. (Kunter Nurullah, Ceza Hukukunda Zamanaşımının Kesilmesi, AD, 1946, Say. 6, s. 552-553)" gerekçesiyle itiraz yoluna başvurarak, özel daire bozma kararının kaldırılıp, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilen olayda, özel daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, görevsizlik kararının zamanaşımını kesen nedenlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
TCY'nın 102. maddesinde, ceza yaptırımlarının tür ve sürelerine göre kamu davalarının tabi olduğu asli zamanaşımı süreleri belirlenmiş, 104. maddesinin birinci fıkrasında zamanaşımını kesen nedenler sınırlamalı olarak sayılmış, ikinci fıkrasında ise zamanaşımının kesilme gününden itibaren işlemeye başlayacağı, kesen nedenler çeşitli ise bunların en sonuncusundan itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak bu kesici nedenlerin zamanaşımını 102. maddede belirtilen sürelerin yarısının eklenmesiyle bulunacak süreden fazla uzatamayacağı kurala bağlanmıştır.
Dava zamanaşımının kesilme nedenleri TCY'nın 104. maddesinde, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi, sanık hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C.Savcısı tarafından düzenlenen iddianame olarak sayılmıştır. Süreklilik gösteren yargısal kararlar ile öğretide uyum gösteren görüşlerde de bu nedenlerin maddede sınırlamalı olarak sayıldığı, yorum yoluyla genişletilemeyeceği, bu nedenler dışında herhangi bir nedenin dava zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmiştir.
Görevsiz mahkeme tarafından sorgusu yapılmış sanık hakkında, bu mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine, görevli mahkemece sanığın yeniden dinlenmesi ve görevsizlik kararına karşı diyeceklerinin saptanması yargılama hukuku yönünden sorgu sayılmayacağından, görevsiz mahkemede yapılan sorgu ile kesilmiş olan zamanaşımı, görevli mahkeme tarafından sanığın yeniden dinlenmesi veya bu amaçla celp veya ihzar müzekkeresi çıkarılması ile de tekrar kesilmiş olmaz. (Dönmezer - Erman Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C.3, s. 266, 268, C.G.K.'nun 2.2.1999 gün ve 334-5 sayılı, 25.6.1996 gün ve 108-158 sayılı, 25.9.2001 gün ve 168-171 sayılı kararları)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her üç sanık hakkında 25.6.1987 tarihinde işledikleri görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçlarından, Lüzumu Muhakeme kararı ve iddianame ile kamu davası açıldığı, Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5.6.1989 günü tüm sanıkların sorgularının yapılarak 14.5.1995 gün ve 60/46 sayılı karar ile haklarındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, özel dairece eylemin TCY'nın 339. maddesindeki suçu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine, Asliye Ceza Mahkemesi'nce 24.12.1996 gün ve 37-148 sayılı karar ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği, bu mahkemece eylemin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek kamu davasının ortadan kaldırılmasına ilişkin hükmünün de aynı gerekçelerle bozulması üzerine, bozmaya uyularak 8.6.1999 gün ve 192-78 sayı ile, eylemin TCY'nın 339. maddesindeki suçu oluşturduğunun kabulüyle kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY'nın 102/3. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sanıklara isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu, düzenlendiği TCY'nın 339. maddesindeki cezasının türü ve yasada öngörülen üst sınırına göre, TCY'nın 102/3. maddesi uyarınca 10 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Sanıklar hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5.6.1989 tarihinde yapılan sorguları olup, bu tarihten hüküm tarihine kadar kesen başkaca bir neden bulunmadığından, yerel mahkemenin kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin hükmünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Bir kısım kurul üyeleri, görevsizlik kararlarının dava açan belge niteliğinde olması nedeniyle iddianame özelliğini taşıdığını ve zamanaşımını kesen nedenlerden bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüyle, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 15.5.2001 gün ve 7637/8089 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na TEVDİİNE 09.10.2001 günü oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy