(765 S. K. m. 59, 80, 102, 104, 240, 339) (1412 S. K. m. 263)
Dava: Resmi evrakta sahtekarlık suçundan sanık Lütfi Tıknaz'ın TCY.nın 339/1, 80, 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 857.853 lira tazminatın olay tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine ilişkin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 13.7.1999 gün ve 102-175 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 5.6.2001 gün ve 8698-9261 sayı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise, 28.6.2001 gün ve 110484 sayı ile;
Suçlu aleyhine kamu davası açmak ve açılan dava sonunda verilip kesinleşen cezayı infaz etmek suretiyle devlet ceza vermek hakkını yerine getirir. Belirli sürenin geçmesi nedeniyle devlet ceza verme hakkını kullanmaktan feragat edebilir.
Yasada aksi belirtilmediği sürece de her suç zamanaşımına uğrar. Kamu düzeni ile ilgili olduğundan zamanaşımı re'sen gözönüne alınır. Sanık veya hükümlü zamanaşımından vazgeçmez.
Başladıktan sonra zamanaşımının neticesini meydana getirinceye kadar devam etmesi kaide olduğuna göre zamanaşımı engelleri istisnadır. Bu nedenle zamanaşımı engellerinin kanunda sınırlı olarak gösterilmiş olması lazımdır. (Prof. Dr. F.EREM, Prof. Dr. A. DANIŞ-MAN, Prof. Dr. M.E.ARTUK, Ceza Hukuku Genel Hükümler s.1001)
TCK.nun 102. maddesinde, ceza yaptırımlarının tür ve sürelerine göre kamu davalarının tabi olduğu asli zamanaşımı süreleri belirtilmiş 104. maddenin birinci fıkrasında zamanaşımını kesen nedenler sınırlamalı olarak sayılmıştır.
TCK.nun 104. maddesinde zamanaşımının kesilme nedenleri; Mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celp veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi, sanık hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C.Savcısı tarafından düzenlenen iddianame olarak belirtilmiştir.
Yüksek Özel Dairece görevsizlik kararının da zamanaşımını kesen işlemlerden olduğu düşüncesiyle Yerel Mahkeme hükmünün onandığı kanısına varılmıştır.
Zamanaşımını kesen nedenler yasa maddesinde tek tek sayılarak gösterildiğinden yorum yoluyla genişletilemez. Kesici nedenler arasında görevsizlik kararına yer verilmemiştir.
Görevsizlik kararı son soruşturmanın açılması kararı olarak nitelendirilemez. Kaldı ki ilk tahkikat ve son tahkikatın açılması kararına ilişkin hükümleri düzenleyen CK.nun 171-205 maddeleri 21.5.1985 tarih ve 3206 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırılmış, aynı kanunla CK.nun 263 maddesinde de değişiklik yapılarak 2. fıkrasında yer alan Bu maddesinde de değişiklik yapılarak 2. fıkrasında yer alan Bu karar, son tahkikatın açılmasına dair olan bir kararın bütün neticelerini hasıl eder ve aynı şartlara tabi olur. hükmüne son verilmiştir.
Yargıtay Yüksek 5. Ceza Dairesinin 25.11.1992 gün ve 3459/3689 sayılı kararı Görevsizlik kararı ve bu karar üzerine yapılan sorgu zamanaşımını kesmez. Görevsiz Mahkemedeki ilk sorgusu zamanaşımını keser. şeklindedir. Yine Yargıtay Yüksek 8. Ceza Dairesi de 2.4.1986 tarih ve 2446/2245 sayılı ilamında yargı yerinin değişmesi nedeni ile verilen görevsizlik kararlarının zamanaşımını kesen işlerden olmadığını belirtmiştir.
Doktriner görüş de bu ağırlıktadır. Görevsizlik kararları zamanaşımını kesmez. Görevsizlik kararını veren mahkemede yapılan sorgu zamanaşımını keser. Görevli mahkemece sanığın yeniden dinlenmesi ise zamanaşımını kesmez. (Osman YAŞAR, Uygulamada Türk ceza Yasası Genel Hükümler s.1486, aynı görüşte İsmail MALKOÇ, Açıklamalı-İçtihatlı Türk ceza Kanunu s.253)
TCK.nun 102/3. maddesine göre sanığa yüklenen aynı Kanunun 339. maddesinde yazılı suç 10 yıllık dava zamanaşımına tabidir. Sanığın görevsiz mahkemede sorgusunun yapıldığı 8.12.1987 tarihinden hüküm tarihi olan 13.7.1999 tarihine kadar zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığından 10 yıllık dava zamanaşımı gerçekleşmiştir. görüşüyle itiraz yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın resmi evrakta sahtekarlık suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
TCY.nın 102. maddesinde, ceza yaptırımlarının tür ve sürelerine göre kamu davalarının tabi olduğu asli zamanaşımı süreleri belirlenmiş, 104.maddesinin birinci fıkrasında zamanaşımını kesen nedenler sınırlamalı olarak sayılmış, ikinci fıkrasında ise zamanaşımının kesilme gününden itibaren işlemeye başlayacağı, kesen nedenler çeşitli ise bunların en sonuncusundan itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak bu kesici nedenlerin zamanaşımını 102. maddede belirtilen sürelerin yarısının eklenmesiyle bulunacak süreden fazla uzatamayacağı kurala bağlanmıştır.
Dava zamanaşımının kesilme nedenleri TCY.nın 104. maddesinde, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi, sanık hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C.Savcısı tarafından düzenlenen iddianame olarak sayılmıştır. Süreklilik gösteren yargısal kararlar ile öğretide uyum gösteren görüşlerde bu nedenlerin maddede sınırlı olarak sayıldığı yorum yoluyla geniş-letilemeyeceği, bu nedenler dışında herhangi bir nedenin dava zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmiştir.
Öte yandan, somut olayda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için dava zamanaşımını kesen nedenlerden sanığın sorguya çekilmesi halinin ayrıca ele alınmasında yarar vardır. Yargılama aşamalarında verilen görevsizlik kararları, TCY.nın 104. maddesinde sayılan nedenlerden olmadığı için dava zamanaşımını kesmeyeceği açıktır. Buna bağlı olarak, görevsiz mahkemede sorguya çekilen sanığın, görevli mahkemede, görevsizlik kararına karşı diyeceklerinin saptanması yargılama hukuku yönünden sorgu niteliğinde olmayıp, savunmasının alınmasından ibarettir. Zira, görevsiz mahkemede yapılan sorgu ile dava zamanaşımı kesilmiş olup, görevli mahkemede savunmanın alınmasına yönelik çıkarılacak celp veya ihzar müzekkeresi de sorgu amaçlı olmadıkları için dava zamanaşımını kesmeyeceklerdir. Ceza Genel Kurulu'nun 2.2.1999 gün ve 334-5 sayılı ve 25.6.1996 gün ve 108-158 sayılı kararlarında da aynı husus vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosyanın incelenmesinde suç tarihinin 16.7.1986-12.10.1986 tarihleri arası olduğu anla-şılmaktadır. Sanık hakkında, Kandıra Kaymakamlığı İlçe İdare Kuruluca 30.7.1987 gün ve 2 sayı ile görevi kötüye kullanmak suçundan TCY.nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması için lüzumu muhakeme kararıyla Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılamada Kandıra Asliye Ceza Mahkemesince 8.12.1987 günlü oturumda, lüzumu muhakeme kararı okunmak suretiyle sanığın bu suçtan sorgusu yapılmış ve sonuçta sanığın eyleminin sahte resmi evrak düzenlemek suçunu oluşturduğu gerekçesiyle 28.4.1992 tarihinde TCY.nın 339. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp cezalandırılması için görevsizlik kararı verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesince 13.7.1993 tarihinde eylemi sabit görülerek TCY.nın 339/1, 80, 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığa yüklenen resmi evrakta sahtekarlık suçu, düzenlendiği TCY.nın 339. maddesindeki cezanın türü ve yasada öngörülen üst sınırına göre, TCY.nın 102/3. maddesi gereğince 10 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem Asliye Ceza Mahkemesinde 8.12.1987 tarihinde yapılan sorgusu olup, bu tarihten itibaren Yerel Mahkemece mahkûmiyet hükmünün kurulduğu tarihe kadar kesen başkaca bir neden bulunmadığından, hüküm tarihinden önce 10 yıllık dava zamanaşımı süresi dolmuştur. Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararı kaldırılarak isabetsiz olan Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına ve kamu davasının CYUY.nın 322. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmelidir.
Kurulun üç üyesi ise çoğunluk görüşüne katılmayarak, görevsizlik kararlarının, dava açan belge niteliğinde olması nedeniyle iddianame özelliğini taşıdığından dava zamanaşımını kesen nedenlerden bulunduğu, bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 5.6.2001 gün ve 8698-9261 sayılı kararının KALDIRILMASINA, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.7.1999 gün ve 102-175 sayılı hükmünün zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının TCY.nın 102/3 ve 104. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.9.2001 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy