(1412 S. K. m. 326)
Dava: Sahtecilik suçundan sanık İsmail Gürel Gündöndü'nün beraatine ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.10.1998 gün ve 101/187 sayılı hüküm katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 4.7.2000 gün ve 5277/5513 sayı ile;
Suça konu çekteki keşide tarihinde yapılan değişikliğin, keşideci İlker Uçar'a atfen atılan imza ile paraf edildiği ve bu imzanın keşideci İlker Uçar'ın eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile saptanmış olması karşısında, iğfal kabiliyetinin bulunmadığından söz edilemeyeceği düşünülmeden, sanığın yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 21.5.2001 gün ve 391/226 sayı ile;
Aldatıcılık yeteneği sahtecilik suçunun unsurudur. Suça konu çekin keşide tarihi bölümündeki tahrifatın aldatıcılık yeteneği bulunmadığından, suçun unsurları oluşmamıştır. gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan Veysi vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" isteyen 8.10.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın sahtecilik suçundan beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; ... iğfal kabiliyetinin bulunmadığından söz edilemeyeceği düşünülmeden, yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden sanık aleyhine bozulmuştur.
Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, CYUY'nın 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması zorunludur. Böylece sanığa bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda açıklamada bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan bu hüküm, uyulmasında zorunluluk bulunan usul kurallarındandır.
İncelenen dosyada hüküm sanık aleyhine bozulduğu halde bozmadan sonra yapılan yargılamada sanık dinlenilmeksizin CYUY'nın 326. maddesine aykırı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle saptanan bu usuli nedenden dolayı BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy