(1412 S. K. m. 32, 260, 268, 308) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanıklar Yüksel ve Tacettin'in TCY'nın 503/1 ve 522. maddeleri ile 1 yıl 3'er ay hapis ve 737.500.000.- TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 10.11.1998 gün ve 711/1641 sayılı hüküm, sanık Tacettin tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 27.10.1999 gün ve 6061/6156 sayı ile;
"1- Suça konu kiralık otonun bilgisi dışında Zeki tarafından satıldığının sanık tarafından savunulması karşısında bu husus araştırılıp, karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabula göre de;
a) TCK.'nun 503/1. maddesi ile yapılan uygulamada temel ağır para cezasının noksan tayini,
b) Önceden doğan borç karşılığında suça konu otonun verildiği olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının ne şekilde teşekkül ettiği karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık Yüksel'e sirayetine, sanıkların ceza süresi bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece 27.4.2000 gün ve 2313/611 sayılı ile;
Kabule göre yapılan bozmanın 2/a bendinde belirtilen nedene uyulduğu belirtilerek, 2/b bendindeki bozma nedenlerinin ilk hükmün 4, 5 ve 6. paragraflarında açıklandığı gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de sanık Tacettin ve Yüksel vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 7.12.2001 gün ve 6/11697 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların dolandırıcılık suçundan TCY'nın 503/1 ve 522. maddeleriyle cezalandırılmasına ilişkin hüküm eksik soruşturma yapılması, kabule göre de, para cezasının eksik tayini ve suç unsurlarının ne şekilde oluştuğu karar yerinde gösterilmeden hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur. Yerel mahkeme ise ilk hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu belirtip önceki gerekçeli kararı, tarih ve sayısını değiştirerek aynen yinelemiştir.
Anayasanın 141 ve CYUY'nın 32. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Hükmün gerekçeyi içermemesi CYUY'nın 308/7. maddesi uyarınca "kanuna mutlak muhalefet" halini teşkil etmektedir. Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması aranmalıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetim yapılmasına olanak sağlamak için hükmün gerekçeli olması gerekir.
Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bozulmakla bir karar tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkemece CYUY.'nın 260, 261, 268 ve 308. maddelerine uygun şekilde yeniden hüküm kurulması ve gerekçenin gösterilmesi zorunludur.
İncelenen dosyada; yerel mahkemece önceki hükümde direnilirken bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, bozulmakla tamamen ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verildikten sonra, direnme nedenleri gösterilmemiş, bozma kararına niçin uyulmadığı açıklanmayarak, bozulan kararın tarihi ve sayıları değiştirilmek suretiyle yeniden ve aynen yazılmasıyla yetinilmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına hangi nedenlerle uyulmadığı belirtilmeden, yasal ve yeterli direnme gerekçesi gösterilmeden, önceki kararın aynen tekrarı ile yetinilmesi yasaya aykırı olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün, öncelikle bu usuli sebepten dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yasal ve yeterli gerekçeden yoksun yerel mahkeme direnme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle yukarıda açıklanan usuli nedenle, sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5.2.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy