(765 S. K. m. 333) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Sahtecilik suçundan sanık Timur Güven'in TCY.nın 333/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 9.10.1996 gün ve 90/503 sayılı hüküm sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 2.12.1997 gün ve 11426/11717 sayı ile;
Sahte plakanın mühür ve damga taşıyıp taşımadığı, iğfal kabiliyetine haiz olup olmadığı uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmadan hazırlık soruşturması sırasında alınan ekspertiz raporu ile yetinilerek mahkûmiyet kararı verilmesi, isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 11.11.1998 gün ve 1249/870 sayı ile; plakanın üzerindeki soğuk damga izlerinin kolaylıkla fark edilemeyeceğinin bölge kriminal raporu ile anlaşıldığı bu raporun bölge kriminal laboratuarınca uzmanlığı tartışmasız bir ekip tarafından tanzim edildiği, rapora herhangi bir itirazın bulunmadığı, anılan laboratuarın bütün Marmara bölgesindeki olaylarla ilgili her türlü tetkikin yapılabileceği modern donanıma sahip olduğunun mahkemece bilindiği bu nedenle başka bir rapor alınmasına gerek görülmediği, gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 13.4.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığı gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık Timur Güven'in sahtecilik suçundan TCY.nın 333/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, düzenlenen sahte plakanın iğfal kabiliyetine haiz olup olmadığı yönünde yeniden bir bilirkişi incelemesine gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ancak, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce sanığın hukuki durumunun, 22.12.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen bir kısım suçlarda davanın açılmasını, kesin hükme bağlanmasının ertelenmesini ve şartla salıverilmeyi düzenleyen 4616 sayılı Yasa kapsamında ele alınarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4.bendinde;
23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, bu bentte öngörülen sürelerin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suç kabahat ise bir yıl, cürüm ise beş yıl içinde bu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Öngörülen süreler, erteleme konusu kabahat veya cürüm ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. hükmü getirilmiştir.
Bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek ayrık tutulan suçlar aynı maddenin 5. bendinin (a, b, c, d, e, f, g, h, ı, i ve İ) alt bentlerinde sayılmıştır. Keza maddenin 6. bendinde ise, Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar. hükmüne yer verilerek, yasanın 1. maddesinden yararlanamayacak kişiler tanımlanmıştır.
Yasal düzenlemeye ilişkin bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 1995 yılı içerisinde işlediği iddia olunan ve Yerel Mahkemenin mahkumiyet hükmüne konu olan suç resmi daire veya kamu kurumlarının mührünü taklit etme suçudur. TCY.nın 333/1. maddesinde düzenlenmiş olan bu suç için anılan maddede öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yıldan az olduğu gibi, bu suç, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde onbir alt bent halinde sayılan kapsam dışı suçlar içinde de yer almamaktadır.
Bu itibarla, sanığa yüklenen ve TCY.nın 333. maddesinde tanımı yapılan suçun vasıf ve niteliğine, suça ilişkin yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına, yargılamaya konu suçun 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olmasına ve 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde yazılı kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, 4616 sayılı yasanın 1. maddesinin 6. bendinde yazılı koşullar da; Biga Kapalı Cezaevi Memurluğu'nca, Kadıköy 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen 30.5.1996 tarihli yazı, sanığın, diğer sanık Tirmah Özbudak'ı, cezaevinden tanıdığına ilişkin 12.1.1996 tarihli beyanı, Mudurnu Kapalı Cezaevince sanığın 4 yıla hükümlü olduğuna ilişkin bildirimindeki, bilgi ve belgeler ışığında araştırıldıktan sonra, aynı maddenin 4. bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, direnme hükmünün sair yönleri incelenmeksizin bu nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle 4616 sayılı yasa uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy