(4616 S. K. m. 1) (1918 S. K. m. 25, 26, 27, 28, 29, 30, 33, 36)
Dava: Kaçakçılık suçundan sanık Cavit Keçeci'nin beraatine, sigaraların gümrük yönetimi lehine zoralımına ilişkin, Bor Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.3.1998 gün ve 187/39 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 7. Ceza Dairesi'nce 16.11.1999 gün ve 10162-11255 sayı ile;
Sanığa ait işyerinde yapılan aramada ihraç edilmek ve gümrük hattı dışı satış mağazalarında satılmak üzere Tekel İdaresince üretilen ve iç piyasaya verilmeyen 532 paket Tekel 2000 sigarasının üzerlerinde sahte Tekel bandrolü yapıştırılmış olduğu halde yakalandığı, sigara paketlerinin üzerinde etiket çevresinde yapıştırıcı artıklarının bulunduğu, sahte sarı Tekel bandrolleri altında mavi boya kalıntılarının da olduğu cihetle, sanığın dava konusu sigaraları bu haliyle Tekel İdaresinden almasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve sigara satışı ile iştigal eden sanığın bandrollerin sahte olduğunu bilmesi gerektiği gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme ise; 2.3.2000 gün ve 20-56 sayı ile; Sigara paketlerinin üzerinde yapıştırıcı artıklarına ya da mavi boya kalıntılarına da rastlanılmamıştır. Böyle bir bulgu ne 22.07.1997 günlü davanın dayanağı oluşturan tutanakta, ne tutanak tanıklarının anlatımında ne de yapılan keşifte dinlenen bilirkişi görüşünde yer almamıştır. Dolayısı ile sanığın bu artık ve kalıntılarla bu haliyle sigaraları alması da söz konusu değildir.
Keza; aynı suç tarihinde Tekel görevlilerinin yaptığı kontrolde, benzer bir olayla ilgili olarak Mahkememizce verilen beraat kararı da katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesince 02.11.1999 gün ve 1999/10177 E. 1999/10809 K. sayı ile onanmıştır gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 26.1.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa atılı kaçakçılık suçunun sabit olup olmadığına ilişkindir.
Ancak uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce sanığın hukuki durumunun, 22.12.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen bir kısım suçlarda davanın açılmasını, kesin hükme bağlanmasının ertelenmesini ve şartla salıverilmeyi düzenleyen 4616 sayılı Yasa kapsamında ele alınarak belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 30.1.2001 gün ve 6-7 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, anılan yasanın 1. maddesinin 4. bendinde 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili yasa maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı davanın açılması veya kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kurallar düzenlenmiş, 5, 6, 7, 8 ve 9. bentlerinde ise bu yasanın uygulanması olanağı bulunmayan suçlar ile koşullara yer verilmiştir.
Aynı maddenin Yasadan istisna tutulan suçlara ilişkin 5. bendinin (c) alt bendinde; Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 26 ila 30, 33 ve 36. maddelerinde yer alan suçları işleyenler hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtildiği halde, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Yasanın 25. maddesinde yazılı suç istisnalar arasında sayılmamıştır. Yine 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. bendinde, Daha önce şartla salıverilme hükümlerinden yararlandığı halde yeniden suç işleyerek hüküm giyenler ile daha önce çıkarılmış bir aftan yararlananlar bu madde hükümlerinden yararlanamayacak kişiler olarak tanımlanmıştır.
Yasal düzenlemeye ilişkin bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 22.7.1997 tarihinde işlediği iddia olunan suç bireysel tekel maddesi kaçakçılığı suçudur. 1918 sayılı Yasanın 25/2. maddesinde düzenlenmiş olan bu suç, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde onbir alt bent halinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında yer almamaktadır.
Bu itibarla, sanığa yüklenen ve 1918 sayılı Yasanın 25/2. madde ve fıkrasında tanımı yapılan suçun vasıf ve niteliğine, yargılamaya konu suçun 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş olmasına ve 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde yazılı kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. bendinde yazılı koşullar da araştırıldıktan sonra, aynı maddenin 4. bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle 4616 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2001 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy