(1412 S. K. m. 225, 264, 265, 267) (2004 S. K. m. 349)
Dava: Taahhüdü ihlal suçundan sanık E. N.'ın İİY'nın 340. maddesi uyarınca 1 ay hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 10. İcra Tetkik Merciinden verilen 17.5.2000 gün ve 7290/3135 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 17.5.2001 gün ve 2825-2929 sayılı kararla ve oyçokluğuyla onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 13.6.2001 gün ve 153570 sayı ile;
CMUK.un 264. maddesi duruşma için tutanak tutulması gerektiğini ifade etmektedir. Bu hükmün amacı, ceza yargılaması işlemlerinin belgelenmesi olduğundan, her davanın duruşması için ayrı bir duruşma tutanağı düzenlenmesi hem taraf hem de kamu aleniyetinin güvencesidir. Kamuya güven verebilmesi ve işlemlerin aleniyet ilkesine uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi ancak tutanakların duruşmada düzenlenmesiyle olanaklıdır. CMUK.un 265. ve 267 .maddelerinde birbirini tamamlayan hükümler yer aldığından, duruşma tutanağının ortaklaştırılıp çoğaltılarak düzenlenmesi sözü edilen maddelerde belirtilen yargılamanın ve cezanın şahsileştirilmesi ve kanıtlama ilkelerine aykırıdır. görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluk görüşü ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, ortaklaştırılıp çoğaltılan tutanakların duruşma tutanağı olarak kullanılıp kullanılmayacağına ilişkindir.
1-) CYUY.nın 3206 sayılı Yasayla değişik 264. maddesinde, duruşma için tutanak tutulur ve mahkeme başkanı ile zabıt katibi tarafından imzalanır. Mahkemece gerekli bulunduğunda duruşma safahatı mahkemenin uygun ve lüzumlu göreceği teknik araçlarla tespit olunabilir.
Bu tespite dayanılarak sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarının duruşma safahatına uygun olduğu mahkeme başkanı ve tutanağı düzenleyen zabıt katibi tarafından tasdik edilir. hükmü yer almaktadır.
Maddedeki açık hükümden anlaşılacağı üzere her davanın duruşması için tutanak düzenlenmesi zorunludur. Önceden hazırlanmış veya çoğaltılmış tutanakların bu amaçla kullanılması yargılama yasasının buyurucu nitelikteki hükümlerine aykırıdır.
Öte yandan, her davanın duruşması için ayrı duruşma tutanağı düzenlenmesi taraf aleniyetinin olduğu kadar, kamu aleniyetinin de güvencesidir. Kamuya gerekli güvenin verilmesi ve tüm işlemlerin aleniyet ilkesine uygun biçimde yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi ancak tutanakların duruşmada düzenlenmesiyle olanaklıdır.
İncelenen dosyada biri hüküm fıkrasını da içeren iki ayrı tarihteki duruşmalara ilişkin tutanakların, araya kopya kağıdı konularak çoğaltılmış sonraki nüshalar olduğu anlaşılmaktadır. Çoğaltılmış tutanak kullanılması yargılama yasamızın buyurucu nitelikteki hükümleri ile yargılamanın aleniliği, cezanın ve yargılamanın şahsileştirilmesi ve kanıtlama ilkelerine aykırı olduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüyle Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
2-) Diğer yandan inceleme konusu somut olayda;
Sanığın sorgusu için, işyeri adresinin bulunduğu Ceyhan İcra Ceza Mahkemesine yazılan talimat gereği bu mahkemece sanığa CMUY.nın 225. ve İİY.nın 349. maddesi hükümlerine ilişkin açıklamaların yer aldığı davetiye tebliğ edilerek talimat duruşmasına çağrıldığı, sanığın da duruşma tarihinden önce dilekçe ile başvuruda bulunarak; daimi ikametgahının Adana'da olduğunu belirterek, eşinin vefatı kendisinin de rahatsızlığı nedeniyle bu adresten ayrılamadığı için savunmasının talimatla buradan alınmasını isteyip Adana'daki adresini bildirdiği halde bu istemi yönünden bir karar verilmeyerek, kendisini duruşmada savunma arzusunu ortaya koyan sanığın savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından, hükmün ayrıca bu usulü hata nedeniyle de bozulması gereklidir.
Her iki bozma nedeni yönünden de çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri; Özel Daire onama kararının haklı nedenlere dayandığını belirterek itirazın reddi gerektiği yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜ ile, Özel Daire onama kararının kaldırılarak, diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme hükmünün öncelikle saptanan iki usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 26.06.2001 günü her iki bozma nedeni yönünden de oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy