(765 S. K. m. 59, 125, 131, 146, 162) (1412 S. K. m. 318) (3419 S. K. m. 1) (YCGK 07.11.2000 T. 2000/9-212 E. 2000/218)
Dava: Devletin hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan yargılandığı Malatya 1 Nolu DGM.nin 7.10.1997 gün ve 111-167 sayılı kararı ile TCY.nın 125 ve 59. maddeleri uyarınca ömür boyu ağır hapis cezası ile cezalandırılan ve yapılan temyiz incelemesi sonucunda hakkındaki bu hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.1.1998 gün ve 6253-153 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen hükümlü Süleyman Şemsettin'in, 4450 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanma isteğini içeren 1.9.1999 tarihli yazılı başvurusunun reddine ilişkin Malatya 1 Nolu DGM.nce 8.2.2000 gün ve 99-20 sayı ile verilen kararın hükümlü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 8.5.2000 gün ve 1298-1323 sayı ile;
Hükümlünün silah kullanarak güvenlik kuvvetleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek ya da yaralamak eylemini bizzat gerçekleştirdiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, yasada öngörülen diğer koşulların oluşup oluşmadığı tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yasa maddesine yanlış anlam verilerek isabetsiz gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 16.1.2001 gün ve 80-12 sayı ile;
Sanığın, örgütün yaptığı ve ölüm ile sonuçlanan bir olaya katıldığı ve bu olayda silah kullandığı, mahkûmiyetine konu mahkememizin 7.10.1997 günlü kararı ile sabit olup, bu nedenle sanığın 4450 sayılı Yasa ile değişik Pişmanlık Yasası hükümlerinden yararlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.11.2000 gün ve 212-218 sayılı kararı da mahkememizin görüşünü doğrular niteliktedir. gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.
Bu kararın da hükümlü vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 22.3.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Ceza Yargılaması Usulü Yasasında Ceza Genel Kurulunda incelemenin duruşmalı yapılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından hükümlü vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin CYUY.nın 318. maddesi uyarınca oybirliğiyle reddine karar verilerek, dosya üzerinde yapılan incelemede;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, hükümlü Süleyman Şemsettin'in 4450 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, somut olayda;
Sonuç: Hükümlü Süleyman Şemsettin'in, Malatya 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda 7.10.1997 gün ve 111-167 sayı ile; 1994 yılında katıldığı PKK örgütü içinde askeri ve siyasi eğitim görerek örgütün silahlı militanı olduğu, örgütte faaliyet gösterdiği 1994-1995 yılları içinde 27.9.1995 tarihinde Erzincan-Tunceli, Erzurum karayolunun kesilmesi, burada vatandaşlardan para ve eşya gaspı, iki kişinin öldürülmesi eylemine silahla katıldığı ve ateş ettiği, bu suretle T.C. Devletinin topraklarında bağımsız bir kürt devleti kurmak için PKK örgütü adına silahlı eylemde bulunması nedeniyle TCY.nın 125 ve 59. maddeleri uyarınca ömür boyu ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.1.1998 gün ve 6253-153 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Konu ile ilgili yasal düzenlemeleri incelediğimizde;
Siyasi ve ideolojik amaçla suç işlemek için Türk Ceza Kanunun 313 üncü maddesine göre kurulmuş teşekkül, veya Türk Ceza Kanununun 125 ve 131 inci maddeleri ile 146 ile 162 maddelerinde yazılı suçları işlemek üzere kurulmuş silahlı çete veya cemiyet mensuplarının öngörülen belli şartları yerine getirmeleri halinde, bunlardan teşekkül, cemiyet veya silahlı çetenin işlediği suçlara iştirak etmemiş olanlara ceza verilmeyeceği, suçlara iştirak etmiş olanların ise ceza indiriminden yararlanacakları 5.6.1985 tarih ve 3216 sayılı Yasada öngörülmüş, bilahare 30.3.1988 tarihinde yürürlüğe giren Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair 3419 sayılı Yasa ile yeni bir düzenleme getirilmiş, bu düzenleme 3618, 3853, 4085 ve 4450 sayılı Yasalar ile sürdürülmüş, nihayet 4537 sayılı Yasa ile de, 3419 sayılı Yasanın 4450 sayılı Yasa ile değiştirilen 1. maddesinin yürürlük süresi uzatılmıştır.
3419 sayılı Yasanın 1 nci maddesi 29 Ağustos 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4450 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenirken aynı Yasanın geçici madde 1/B son fıkrasıyla da, silahlı teşekkül, çete veya cemiyetteki konumları ile örgütsel eylemlerinin niteliğine göre bu yasadan yararlanamayacakların, ayrıca belirlenmesi yoluna gidildiği görülmektedir.
Hükümlü hakkında uygulanma olasılığı tartışılan 4450 sayılı Yasanın geçici madde 1/B son fıkrası Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemek için silahlı teşekkül, çete veya cemiyet teşkil edenler ile böyle bir teşekkül, çete veya cemiyeti yönetenler yahut bu teşekkül, çete veya cemiyette üst seviyede amirlik ve kumandayı haiz olanlar ile bizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek veya yaralamaktan suçlu bulunanlar, bu madde hükmünden yararlanamazlar hükmünü taşımaktadır.
Somut olayda hükümlünün, konumu itibariyle mensubu olduğu çeteyi teşkil ettiği, yönettiği, üst seviyede amirlik ve kumandayı haiz olduğu belirlenemediğine göre, 3419 sayılı Yasanın 4450 sayılı Yasa ile değişik 1/B maddesi hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun, örgütsel eylemlerinin niteliğine göre ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarda değinildiği gibi anılan düzenleme bizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek ve yaralamaktan suçlu bulunanlar şeklindedir. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki görüş ayrılığının bu düzenlemenin yorumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yerel Mahkeme ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan olayda bizzat silah kullanılmasını yeterli görmekte, Özel Daire ise ölüm veya yaralanmanın bizzat sanığın silahıyla husule gelmiş olmasını aramaktadır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulumuzun 07.11.2000 gün ve 212/218 sayılı kararında vurgulandığı üzere bu düzenlemenin; Yerel Mahkeme hükmünde de tartışılıp kabul edildiği gibi, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan olayda bizzat silah kullanılmış olmasının yeterli olduğu, ayrıca ölüm veya yaralamanın bizzat kullanılan silahtan husule gelmesine mahal bulunmadığı şeklinde yorumlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde;
Yukarıda açıklanan kesinleşmiş mahkeme ilamıyla sabit olduğu üzere hükümlü Süleyman Şemsettin'in mensubu bulunduğu silahlı çetenin gerçekleştirdiği silahlı eyleme bizzat silah kullanarak ve ateş ederek katıldığı, 27.9.1995 tarihinde Erzincan-Tunceli, Erzurum karayolunun kesilmesi eyleminde üç vatandaşın örgüt mensuplarınca götürüldüğü, bunlardan Hüseyin Aydoğmuş'un bir gün sonra serbest bırakıldığı, Kenan Paluluoğlu adlı vatandaşın cesedinin ise 1.10.1995 tarihinde bulunup yapılan otopside ateşli silahla vurularak öldürüldüğünün belirlendiği, Zarif Bağ adlı kişiden ise haber alınamadığı hükümlünün hazırlık beyanında bu kişinin de bir akarsuyun kenarında kendisinin de içinde yer aldığı grup tarafından silahla ateş edilerek öldürüldüğü, cesedinin akarsuya düştüğünü bildirdiği anlaşılmaktadır. Nitekim hükümlü Süleyman Şemsettin, araç suçu oluşturan örgütsel amaçlı bu öldürme suçlarına silah kullanarak katıldığı mahkemece sabit görüldüğünden, amaç suç olan Devletin hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan dolayı TCY.nın 125. maddesi gereğince cezalandırılmıştır. O halde bizzat silah kullanarak iki kişinin öldürülmesinden suçlu bulunduğu anlaşılan Süleyman Şemsettin'in 4450 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi hükümlerinden yararlanmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla isabetli olan Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy