(765 S. K. m. 59, 61, 64, 456, 457, 450, 492, 497, 501, 522) (5237 S. K. m. 62, 35, 36, 37, 38, 40, 86, 87, 88, 89, 82, 141, 142, 143, 149, 148, 145)
Adam öldürmeye tam kalkışma ve yağma suçu sanıklarından Turan G'ın dönüşen suç niteliğine göre etkili eylem suçundan TCY'nın 456/2 ve 59/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, yağma suçundan TCY'nın 495. maddesi aracılığıyla 497/1, 522 ve 59. maddeleri uyarınca 14 yıl 8 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında TCY'nın 31. ve 33. maddelerinin uygulanmasına, sanıklar Muharrem K. ve Harun G.nin yağma suçundan dönüşen suç niteliğine göre geceleyin bina içinden hırsızlık suçundan TCY'nın 64. maddesi aracılığı ile 492/1-son, 61, 522/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 ay 6 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, adam öldürmeye tam kalkışma suçundan dönüşen suç niteliğine göre etkili eylem suçundan beraatlerine ilişkin Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.3.2000 gün ve 403/42 sayılı karar sanık turan Gerehan vekili ile C.Savcısı tarafından mahkumiyete ilişkin hükümler yönünden temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.2.2001 gün ve 3163-625 sayı ile;
"a) Sanık Turan'ın önceden yaptıkları anlaşma uyarınca gasp suçunu işleyebilmek için mağduru yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmasına göre, yaralama suçunda TCK.nun 457/2. maddesi ile artırma yapılmayarak eksik ceza tayini,
b) Sanıkların eylem öncesi yaptıkları anlaşmada, sanık Turan'ın mağdur bekçiyi uyuşturucu ilaç kullanarak etkisiz hale getirmesinden ve kendilerine haber verilmesinden sonra malzemeleri almayı kararlaştırmış olmaları, sanık Turan'ın icra hareketlerine başlaması ve TCK.nun 501. maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde sanıklar Muharrem ve Harun'un eylemlerinin de gasp suçuna eksik kalkışma suçunu oluşturacağı, sanık Turan'ın yaralamak suretiyle mağduru etkisiz hale getirmesinden korkan diğer sanıkların eyleminden vazgeçmelerinin başlangıçta oluşan bu suçu ortadan kaldırmayacağı ve sanıklar Muharrem ve Harun'un TCK'nun 497/1, 61. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları gerektiği halde, suç vasfında hata edilerek hırsızlık suçundan hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 26.9.2001 gün ve 117-264 sayı ile; "Sanıkların olay öncesi fabrikanın soyulması konusunda fikir ve eylem birliğinde bulundukları tartışmasızdır. Yapılan planda müşteki-mağdurun bir şekilde sarılıp, bağlanıp etkisiz hale getirilmesi planlanmıştır. Dosya kapsamına göre Harun'un Savcılık ifadesi hariç hiç bir yerde uyutarak etkisiz hale getirmeden bahsedilmediği ve yine dosya kapsamına göre herhangi bir uyutucu, uyuşturucu madde ele geçmediği de tartışmasızdır.
Asıl amaç fabrikanın mümkün olduğu takdirde bekçinin de haberi olmadan sessizce icra mallarını kaçırıyoruz gerekçesiyle soyulmasından ibarettir. Sanıkların evvelemirde fikir ve eylem birliği içerisinde bulundukları konu fabrikanın soyulmasıdır. Müştekiye karşı herhangi bir etkili eylem veya öldürme gündeme gelmemiş dolayısıyla olayımızda dosya kapsamına göre tasarlanarak işlenen bu suçun delil ve unsurları tespit edilememiştir. Sanık Turan hakkında öldürmeye tam teşebbüs suçundan hakkında kamu davası açılmışsa da, sanıkla müşteki-mağdur arasında daha önceden öldürmeyi gerektirir herhangi bir husumetin olmadığı, bir darbeyle yetindiği, hatta onun nefes almasını sağlamak için ağzındaki bağı gevşettiği, kastının öldürmek olmayıp, aniden müşteki-mağduru karşısında görünce yaralamak olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, diğer sanıkların sanık Turan'ın müşteki-mağdura karşı müessir fiilde bulunacağından bilgileri olmadığından ve daha önce de bu husus tasarlanmadığından diğer sanıkların bu suçtan beraati gerekmiştir.
Sanıklar Harun ve Muharrem'in de olay öncesi Turan'la fabrikanın soyulması ve hırsızlık hususunda anlaştıkları, müşteki-mağdurun gasp edilmesi hususunda herhangi bir fikir ve eylem birliği olmadığı, aniden gelişen olayın üzerine sanık Turan'ın olayı gaspa dönüştürdüğü cezaların şahsiliği prensibine göre de diğer sanıkların Turan'ın gasp suçundan sorumlu tutulamayacakları, sadece daha önce yaptıkları plan gereği hırsızlığa eksik teşebbüs suçundan cezalandırılmaları gerektiği" gerekçesi ile ve "bozmanın silahla müessir fiilde tasarlama ile ilgili bölümüne oybirliği ile diğer yönlerden oyçokluğu ile direnildiğini" belirterek önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de C.Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" isteyen 15.3.2002 gün ve 167631 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Oğluna ait tekstil fabrikasında geceleri bekçi olarak kalan mağdur Ömer'in başına ağırlık demiri ile vurulup kendinden geçmesi üzerine elleri, ayakları ve gözleri bağlanıp etkisiz hale getirildikten sonra parasının, montunun, oğluna ait ruhsatlı tabancanın ve fabrikada üretilen gömleklerden dört adedinin alınması ile sonuçlanan ve sanıklardan Turan'ın geceleyin yağma ve etkili eylem suçlarından, sanıklar Harun G. ile Muharrem K'in geceleyin bina içinden hırsızlığa eksik kalkışma suçuna iştirakten hükümlendirildikleri olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık;
a) Sanıklar Harun G. ile Muharrem K'in eylemlerinin yağma suçuna mı yoksa hırsızlık suçuna mı iştirak niteliğinde olduğu,
b) Etkili eylem suçu nedeniyle sanık Turan G. hakkında TCY'nın 457/2. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.
Oluşu bakımından uyuşmazlık bulunmayan somut olayda;
Sanık Turan G'ın tekstil işiyle uğraşırken olaydan bir yıl kadar önce iflas ederek işyerini kapattığı, işsiz ve parasız olduğu dönem içinde hemşerisi ve arkadaşı olan şikayetçi Aytekin'in tekstil fabrikasına giderek işlerinde yardımcı olup harçlık aldığı ve olay tarihine kadar da bu yakınlığını sürdürdüğü, sanık Turan'ın teyzesinin oğlu olan sanık Harun G. ve kendisi gibi işsiz olan arkadaşı Muharrem K'le zaman zaman görüştüğü ve parasızlıktan yakındığı, yine olaydan birkaç gün önce bir araya geldiklerinde sanık Turan'ın şikayetçi Aytekin'le yakınlığını ve fabrikasına gidip geldiğini bilen sanık Muharrem'in şikayetçinin fabrikasında soygun yapma düşüncesini açtığı, sanık Turan'a bir yolla fabrikaya girmesini şikayetçi Aytekin'in babası olan ve geceleri fabrikada bekçilik yapan mağdur Ömer'i bir kısım beyanlara göre sarılarak elini ve ayağını bağlayıp etkisiz hale getirdikten, bir kısım beyanlara göre ise ilaçla uyutarak etkisiz hale getirip bağladıktan sonra kendilerine haber vermesi halinde sanık Harun ile kendisinin de bir kamyon getirip fabrikadaki makineleri, kasayı ve diğer eşyayı soyup götüreceklerini, malları İstanbul'da tutacağı bir depoya nakledip daha sonra satacağını, parayı da aralarında paylaşacaklarını belirterek öneride bulunduğu, sanıklar Turan G. ile Harun G'in kabul etmeleri üzerine eylemin Pazar günü gerçekleştirilmesi hususunda anlaşıp olayın ayrıntılarını görüştükleri, yaptıkları plan gereği sanık Muharrem'in bir kamyoncu ile görüştüğü, icra gelmesi nedeniyle mallarını kaçıracağını, bu yüzden taşıma işini gece yapmak istediğini söyleyerek taşıma konusunda anlaştıkları,ayrıca sanık Muharrem'in gece irtibat kurması için nakliyeciye sanık Harun'un cep telefonunun numarasını, sanık Harun'a da nakliyeciye ödenmek üzere yirmi milyon lira para verdiği ve İstanbul'da bir depo tuttuğu, üzerinde anlaşma sağlanan bu plan gereği ve sanık Muharrem'in olay günü telefonla verdiği talimat üzerine sanık Turan'ın gündüz saatlerinde şikayetçi Aytekin'in fabrikasına gittiği, Pazar günü olması nedeniyle çalışanlardan kimsenin bulunmadığı fabrikada şikayetçinin kardeşi Eyüp'le bir süre oturup yemek yedikleri, daha sonra şikayetçinin köpeğini yıkamak için üst kata çıktıkları, plan gereği bir ara sanık Turan'ın fabrikanın yazıhanesinden telefon etme bahanesiyle aşağı inip kumaş toplarının arasına saklandığı, bu arada geceleri fabrikada bekçi olarak kalan şikayetçinin babası mağdur Ömer'in fabrikaya geldiği, seslenmelerine karşın yanıt alamamaları üzerine sanığın fabrikadan ayrıldığını düşünen Eyüp ile mağdur Ömer'in bir süre sonra kapıları kilitleyerek fabrikadan ayrıldıkları, akşam saatlerinde arkadaşları ile birlikte gelip onları fabrikayı gezdiren mağdur Ömer'in arkadaşları gittikten sonra yazıhane kısmında tek başına oturmaya başladığı, saat 23.00 sıralarında tuvalete gitmek isteyen sanık Turan'ın lambayı yakması ve hortuma çarparak gürültü çıkarması üzerine durumdan şüphelenen mağdurun yazıhaneden oğluna ait ruhsatlı tabancayı alarak gürültünün geldiği yöne doğru gittiği, kumaş toplarının arkasına saklanmış olan sanık Turan'ın kumaşların üzerine konulan ağırlık demirini alıp mağdurun kafasına arkadan hızla vurduğu, darbe nedeniyle kafatasında kırık ve beyninde kanama meydana gelerek yere düşen ve bir ara kendinden geçen mağdurun ellerini, ayaklarını ve gözlerini bağladığı, cebindeki beş milyon lirayı ve yere düşürdüğü tabancasını aldığı, bağladığı bez parçası nedeniyle nefes alması güçleşen mağdurun isteği üzerine bağı gevşettiği, daha sonra yazıhane kısmındaki telefondan sanık Muharrem'i arayarak, mağdur Ömer'i bağladığını, ancak onu yaraladığını söylediği, bunun üzerine sanık Muharrem'in diğer sanık Harun'u aramasını, oradan ayrılıp otele gidip yatmasını, gece 01.00 sıralarında gelip kendisini alacağını belirttiği, bunun üzerine sanık Turan'ın diğer sanık Harun'la da birkaç kez görüşerek yaralama olayını anlatıp fabrikaya gelmelerini istediği, ancak bu aşamadan sonra eylemi sürdürmenin tehlikeli olacağını düşünen sanık Harun'un kamyoncuyla bağlantı kuramadığını söyleyerek fabrikaya gelmeye yanaşmaması üzerine sanık Turan'ın mağdur Ömer'in montunu ve fabrikada üretilen gömleklerden dört adedini alarak fabrikadan ayrılıp diğer sanık Harun'la buluştuğu, aynı gece görüştüğü diğer iki sanıktan para alarak Yalova'ya kaçtığı, olaydan iki gün sonra yakalandığı, başlangıçta olayı tek başına gerçekleştirdiğini söylediği, ancak daha sonra olayı diğer sanıklarla birlikte planladıklarını itiraf etmesi üzerine diğer sanıklar Harun ve Muharrem'in de yakalandıkları, sanıklar Turan G. ve Harun G'in ikrarları, sanık Muharrem K'in kaçamaklı anlatımı, şikayetçi Aytekin A. ile mağdur Ömer A'ın beyanları, tutanaklar, doktor raporları ve dosyadaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
a) Açıklandığı biçimde oluştuğu hususunda uyuşmazlık bulunmayan olayda sanıklar Harun G. ile Muharrem K'in eksik kalkışma düzeyinde katıldıkları kabul edilen eyleme ilişkin olarak önceden yaptıkları anlaşmanın hırsızlık suçunu mu yoksa yağma suçunu mu işlemeye yönelik olduğunun belirlenebilmesi bakımından, yağma suçunu hırsızlık suçundan ayıran kriterleri incelememiz ve sanıkların olayın gerçekleştirilme yöntemine dair açıklamalarını değerlendirmemiz gerekir.
TCY'nın 495. maddesinin 1. fıkrasına göre yağma cürmünün basit hali; "Bir menkul malın zilyedini veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddet kullanarak veya şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sükut etmeye mecbur etmekdir." Tanımdan da anlaşılacağı gibi, yağma suçu bir kişinin malını cebir ve şiddet veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibariyle kişinin hem zilyetliğine hem de hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur.
Öğretide ve yargısal kararlarda da benimsendiği üzere, a) Malın taşınabilir olması, b) Mal sahibinin rızasının olmaması, c) Malın alınması, d) Faydalanmak cürmi kastının varlığı, gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya fer'i zilyedinin malın alınmasına sükut etmesini sağlamak bakımından cebir ve şiddet veya tehdit kullanılarak işlenmesi itibariyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır.
Yağma suçunun maddi unsurunu oluşturan cebir ve şiddet ise, mağdura fizik bakımdan etki yapan her türlü maddi tazyik hareketleridir. Maddi cebir ağır veya hafif olabilir, etkili eylem derecesine ulaşması da şart değildir. Bunlar, zilyedi malı teslime zorlayacak veya mala fail tarafından el konulmasına karşı sükuta mecbur bırakacak biçimde mağdurun elini, ayağını, ağzını bağlamak gibi hareketler de olabilir.
Öte yandan, TCY'nın 501. maddesi uyarınca, bir şahsın herhangi bir vasıta ile kendini bilmeyecek veya savunamayacak hale getirilmesi dahi hırsızlık cürmünde cebir ve şiddet sayılmıştır. Buna göre, mağduru ilaçla uyutarak malını alan kimse cebir ve şiddet kullanmış sayılacağından, bu durumda yağma suçunun oluşacağı da tabiidir.
Sanık Turan G. 27.10.1999 günü C.Savcılığına verdiği ifadede; "Asıl planımıza göre, ben mağdur Ömer'e sarılıp etkisiz hale getirecek, elini ayağını bağlayacak ve Muharrem ile Harun'a haber verecektim." şeklinde açıklamada bulunmuş,sanık Harun G. 28.10.1999 günlü kolluk ifadesinde; şikayetçi Aytekin'in işyerine rahatça girip çıkan sanık Turan'dan kimse şüphelenmeyeceği için, plan gereği sanık Turan'ın işyerine gidip saklanacağını, bekçilik yapan Ömer A'ı ilaçla uyutacağını, ellerini ve ayaklarını bağlayacağını, bunları bitirdikten sonra sanık Muharrem ile kendisine haber vereceğini belirtmiş, 29.10.1999 günü C.Savcısına verdiği ifadede ise; "Şikayetçi Aytekin ile samimi olan sanık Turan'ın şikayetçinin işyerine gidip saklanacağını, bir yolunu bulup şikayetçinin bekçilik yapan babası mağdur Ömer'in içeceğine hap koyup uyutacağını, daha sonra oradaki eşyayı kamyona yükleyip Muharrem'in İstanbul'da tuttuğu depoya götüreceklerini,
Ancak gece yarısı sanık Turan'ın telefon ederek mağdur Ömer'i yaraladığını söyleyerek kamyonu göndermesini istediğini, Ömer'in yaralandığını duyunca Turan'a mahsustan kamyoncuyu bulamadığını söylediğini,
. Planda Ömer'in uyutulması olduğunu, bu şekilde yaralanınca kamyonu göndermediğini, ayrıca uyutacak hapların sanık Muharrem tarafından eczaneden alınıp sanık Turan'a verildiğini" belirtmiştir.
Sanık Muharrem K. ise; sanık Turan'ın işyerini kapattığını, kendi makinelerinin şikayetçi Aytekin'in işyerinde olduğunu, ancak bunları götürecek parası olmadığını söyleyerek kendisinden sanık Harun'a yirmi milyon lira vermesini istediğini, bunun üzerine sanık Harun'a para verdiğini, olay gecesi de 03.30 sıralarında sanık Turan'ın telefonla kendisini arayarak Terminale gelmesini istemesi üzerine burada buluştuklarını, sanık Turan'ın şikayetçi Aytekin'in babasını yaraladığını belirterek kendisinden para istediğini söyleyerek kaçamaklı ikrarda bulunmuştur.
Şikayetçi Aytekin A. ise; cezaevinde C.Savcısının bilgisi dahilinde sanık Turan'la görüştüklerinde sanığın kendisine, "Muharrem K. bana hap verdi, sen sadece Ömer Amca'yı etkisiz hale getir, diğer kısımları biz hallederiz dediler. O nedenle bu işi yaptım." diye söylediğini belirterek, "hatta haplar cezaevinde sanığın üzerinden çıkmış" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Görüleceği üzere sanıklar arasında yapılan anlaşma; sanık Turan'ın anlatımına göre, mağdur Ömer'in sanık Turan tarafından sarılarak etkisizleştirilip el ve ayaklarının bağlanmasından sonra, sanık Harun'un anlatımına göre ise, mağdur Ömer'in sanık Turan tarafından ilaçla uyutularak elleri ve ayaklarının bağlanmasından sonra, telefonla haber verilmesi üzerine diğer sanıkların kamyonla gelip fabrikadaki makineleri ve malları yükleyerek Kartal'da önceden kiralanan depoya nakledip bilahare satmaları şeklindedir.
Mağdura sarılarak el ve ayaklarının bağlanıp etkisiz hale getirilmesi, yağma suçunun cebir ve şiddet unsurunu oluşturmaktadır. Öte yandan, mağdurun ilaçla uyutulması da TCY'nın 501. maddesine göre cebir ve şiddet sayıldığından, mağdurun ilaçla uyutulup malın alınması da yağma suçunu oluşturacaktır. Bu nedenle, hangi anlatım kabul edilirse edilsin, sanıkların anlaşmaları, geceleri fabrikada bekçi olarak kalan mağdur Ömer'in cebir ve şiddet kullanımı suretiyle etkisizleştirilip fabrikadaki makine ve malların alınmasına, dolayısıyla yağma suçuna yöneliktir.
Sanık Turan'ın yaptıkları plan dışına çıkarak ağırlık demiri ile mağdurun kafasına vurup hayati tehlike geçirecek biçimde yaralaması ve plan harici kendi nam ve hesabına mağdur Ömer'in parasını, montunu, oğlunun ruhsatlı silahı ile dört adet gömleği gasp etmesi nedeniyle TCY'nın 497/1. maddesinde tanımlanan nitelikli yağma suçu yalnızca sanık Turan yönünden tamamlanmıştır. Buna karşılık, mağdur Ömer'e uygulanacak cebir ve şiddetin yöntemi hususunda yaptıkları anlaşmanın dışına çıkıldığını, mağdurun kafasına demirle vurulup ağır biçimde yaralandığını öğrenerek eylemi tamamlamaktan vazgeçen sanıklar Harun G. ile Muharrem K. ise ancak o ana kadar gerçekleşen eylemden sorumludurlar. Sanıkların işlenmesi hususunda fikir ve irade birliğine vardıkları suç yağma suçudur. Anlaşma gereği, sanık Turan tarafından bu suçun icra hareketlerine başlanılmış, ancak tamamlanamamıştır. Bu nedenle, sanıkların eksik kalkışma aşamasında kaldığı anlaşılan eylemleri TCY'nın 497/1. maddesinde tanımlanan nitelikli yağma suçunu oluşturmaktadır.
Bu itibarla, sanıklar Hasan ve Muharrem'in suçlarını geceleyin bina içinden hırsızlığa eksik kalkışma olarak nitelendiren Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetli bulunmayıp bozulmasına karar verilmelidir.
b) Ferden işlediği etkili eylem suçu nedeniyle sanık Turan G. hakkında TCY'nın 457/1 maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediği hususuna gelince;
TCY'nın 456. maddesinde gösterilen bütün etkili eylem derecelerini kapsayan fiili ve şahsi ağırlaştırıcı nedenler 457. maddede iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre; etkili eylemde, TCY'nın 450. maddesinin 5. bendi ayrık tutulmak üzere diğer bentlerde yer alan ağırlaştırıcı nedenlerden birinin bulunması halinde, etkili eylemin 456. maddenin değişik fıkralarına göre belirlenecek olan cezası yarı oranında arttırılacaktır. TCY'nın 450. maddesinde ise öldürme suçunun ağırlatıcı nedenleri onbir bent halinde sayılmıştır. 457. maddenin 2. fıkrası uyarınca yapılan gönderme nedeniyle (5. bent ayrık olmak üzere) bu haller aynı zamanda etkili eylem suçunun da ağırlatıcı nedenlerini oluştururlar. TCY'nın 450. maddesinin 7. bendinde ise; öldürme (ya da etkili eylemin) başka bir suçu hazırlamak, kolaylaştırmak veya işlemek için gerçekleştirilmesi ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiştir. Burada öldürme suçu ya da TCY'nın 457/2. maddesinin yaptığı gönderme nedeniyle etkili eylem suçu, araç suçtur. Bu halde fail, araç suç olan öldürme veya etkili eylemi, diğer bir suçu hazırlamak veya kolaylaştırmak veya işlemek amacıyla gerçekleştirirse, faile TCY'nın 456. maddesinin ilgili fıkrası uyarınca verilecek cezanın aynı yasanın 457/2. maddesi uyarınca yarı oranında arttırılması gerekir.
Somut olayda; oğlunun tekstil fabrikasında geceleri bekçi olarak kalan mağdur Ömer'i etkisiz hale getirerek el ve ayaklarını bağlayıp fabrikadaki malları almayı amaçlayan sanık Turan, amaçladığı yağma suçunu gerçekleştirebilmek için mağduru yaraladığına göre, sanığın TCY'nın 456/2. maddesine uyan bu etkili eylemi diğer bir suçu işlemek ve kolaylaştırmak gayesiyle gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. TCY'nın 457/2. maddesinin gönderme yaptığı 450/7. maddede belirtilen ağırlaştırıcı neden olayda gerçekleşmiştir. Sanığa etkili eylem nedeniyle verilen cezanın TCY'nın 457/2. maddesi ile arttırılması gerekir.
Bu itibarla, olayda TCY'nın 457/2. maddesinin uygulanamayacağı yönündeki Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, (a) bendinde belirtilen bozma nedeni yönünden tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak, (b) bendindeki bozma nedeni yönünden sonucu itibariyle tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak 26.03.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy