(1412 S. K. m. 253, 326) (765 S. K. m. 81, 516, 517, 522)
Dava: Kamu malına zarar vermek suçundan sanıklar Murat Yağmakan ve Hasan Adıbelli'nin beraatlerine ilişkin İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.07.2001 gün ve 562/709 sayılı hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.12.2001 gün ve 25852/24982 sayı ile;
Hazırlık evrakı arasında yer alan İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş 2001/c-3 sayılı fezlekede suç konusu olayla ilgili soruşturma sırasında yakalanan sanıklar Murat Yağmakan ve Hasan Adıbelli'nin ifadelerinde 15.2.2001 günü Kadifekale-Kosova mahallesi otobüs son durağında belediyeye ait otobüsün camlarının kırılması olayına fiilen katıldıklarını beyan ettiklerinin bildirildiği ve aynı olayla ilgili olarak haklarında İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesince 29.8.2001 tarihli iddianame ile dava açıldığı, suça iştirak eden küçük sanık Şefik Özalp hakkındaki Hz. 2001/506 sayılı evrakın ayrıldığının anlaşıldığı cihetle; adı geçen dava dosyaları getirtilip sonuçları araştırılmadan, ilgili ifade örnekleri alınıp dosyaya konulmadan, otobüs şoförü Ergül Erkal dinlenip sanıklar bu tanığa teşhis ettirilmeden, sanıkların savunmalarında ileri sürdükleri gibi suç tarihinde işyerlerinde bulunup bulunmadıkları araştırılmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 05.03.2002 gün ve 98/190 sayı ile; ilgili mahkemelerdeki yargılamanın sadece yargılanan o kişileri ilgilendirdiği, tanık şoför Ergül Erkan'ın müracaat tutanağındaki ifadelerinde suçluların hiçbirini tanımadığını ve yüzlerini görmediğini belirtmesi nedeniyle bu tanığa teşhis yaptırılmasının herhangi bir anlamının bulunmadığı, sanıkların savunmalarına göre suçsuzluklarının ispatlanmaya kalkışılmasının da usule uygun olmayacağı gerekçesiyle, önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 25.06.2002 günlü bozma istekli tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar Murat Yağmakan ve Hasan Adıbelli'nin kamu malına zarar vermek suçundan beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; soruşturmanın genişletilmesi gerektiği gerekçesiyle sanıklar aleyhine hüküm doğurabilecek şekilde bozulmuştur.
Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, CYUY'nın 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur. Böylece sanığa bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu hüküm, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
İncelenen dosyada, hükümler sanıklar aleyhine bozulduğu halde bozmadan sonra davetiye ile çağrılmalarına karşın duruşmaya gelmeyen sanıkların bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan CYUY'nın 326. maddesine aykırı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, sanıklar hakkında Yerel Mahkemede İzmir C. Başsavcılığının 26.04.2001 günlü ve 7436 esas sayılı iddianamesiyle; 15.02.2001 günü haklarındaki evrak ayrılan sanık Ersin ve yanlarında iki kişi daha olduğu halde Kadifekale-Kosova otobüslerinin son durağında İzmir Büyükşehir Belediyesine ait 93-238 plakalı otobüse taş atarak camını kırdıkları iddia edilerek, kamu malına zarar vermek suçundan TCY'nın 516/3, 517, 522 ve 81. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, yine dosyada faks fotokopisi bulunan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2001 gün ve 412 Hz. sayılı iddianamesi ile de, aynı sanıklar hakkında 15.02.2001 günü örgütsel amaçlı eylem yapma konusunda karar alarak belediye otobüsünü taşlayıp zarar verdikleri iddiasıyla, yasa dışı örgüte yardım ve yataklık suçundan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Ceza yargılaması yapılabilmesi için bir takım olmazsa olmaz (sine Äua non) koşullar aranır. Koşulun bulunmaması yargılamaya engel olur.
Bu koşullardan biri yargı bulunmaması koşuludur. Bir ceza yargılamasının bir yargı ile sona ermesinin otorite diye adlandırılan özelliklerinden biri yargının değerliliğidir. Bu da yargının yerine getirilmesi ve gözönünde tutulabilmesidir. Gözönünde tutma, amacı gerçekleştirme olmayıp, sonuçlar çıkarmadır. Bu sonuçların bir çeşidi de aynı suçtan dolayı aynı sanık aleyhine tekrar ceza davası açılamamasıdır. Yargının değerlilik otoritesinin bir çeşidi olarak Ne bis in idem diye ifade edilen bu kural yargılama hukukunun ana ilkelerindendir. Kanunlarda açıkça yazılı olmadan da yaşayan hukuk normu olarak uygulanan ve doktrinde de kabul olunan bu ilke 1973 yılında yasamıza girmiştir. 253. madde bunu aynı konuda aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm varsa diye ifade etmiş ve bu durumda son soruşturmada davanın reddi kararı verileceğini belirtmiştir. (Prof. Dr. Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, Yedinci bası, s.84)
Ceza yargılamasının bir diğer koşulu da aynı davaya bakılmakta olmaması koşuludur. Buna göre, bir eylemden dolayı bir kimse aleyhine bir ceza davası açıldıktan sonra o davanın yargılaması sona ermeden, aynı eylemden dolayı aynı kişi hakkında ikinci bir ceza davası açılamaz. Bu nedenle, aynı davaya bakılmakta olması ikinci veya daha fazla defa davanın açılmasına ve yargılamanın tekrarına engeldir. Bu koşul CYUY'nın 253. maddesinde aynı konuda aynı sanık hakkında açılmış bir dava var ise denilerek ifade edilmiş, bu halde davanın reddine karar verileceği belirtilmiştir.
İnceleme konusu olayda ise, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde açılan, sanıkları ve eylemleri aynı olan kamu davasına ait dosya Yerel Mahkemece getirtilerek incelenmemiş, davalardan hangisinin önce açıldığı ve ulaştığı aşama ile sonucu belirlenmemiş, dolayısıyla yargılama koşulunun olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamıştır.
Bu itibarla, yukarıda açıklandığı üzere Yerel Mahkemece iki yönden Usul Yasasına aykırı davranıldığından, diğer yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu usuli nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle açıklanan iki usuli nedenden dolayı BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2002 günü tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy