(1412 S. K. m. 260, 261, 268, 308) (765 s. CK. m. 81/2, 403/5)
Esrar ve eroin satmak suçundan sanık Veysel B'ın TCY.nın 403/5, 81/2. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay ağır hapis ve 27.300.000 lira ağır para cezası ve fer'i ceza ile cezalandırılmasına ilişkin Alanya Ağır Ceza Mahkemesince 29.03.2000 gün ve 272/88 sayı ile verilen kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 19.04.2001 gün ve 2920/13129 sayı ile; "Sanığın evinde satışa hazır vaziyette 2,6 gram eroin de bulunduğu anlaşıldığı halde TCK.nun 403/6. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi ve nispi ağır para cezasının tayininde bu eroinin dikkate alınmaması, TCK.nun 81/2. maddesinin uygulanması sırasında nispi ağır para cezasında da artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mahkemece "sanıkta ele geçen uyuşturucunun nitelik ve miktarı nazara alınarak ve hakkında bir çok suçtan hükümlü bulunması" gerekçe yapılarak temel ceza alt sınırın üzerinde tayin edilmiş ise de, ele geçen esrarın 545.051 gramdan ibaret olmasına, emsal dosyalar, hak ve nesafet kuralları, sabıkası nedeniyle cezanın ayrıca artırılması nazara alınarak belirlenmesi gerekirken, takdirde yanılgı sonucu temel cezanın asgari haddin çok üzerinde belirlenmiş olması,
2- Tekerrüre esas alınan Kemer Asliye Ceza Mahkemesi, 05.03.1996 gün ve 1994/244 - 1996/78 sayılı kararının infaz edilip edilmediği ve bihakkın tahliye tarihi araştırılıp belgeleri getirtilmeden sanık hakkında TCK.nun 81/2. maddesinin uygulanması,
3- Sanık hakkında TCK.nun 81/2. maddesinin uygulama sırasında, ikinci suç için tayin edilecek cezada tekerrürden dolayı yapılacak artırımın önceki suç için hükmedilmiş olan cezaların en ağırından fazla olamayacağına dair TCK.nun 81/3. maddesinin nazara alınmaması sonucu fazla cezaya hükmedilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 16.07.2001 gün ve 190/334 sayı ile bozma ilamının diğer kısımlarına uymakla beraber (1) nolu bozma nedeni yönünden;
"Sanık Veysel B'ın Adli Sicil kaydı tetkik edildiğinde belirli bir olgunluğa eriştikten sonra yaşamının her döneminde sürekli suç işleme alışkanlığı içersinde bulunduğu ve bu suçların da genel olarak büyük bir kısmının uyuşturucu madde ticareti ve kullanılmasına ilişkin bulunduğu ve verilen cezaların da infaz edildiği açıktır. Bununla birlikte sanık Veysel B. hakkında 24.07.1998 ve 24-26.11.1998 tarihlerinden sonra işlediği benzer nitelikteki suçundan dolayı da mahkememizin 16.02.2000 tarih ve 1999/216 E. 2000/38 K. sayılı mahkumiyet kararında da sanığın TCK.nun 403/5. maddesi uyarınca benzer gerekçelerle taktiren ve teşdiden uygulama yapılmak suretiyle 8 yıl ağır hapis cezası verilerek hakkında TCK.nun 80 ve 81. maddelerinin uygulanması sonucu toplam ceza miktarının 8 yıl 14 ay olarak belirlendiği, Kemer Asliye Ceza Mahkemesinin tekerrüre esas mahkumiyet ilamı da esas alındığı, sanık Veysel B. tarafından temyiz edilen mahkumiyet karanının Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından TCK.nun 80. maddesinin uygulanması isabetsizliği nedeniyle bozulduğu, Yargıtay ilamında temel ceza tayininin asgari haddin üstünde tayin edilmesine ilişkin herhangi bir bozma nedeninin bulunmadığı da açıktır. Kaldı ki, bu dosyada yargılamaya konu uyuşturucu madde miktarı 27.360 gr. dır.
21.11.1990 tarih ve 3679 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik TCK.nun 29. maddesinde hakimin iki sınır arasındaki temel cezayı tayin ederken failin amacı, geçmişi, şahsi ve sosyal durumunun önem arzedeceğini belirtmiş olması sanık Veysel B'ın neredeyse uyuşturucu madde ticaretini meslek edinme düzeyinde bulunduğu, Adli Sicil kaydına göre geçmişte bir çok suçtan hükümlü bulunması toplum içersindeki şahsi ve sosyal durumunun da bu nedenle olumsuzluk göstermesi nedenlerinden dolayı temel ceza tayin edilirken mahkememizce alt sınırdan uzaklaşılarak alt ve üst sınır ortasında TCK.nun 403/5. maddesi gereğince ceza tayininin hak ve nesafet kurallarına uygun olduğuna dair tam bir vicdani kanaat ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiğinden, öncelikle mahkememiz kararında bu yönde usul ve yasaya aykırı bir cihet bulunmamaktadır.
Yine bu suçtan sonraki tarihte işlediği diğer benzer bir suçtan dolayı da sanık hakkında TCK.nun 403/5. maddesi uyarınca taktiren ve teşdiden 8 yıl ceza tayin edilmiş olması ve bu mahkumiyet kararının Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından bu yönden eleştirilmemesi de mahkememizin uygulamasının yerinde olduğunu gösterdiği gibi Yargıtay Ceza Dairelerinin uygulamalarının mahkemelere yol gösterici ve uygulamada birliği sağlayıcı olma noktasında da çelişki arzetmektedir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık Veysel ile direnme kapsamı dışında kalan sanık Ahmet vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 06.02.2002 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel ceza belirlenirken takdirde yanılgı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında vurgulandığı üzere, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından Yerel Mahkemelerce direnme kararlarında da CYUY.nın 260, 261, 268 ve 308. maddeleri gereğince yeniden hüküm kurulmalıdır.
Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. "Sorun" bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, "gerekçe" kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. "Sonuç", hüküm kısmında ise, CYUY.nın 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın olanaklı bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
İncelenen dosyada Yerel Mahkeme bu ilkeler doğrultusunda işlem yapmamış, bozulmakla ortadan kalkan eski hükümde direnilmesine karar verdikten sonra sadece direnme nedenlerini açıklamakla yetinmiştir. Direnme kararında, olay anlatılmamış, neden bu sonuca varıldığı açıklanmamış ve hukuki nitelendirmeye yer verilmemiştir. Karar, sorun ve gerekçe bölümünü ihtiva etmediğinden diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle bu usuli nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle bu usuli nedenden dolayı BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.03.2002 tarihinde sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy