(213 S. K. m. 344, 359) (193 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 345) (2978 S. K. m. 1, 6) (5422 S. K. m. 7) (YCGK 02.05.2000 T. 2000/11-90 E. 2000/96 K.)
Dava: Vergi Usul Yasası'na aykırı davranmaktan sanık Muammer Turan'ın eyleminin 2978 sayılı Yasa kapsamında olduğundan bahisle sanığın eyleminin idari para cezasını gerektirdiği ve sanık tarafından bu para cezası ödenmiş olduğundan beraatına ilişkin Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 16.02.1999 gün ve 282-16 sayı ile verilen kararın katılan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nce 11.10.2000 gün ve 3842-4348 sayı ile;
1- Dairemizin süreklilik gösteren içtihatları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.2000 gün ve 11-90/95 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahte olduğu iddia olunan ödeme kaydedici cihaz fişlerini 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 63. maddesi uyarınca özel gider indiriminde kullanmaktan ibaret eylemin TCK.nun 345. maddesinde öngörülen suçu oluşturacağı gözetilmeden, belgelerin vergi iadesinde kullanıldığı kabulüne dayanılarak suç vasfının tayininde yanılgıya düşülüp 2978 sayılı Yasaya muhalefetten yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
2- Kabule göre de, görevsizlik yerine beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 01.02.2001 gün ve 360-42 sayı ile, Sanık Devlet memuru olup yıl sonunda vergi iadesi almak için ibraz ettiği fiş ve faturalardan bazılarının sahte olduğundan bahisle hakkında kamu davası açılmıştır.
Söz konusu suç 213 sayılı Yasa kapsamında olmayıp, 2978 sayılı Yasa kapsamında kalmaktadır. Bu suçun yaptırımı ise ilgili yasanın 3239 sayılı Yasanın 88. maddesi ile değişik 6. maddesi ile düzenlenmiştir.
İlgili Yasa idari para cezasını gerektirmekte olup, sanık bu para cezasını ödemiş olduğundan unsurları oluşmayan suçtan beraatına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da katılan Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 09.04.2002 günlü tebliğnamesi ile 11. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire İle Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Yasasının Gerçek Ücretler başlığını taşıyan 63. maddesinin 1 nci fıkrasında, Ücretin gerçek safi değeri işveren tarafından verilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatler toplamından aşağıdaki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktardır. denildikten sonra aynı fıkranın 5 nci bendinde Mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, giyim ve kira harcamalarının yıllık toplam tutarının 1/3'ü,
Şu kadar ki indirim konusu harcamaların Türkiye'de yapılması, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi ve bu belgelerin işverene verilmesi şarttır. Bu suretle hesaplanan indirim tutarı, harcamanın yapıldığı yıla ait ücretin yıllık vergi matrahının %35'ini geçemez. Bu indirim de dikkate alınmak suretiyle hesaplanan vergi ile mükellefin o yıl içinde tevkif suretiyle ödediği vergi tutarı arasındaki fark, ücretlinin ertesi yılda ödeyeceği gelir vergisinden mahsup edilir veya işverenler aracılığı ile kendisine nakden iade edilir... hükmü yer almaktadır.
2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Yasanın Amaç ve Kapsam başlığını taşıyan 1. maddesinde ise, Tam mükellefiyete tabi olup, ücret geliri elde edenler, ticari, zirai (Küçük çiftçi muaflığından yararlananlar dahil) veya mesleki kazançları nedeniyle gelir vergisine tabi olan mükellefler, emekli, maluliyet, dul ve yetim maaşı alanlar ile bunların, eş, çocuk ve bakmakla yükümlü oldukları kimselerin; kamu idare ve müesseseleri, gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ve kurumlar vergisi mükelleflerinden (Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 7 inci maddesi ile vergiden muaf tutulmuş kurumlar dahil) aşağıda yazılı mal ve hizmet alımları vergi iadesine tabi tutulur. hükmüne yer verilmiş ve bunlar 14 bent halinde sayılarak aynı maddenin 3. fıkrasında Yukarıda sayılan mal ve hizmet alımları, fatura, serbest meslek makbuzu, kamu idare ve müesseseleri tarafından verilen belgeler ve birden fazla bağımsız bölümü muhtevi binalarda münhasıran ortak yakacak giderlerinden müstakil birim başına isabet eden gideri gösteren belgelerle tevsik edilir... hükmü yer almıştır.
Ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın 63. maddesinin 5. bendine dayanılarak çıkarılan ve 18.5.1994 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 176 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin f. bendi, 1. fıkrası, işverenler yanlarında çalıştırdıkları ücretlilerin, ücretlerinden tevkif ettikleri vergilerin doğru olarak beyan edilip ödenmesinden sorumludur; 6. fıkrası, şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyanı hükmündedir.; 7. fıkrası ise, Yukarıdaki fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez hükümlerini taşımaktadır.
Görüldüğü üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın 63. maddesinde öngörülen Özel gider indirimi, ücretlilerin gelir vergisi itibariyle vergi matrahlarını belirleme bakımından getirilmiş bir düzenleme olup, vergi iadesinin esas ve usullerini belirleyen, vergi iadesini öngören 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Yasa hükümlerinden ayrı düzenlemeleri içermektedir. Bu nedenle her ikisi birbirinden farklıdır.
Öte yandan, usulsüz veya sahte harcama belgesi kullanan emekli, dul ve yetim aylığı alanlar hakkında 2978 sayılı Yasanın 6. maddesi uygulanırken, aynı Yasaya göre vergi iadesi alan, ancak daha sonra yapılacak iadenin hesaplanma şekli Bakanlar Kurulu kararı ile değişen ücretlilere 213 sayılı Yasanın uygulanması, adaletsizliğe yol açacak, hak ve nesafet ile eşitlik ilkelerine aykırı olacaktır.
Ayrıca, özel gider indiriminde kullanılan ve gerçeğe aykırı olan belgelerin düzen-lenmesine katılmadan yalnızca kullananlar hakkında, 2978 sayılı Yasanın 6. maddesi ile vergi idaresince para cezası hükmolunacağının kabul edilmesi karşısında, bu özel hükmün uygulanması gerektiğinden genel hüküm olan TCY.nın 345. maddesinin uygulanma olanağı da yoktur. Kaldı ki, TCY.nın 345. maddesinin uygulanması hususunda Özel Daire kararına dayanak yapılan Ceza Genel Kurulunun 02.05.2000 gün ve 90-96 sayılı kararı, bir Yerel Mahkemece noksan soruşturma ile direnme kararı verilmesi isabetsizliğinden, soruşturmanın genişletilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun saptanmasının gerekmesi nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkin olup, anılan kararda uyuşmazlık konusunu ilgilendiren somut bir ilke saptanması söz konusu değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Suça konu belge, Yenimahalle Vergi Dairesi mükellefi olan Abdullah Uğur'a ait 49.940.000 lira tutarındaki ödeme kaydedici cihaz fişidir. Vergi Denetmeni Beşir Atmaca tarafından düzenlenen 19.06.1997 günlü vergi inceleme raporu ile 05.07.1997 günlü kaçakçılık suçu raporlarında sanığın, herhangi bir mal ve hizmet karşılığı olmadan düzenlenen belgeleri özel gider indiriminde kullanmak suretiyle Mart 1997 tarihinde 1.580.000 lira ve Nisan 1997 tarihinde 2.549.000 lira tutarında gelir vergisinin haksız yere mahsup edilmesi sonucunda vergi kaybına neden olduğu, VUY.nın 344/2. maddesi uyarınca kaçakçılık suçunu işlediği, hakkında aynı Yasanın 359. maddesi gereğince kamu davası açılması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, bir kamu kurumunda memur olarak çalıştığını, iş arkadaşları ile aralarında vergi iadesi fişini tamamlamak için fiş aldıklarını, bunların sahte olduklarını bilmediğini, suça konu ödeme kaydedici cihaz fişinin gerçek bir alışverişe ait olduğunu, bu fişin sahte olarak düzenlendiğini bilmesinin mümkün olmadığını, bu belgeye dayalı olarak yararlandığı vergi iadesi karşılığında 13.637.000 lira ceza ödediğini beyan etmiştir.
Sanığın savunmasında belirttiği gibi, haksız vergi iadesi aldığının saptanması üzerine Vergi Dairesine 09.01.1998 tarihinde 13.637.000 lira ve 8.455.000 lira olarak iki kez ödeme yaptığına ilişkin dekontlar dosyada bulunmaktadır. O halde ücretli olarak çalışan sanığın, sahte ödeme kaydedici cihaz fişini özel gider indiriminde kullanmaktan ibaret eyleminin 2978 sayılı Yasanın 6. maddesine uygun olduğu açıktır. Haksız olarak ödenen vergi iadesi karşılığında belirlenecek idari para cezasının sanık tarafından vergi dairesine ödendiği sabit olduğuna ve açılan davaya göre, sonucu itibariyle doğru olan Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin sonucu itibariyle doğru bulunan direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 08.10.2002 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy