(4616 S. K. m. 1) (2709 S. K. m. 2, 36, 38)
Bedelsiz kalan senedi tahsile koymak suçundan sanık H. Karaçalı'nın beraatına ait Babaeski Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.10.1999 tarih ve 68/170 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 28.03.2001 tarih ve 1464/2463 sayı ile;
Hükümden sonra 22.12.2000 tarih ve 24268 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarih yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4 ve takip eden bentleri uyarınca müsnet suçun niteliği, işlendiği gün ve yasa maddesinde ön görülen cezanın üst sınırı dikkate alınarak yeniden takdir ve değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması isabetsizliğinden diğer yönler incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 25.05.2001 tarih ve 143/199 sayı ile;
Beraat kararının sanık lehine olduğu, dosyanın esasının incelenerek beraat kararının yerinde olmadığının saptanması halinde, bu husus belirtilerek 4616 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması yönünden hükmün bozulmasına karar verilebileceği gerekçesiyle, ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 27.06.2002 tarih ve 104805 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, 4616 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 4 üncü bendi kapsamında kalan bir suç sebebiyle verilen beraata ait hükmün esasına ait temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için sanığın hukuki durumunun 4616 sayılı Yasanın, Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler getiren 4758 sayılı Kanun hükümleri ve Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri doğrultusunda ele alınmasında zorunluluk bulunmaktadır.
23.05.2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 4616 sayılı Kanunun 1 inci maddesine eklenen 4 üncü bendinde; 23 Nisan 1999 gününe kadar işlenmiş ve ilgili yasa maddesinde ön görülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zaman aşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suçun dava zaman aşımı süresi içerisinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Bu bentle ilgili olarak bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur. Mahkumiyet halinde verilen ceza, dava zaman aşımı süresince ertelenir. Bu süre için erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde ertelenen ceza da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, mahkumiyet vaki olmamış sayılır hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 4616 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 4 üncü bendinin de, iptal edilmesine ait 18.7.2001 tarih ve 4-332 sayılı kararında iptal gerekçesi olarak Anayasanın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ise suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz hükmü getirilmiştir. İtiraz konusu kuralla getirilen mahkumiyetine yeterli kanıtlar bulunanlar bakımından hükümlülüğün engellenmesi kuralı lehte ise de hazırlık soruşturması yapılarak kamu davası açmaya yeterli delil bulunmaması halinde takipsizlik kararıyla sonuçlandırılabilecekler veya yargılama sonucunda beraat edebilecekler yönünden aleyhte sonuç doğuracağı açıktır. Hakkında kimi sebeplerle yanlışlıkla kamu davası açılmış kişilerin (başkasının kimlik bilgileri verilerek suçla ilgisi olmayan kişiler hakkında kamu davası açılması gibi) hukuk devleti olmanın gereği olarak gerçeği savunup aklanabilecekleri söz konusu olabilecekken dava ertelenmesiyle bu hakları ellerinden alınmış olmaktadır. Bu durumu, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 36. ve 38. maddelerinde belirtilen ilkelerle bağdaştırmak olanaksızdır. denilmesi karşısında iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler getiren 4758 sayılı Yasayla, 4 üncü bentle ilgili olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturma veya davaya devam edilmesi hususunda üç aylık bir süre getirildiği görülmektedir. Böyle bir başvuru halinde soruşturma veya davaya devam olunacak, ancak mahkumiyet halinde verilen ceza dava zaman aşımı süresince ertelenecektir. Anayasa Mahkemesinin, anılan bendin iptal gerekçesi ile yeni Kanuni düzenlemenin metninden beraat kararlarının temyiz davaları açılması halinde, esasına girilerek tetkiki gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu itibarla dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan sebeplerle Yerel Mahkeme hükmünün esasına ait temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 11. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 17.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy