(213 S. K. m. 344, 359, 367)
Sanığın 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 15 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 52.500.000 lira vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine ilişkin, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2000 gün ve 301/38 sayılı hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.01.2002 gün ve 8943/592 sayı ile;
"Defterdar yardımcısı vekilinin, 213 sayılı Kanunun 367. maddesine göre defterdar tarafından verilmesi gereken ve dava şartı olan mütalaayı imzalamaya yetkisi olup olmadığı araştırılıp, varsa buna ilişkin yetki veya görev belgesi getirtilerek dava dosyası içine konulmadan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 06.05.2002 gün ve 112/89 sayı ile; "Vergi Usul Kanununun 367. maddesinde "yaptıkları inceleme sırasında 359 ve 360. maddelerde yazılı kaçakçılık ve iştirak suçlarını tespit eden Maliye Müfettişleri Hesap Uzmanları ile bunların muavinleri ve Gelirler Kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın veya gelirler bölge müdürlüğünün mütalaası ile keyfiyetin yetkili C.Savcılığına bildirilmesi mecburidir." hükmü ile Defterdarlığın veya Gelirler Bölge Müdürlüğünün mütalaasının yeterli olacağı defterdarın veya Bölge müdürünün bizzatihi imzalama mecburiyetinin bulunmadığı bu makamları temsilen yardımcıları veya orada görevli herhangi bir kişinin bu mütalaayı usulüne uygun ve resmi evrakın şartlarını haiz mütalaanın imzalanması yeterlidir. İmzanın kime ait olduğu yetkili olup olmadığını araştırılması Vergi Usul Kanununda ve Türk Ceza Kanununda istenilen bir hüküm değildir. Asıl olan resmi belgenin yeterli şartları taşıyıp taşımadığıdır. Bu tür belgeler aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan belgelerdir. Bu belgenin sahteliği iddia edilmediği veya böyle bir talep bulunmadığı sürece bu resmi belge yeterli ve geçerli bir resmi belgedir. Bu nedenle mahkememizin Defterdar Yardımcısının yetkili olup olmadığını imzanın kendisine ait olup olmadığını araştırma gibi bir mükellefiyeti de yoktur. Yılda on binlerce Vergi Usul Kanununa Muhalefetten davanın açıldığı ve bu mütalaaların hiçbirinde yetkili imzasının araştırılması gibi bir usulün de ittihaz edilmediği böyle bir araştırmanın davanın esasına da etkili olmayacağı" görüşüyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz olunması üzerine dosya, Yargıtay C.Baş-savcılığının "onama" istekli 16.09.2002 gün ve 90333 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosyada;
Sanık Kemalettin T.'ın 1995 ve 1996 yılı hesaplarının Gelir vergisi ve KDV. yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen 09.10.1998 tarihli vergi inceleme raporunda, sahte fatura kullanmak suretiyle vergi ziyaına neden olunduğunun saptanması üzerine, Vergi Denetmeni Nurcan Aydın tarafından 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 344, 359 ve 367. maddeleri uyarınca işlem yapılması gerektiği belirtilerek 19.10.1998 tarihli kaçakçılık raporu düzenlenmiş, rapor ve ekleri, sanık hakkında VUY.nın 359 ve 367. maddeleri uyarınca işlem yapılmasının uygun olacağı görüşüyle Defterdar adına, Defterdar Yardımcısı vekili Sinan A. imzasıyla C.Başsavcılığına gönderilmiştir.
Vergi Usul Yasasının 367 nci maddesinde; yaptıkları inceleme sırasında VUY.nın 359 ve 360. maddelerinde yazılı kaçakçılık veya iştirak suçlarının işlendiğini saptayan, maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların muavinleri ve gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörler tarafından doğrudan doğruya, vergi incelemesine yetkili diğer memurlar tarafından ise ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın veya gelirler bölge müdürlüğünün mütalaasıyla durumun yetkili C.Savcılığına bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Bu zorunluluk bir dava koşuludur. CYUY.nın 253. maddesinde; kovuşturmanın ve dolayısıyla yargılamanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere yargılamanın durmasına, şartın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde davanın düşmesine karar verileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; vergi incelemesi, vergi denetmeni tarafından yapılarak, inceleme ve kaçakçılık suçu raporu düzenlenmiştir. VUY.nın 367. maddesinde vergi denetmenleri inceleme sırasında saptadıkları kaçakçılık ve iştirak suçlarını doğrudan doğruya C.Savcılığına bildirecek kişiler arasında sayılmamış olup, vergi denetmeni tarafından düzenlenen rapor ancak vergi dairesinin bağlı bulunduğu defterdarlığın veya gelirler bölge müdürlüğünün mütalaasıyla C.Başsavcılığına bildirilebilir, diğer yönden defterdar yardımcısı da maddede mütalaa vermekle veya doğrudan bildirimle yetkili sayılan kişiler arasında sayılmamıştır. Bu nedenle öncelikle dava koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, mütalaayı defterdar adına, imzalayan defterdar yardımcısı vekili Sinan A.'ın, mütalaayı imzalamaya yetkisi olup olmadığı, varsa buna ait yetki ve görev belgesi getirtilerek dosya içine konulması ve bundan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle direnilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle, Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi, Yerel Mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğu yönünde oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeyen direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak 08.10.2002 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy