(2004 S. K. m. 19, 337, 353, 365, 366) (1412 S. K. m. 317, 322) (765 S. K. m. 102, 105, 106) (2429 S. K. m. 2) (YCGK. E : 1939/22, K : 1939/31, 29.03.1939)
Dava: Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık Engin G'ın İİY.nın 337. maddesi uyarınca 10 gün hafif hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bergama İcra Ceza Mahkemesinden verilen 14.09.2001 gün ve 398-935 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 06.03.2002 gün ve 1306-1180 sayı ile; "Sanık temyiz dilekçesini süresi içinde vermediğinden temyiz isteğinin CMUK.nun 317.ve İİY.nun 365. maddeleri gereğince reddine" karar vermiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 19.04.2002 gün ve 10420 sayı ile; "Hükmün sanığa tebliğ tarihi 11.12.2001 olup İİK.nun 353. maddesi gereğince temyiz süresi tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür. 7 günlük sürenin son günü tatile tesadüf edip mehil ertesi gün biteceğinden ve sanık 19.12.2001 günü temyiz ettiğinden temyiz süresindedir." görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına, hüküm tarihinden inceleme tarihine kadar TCK.nun 102/6. maddesi gereğince 6 aylık zamanaşımı süresi dolduğundan İİK. nun 366. maddesi gereğince hükmün bozulmasına ve CMUK.nun 322. maddesi uyarınca davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın mal beyanında bulunmamak suçundan İİY.nın 337. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanığın temyiz inceleme istemini süresi içinde gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususuna ilişkindir.
İİY.nın 353. maddesi uyarınca tetkik merciinin kararı tefhim veya tebliğden yedi gün içinde temyiz olunabilir. Aynı Yasanın 19. maddesinin 1.fıkrasına göre; gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz, 3.fıkrasına göre de; bir sürenin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, süre tatili takip eden günde biter.
İnceleme konusu olayda;
Hüküm sanığın yokluğunda verilmiş, gerekçeli karar ise 11.12.2001 günü kendisine tebliğ edilmiştir. Kararın tebliği ile başlayan yedi günlük temyiz süresinin son günü olan 18.12.2001 günü, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Yasanın 2. maddesinde genel tatil olarak belirlenen Ramazan Bayramı'nın son gününe rastladığından, sanığın bu günü izleyen 19.12.2001 tarihinde yaptığı temyiz başvurusu süresindedir.
Bu bakımdan, Yargıtay C.Başsavcılığının sanığın temyiz başvurusunu yasal süre içinde gerçekleştirdiğine ilişen itirazı isabetlidir..
Öte yandan, sanığa yüklenen mal beyanında bulunmama suçu İİY.nın 337. maddesinde düzenlenmiş olup maddede yazılı cezanın üst sınırına göre TCY.nın 106/2. maddesi uyarınca altı aylık asli dava zamanaşımına tabidir. Aynı yasanın 105. maddesinin 1. fıkrası gereğince, yasanın zamanaşımını bir seneden aşağı tayin ettiği hallerde her türlü usuli işlem zamanaşımını kesecektir. Yine aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca bir sene içinde mahkumiyet kararı verilmelidir. Ancak, 09.03.1939 gün ve 22-31 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Ceza Genel Kurulumuzun 07.07.1998 gün ve 197-164 ve 22.01.2002 gün ve 410-7 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, suç tarihinden itibaren başlayacak bir senelik sürenin başında veya sonunda olduğuna bakılmaksızın mahkumiyet kararı verilmekle zamanaşımı kesilmekte ve altı aylık asli dava zamanaşımı yeniden başlamaktadır.
Somut olayda, suç tarihi olan 24.04.2001 gününden itibaren başlayan bir yıllık süre içinde 14.09.2001 günü mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayan altı aylık dava zamanaşımı ise, inceleme tarihinden önce 14.03.2002 günü dolmuştur. Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, sanığın temyiz inceleme isteğinin süre yönünden reddine ilişkin Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin sanığın temyiz inceleme isteminin süre yönünden reddine ilişkin 06.03.2002 gün ve 1306-1180 sayılı kararının KALDIRILMASINA, inceleme tarihinde dava zamanaşımı dolmuş bulunduğundan Yerel Mahkeme hükmünün bu nedenle BOZULMASINA, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY.nın 102/6 ve 105/2. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 07.05.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy